İnternet Tarayıcınızın Javascript Desteği Kapalıdır.
 Edebiyat ve Sanat Akademisi websitesini aktif bir şekilde kullanmak için JavaScript tarayıcınızda etkinleştirilmelidir. Tarayıcınızı kullanarak Edebiyat ve Sanat Akademisine erişim sağlarken zorluk ile karşılaşırsanız, JavaScript'in açık olup olmadığını kontrol edin.

Aşağıdaki Konu başlıkları MAC ve WİNDOWS işletimleri üzerinde çalışan EXPLORER, FİREFOX, SAFARİ ve OPERA internet tarayıcıları üzerinde JavaScript etkinleştirmesinin nasıl yapılacağı anlatılmıştır.

WİNDOWS LOGO
WINDOWS İŞETİM SİSTEMİ ÜZERİNDE;
MAC LOGO
MAC İŞETİM SİSTEMİ ÜZERİNDE;

Windows'taki Internet Explorer'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. tarayıcınızda Araçlar 'ı ve ardından Internet Seçenekleri 'ni tıklatın.
  2. Internet Seçenekleri iletişim kutusunda Güvenlik sekmesini tıklatın.
  3. Özel Düzey 'i tıklatın.
  4. Güvenlik Ayarları iletişim kutusunda Komut altında Etkin komut kısmında Etkinleştir 'i tıklatın.
  5. Tamam 'ı tıklatın
  6. Onay iletişim kutusunda Evet 'i tıklatın.
  7. Ayarlarınızı kaydetmek için Tamam 'ı tıklatın.
Windows'taki Mozilla Firefox'ta JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızda Araçlar 'ı ve ardından Seçenekler 'i tıklatın.
  2. Seçenekler iletişim kutusunda, İçerik 'i tıklatın.
  3. JavaScript'i Etkinleştir seçeneğini işaretleyin ve ardından Tamam 'ı tıklatın.
Mac'teki Mozilla Firefox'ta JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızda, Ayarlar 'ı tıklatın.
  2. Görüntülenen iletişim kutusunda İçerik 'i tıklatın.
  3. Görüntülenen iletişim kutusunda Güvenlik 'i tıklatın.
  4. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin ve ardından pencereyi kapatın.
Windows'taki Google Chrome'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızı açın ve ardından sağ üst köşede görünen ayarlar simgesine tıklayın.
  2. Açılan menüde, Ayarlar 'ı tıklatın.
  3. Ayarlar sayfasında, Gelişmiş ayarları göster 'i tıklatın.
  4. Gizlilik bölümünde İçerik ayarları'nı tıklayın.
  5. JavaScript bölümünde Tüm sitelerin JavaScript çalıştırmasına izin ver'i seçin.
  6. Tamam 'ı tıklatın.
Mac'teki Google Chrome'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Mac menü çubuğunda, Chrome 'u ve ardından Tercihler 'i tıklatın.
  2. Ayarlar sayfasında, Gelişmiş ayarları göster 'i tıklatın.
  3. Gizlilik bölümü altında İçerik ayarları 'nı tıklatın.
  4. JavaScript bölümünde Tüm sitelerde JavaScript çalışmasına izin ver 'i tıklatın.
  5. Bitti 'yi tıklatın.
  6. Ayarlar sayfasını kapatın.
Windows'taki Apple Safari'de JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızda, sağ tarafta görünen ayarlar resmi simgesini tıklatın.
  2. Tercihler 'i seçin.
  3. Genel iletişim kutusunda Güvenlik 'i tıklatın.
    İletişim kutusu adı Güvenlik olarak değişir.
  4. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin.
Mac'teki Apple Safari'de JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Mac menü çubuğunda, Safari 'yi ve ardından Tercihler 'i tıklatın.
  2. Görüntülenen iletişim kutusunda Güvenlik 'i tıklatın.
  3. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin ve ardından pencereyi kapatın.
Windows'taki Opera'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızı açın.
  2. Menü > Ayarlar > Tercihler 'i açın.
  3. Tercihler iletişim kutusunda, Gelişmiş kutusunu tıklatın.
  4. İçerik 'i tıklatın.
  5. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin
  6. Tamam 'ı tıklatın.
Mac'teki Opera'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Mac menü çubuğunda, Opera 'yı ve ardından Tercihler 'i tıklatın.
  2. Tercihler iletişim kutusunda, Gelişmiş kutusunu tıklatın.
  3. İçerik 'i tıklatın.
  4. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin.
  5. Tamam 'ı tıklatın.
Ziyaretci İstatistik
Online: 41 Günlük: 797 Toplam: 2289027
Reklam Alanı
Dede Ömer Ruşeni Hayatı ve Eserleri

DEDE ÖMER RUŞENİ




Osmanlı âlimlerinden ve veli mertebesinde gözüken muutasaavuflarından birisidir. Aydın vilâyetinin Güzelhisar köyünde doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. Aydınlı olduğu için aydınlık mânâsında Rûşenî lakabı ile anılmıştır. 1487 (H.892) senesinde Tebriz’de Kur’ân-ı kerîm okurken vefât etti. Kabri, Tebriz’de kendi adına Selçuk Hâtun tarafından yapılan dergâhdadır. Tasavvufta Halvetiyye yolundan Rûşeniyye kolunun kurucusudur. Mevlânâ etkisinin açıkça hissedildiği  Çoban-nâme ve Neynâme gibi eserleriyle 15. yüzyılın mesnevi edebiyatına katkı yapan bir  Dede Ömer Rûşenî'nin Aydın’da başlayan hayatı, Uzun Hasan’ın payitahtı Tebriz’de sona ermiştir.  


Dede Ömer’in hayatı hakkında kaynaklarda yeterli bilgi bulunmamaktadır. Asıl adı Ömer b. Ali  İbnu binti Umur Bey olan  şair, kendi ifadesine göre, 
Aydın’ın Tire yakınlarındaki Güzelhisar kasabasındandır. Sehî Bey, “Vatan-ı aslîsi Aydın ili Yeniceköydendür” cümlesiyle bu konuda biraz  daha ayrıntıya girmektedir
Aydınlı olmasına atıfta bulunmuş olmakistemesinden dolayı Ruşeni mahlasını kullanmış olduğu anlaşılmıştır. 
Dede  Ömer Ruşeni'nin ’ soyunun Aydınoğulları’ndan Umur Bey’e dayandığı sanılmaktadır. (1 shf.18) 


Güzelhisar’da doğup yetişen Ömer Rûşenî, ilim tahsîli için Bursa’ya geldi. Yeşil Câmi imâretinde bulunan medreseye yerleşti. Rûşenî, tahsil hayatının en azından bir kısmını Bursa’da geçirmiştir. Bu konuda  Tuhfe Bursa Yeşil Medrese ayrıntısını vermektedir. Ancak  şairin memleketi Tire’de de mevlevîhane olarak kurulan ve yanında bir medresesi olan Yeşil Cami zaviyesi vardır.Şairin eserlerindeki Mevlânâ etkisi de dikkate  alındığında, medrese tahsilinin en azından bir bölümünü burada yapmış
olabileceği kuvvetle muhtemeldir.( 1.ag.e.shf.19)  Burada bir müddet zâhirî ilimleri tahsîl ettikten sonra, içinde tasavvuf yoluna girme arzusu çoğalıp, Bursa’dan ayrılarak Karaman beldesine gitti. Seyyid Yahyâ Şirvânî hazretlerinin büyük kardeşi Alâeddîn Ali Aydınî’nin talebeleri arasına girdi. Daha sonra Şirvan’ın nâhiyelerinden olan Bakü’ye giderek, Seyyid Yahyâ Şirvânî hazretlerinin sohbet ve hizmetine girdi. Kısa zamanda yükselerek hocasının önde gelen talebelerinden ve halîfelerinden oldu.


Rûşenî’nin gençlik dönemlerinde Tokatlı Melîhî ile çok samimi arkadaş olduğunu bizlere Sehî Bey bildirmektedir.  Melîhî ile arkadaşlığı da Bursa’daki hareketli 
gençlik dönemine rastlamış olmalıdır.Gezip gördüğü, etkilendiği  şehirler (Aydın, Bursa ve Tebriz) hakkında şiirler yazdığı bilinen Rûşenî’nin İstanbul hakkında bir mısraının dahi  olmayışı İstanbula gitmediği veya orada eğitim görmediği hakkındaki  düşünceleri kuvvetlendiren hususlardandır (1.age. shf,20) Hızır Bilal adlı bir öğrencisinin telkni ile Larende’ye ağabeyi halvetî şeyhi Alaaddin Ali’nin yanına gider. Bir müddet burada kaldıktan sonra, Bakü’ye giderek  Şeyh Yahyâ Şirvânî’ye intisab eder. (2) 


Seyyid Yahya Şirvani'nin yetiştirdiği halifelerden bazıları, Anadolu'ya gelmişler ve Halvetiliği Osmanlı toplumunda yaymışlardır. Bunlar: Pir Muhammed Erzincani, Dede Ömer Ruşeni Molla Ali Halveti ve Habib Karamani 'dir. (4) 


Seyyid Yahyâ Şirvânî’nin sohbetlerine kavuştuktan sonra, kendisini ilme daha çok verdi. Sıkı riyâzetler çekti. Nefsin terbiyesi için çok gayret etti. Bu sebeple nefsin arzularını hiç yapmaz ve karşı çıkardı. Bu yoldaki gayret ve istidâdının fazlalığı sebebiyle, kısa zamanda çok yükseldi.Kaynaklara göre Seyyid Yahyâ  Şirvânî’nin gayretli talebelerinden olan Rûşenî, birçok kereler erbaine girer. Hayli zaman ibâdât, riyâzât ve mücâhedât ile dem-güzâr olup şeyhinin muhabbetini kazanır.Seyyid Yahyâ  Şirvânî onu halifesi olarak Anadolu’ya göndermek isterse de Rûşenî,  şeyhin hizmetinden uzak kalmamak için Bakü’den ayrılmaz. Civar bölgelerden Gence, Berda’a,  Şirvan Karabağve Karaağaç’tahalkı irşad etmekle meşgul olan Dede Ömer, şeyhinin 1463-65 yıllarındaki ölümünden sonra da buralardaki faaliyetlerine devam eder.(3) Şeyhin ölümü üzerine Halvetilerin şeyhi olarak postnişin olur. (3) Bu tarihten sonra Halvetilerin Gülşeni kolunu kuran Dede Ömer Ruşeni Halvetiliğe yeni bir yorum getiriken melamilikten gelen bazı etkileri de Halvetiliğin Gülşeniye koluna aksettirmeye başlar. Gülşeniliğin zındıklıkla suçlanmasına sebep olacak bu uygulamalar Osmanlı Devletinin Gülşeniliğe doğru bakışında tereddütler oluşturacak ve İbrahim Gülşeni  Mısır da iken bu sebepten İstanbul'a çağrılarark Halvetilerin ve gülşeni tarikatının niyetleri hakkında fikir alınmak için gayret gösterilecektir.


Şiî Karakoyunlu Devleti’nin sünnî  Şirvanşahlar’ı yenmesiyle meydana gelen kargaşada, misyonu sünnî akideyi yaymak olan Dede Ömer Rûşenî’nin ne yaptığı
bugün malumumuz değildir. Ancak bazı Fars kaynakları Dede’nin Gence, Berda’a ve Şirvan’daki irşad faaliyetlerinden sonra, Şah Haydar ve Uzun Hasan’ın teveccühlerini kazanarak Erdebil ve Tebriz’e geçtiğini yazmaktadır.Özellikle Erdebil faslının tarihini bilmesek de şairin bu karışık dönemi burada geçirdiği tahmin edilebilir. (1 age. shf 20-21) Uzun Hasan’ın  İdris adlı kardeşi de Allah dostlarıyla birlikte olmaktan hoşlanan biridir. Bu zat Dede Ömer Rûşenî’nin şöhretini duyunca “ahz-ı inâbetle halvet-güzînolmuştur”. Bir gün İdris Bey, derviş kıyafetleriyle ağabeyini görmek üzere Tebriz’e gelir. (3) Kardeşini karşısında derviş tacıyla gören sultan, bunun sebebini sorar. O da güzel vasıflarından bahsederek tacı kendisine Dede Ömer’in ihsan ettiğini söyler. Bunun üzerine Uzun Hasan da Dede’yi görmek ve duasını almak sevdasına düşer.( 1 age. shf 22) Ömer Ruşeni böylece Uzun Hasan'ın gözde dostlarından biri olmaya başlayacaktır.  Sultan, kazaskeri Kadı Hasan’la müşavere ettikten sonra onun nişancısı
İbrahim Gülşenî’nin şeyhe gönderilmesine karar verir. İbrahim Gülşenî bir mektup ve bazı armağanlarla Dede Ömer’i davet etmek üzere Karabağ’a gider.Rûşenî ile Gülşeni arasında geçen yukarıdaki hadisenin en önemli tarafı şüphesiz  İbrahim Gülşenî’nin aradığı mürşidi bulması ve ona bağlanmasıdır. Böylece Rûşenî de tarikatini devam ettirecek kuvvetli bir halefe sahip olur. Bu tanışma sonrasında Diyarbakırdan yanına gelen  İbrahim Gülşeniyi de aydınlatmak ve onu yetiştirmekle uzun müddet meşgul olacaktır.
Hocasının vefâtından sonra onun yerine irşâd, insanlara doğru yolu anlatma vazîfesi yaptı.  Bir müddet Karabağ, Gence ve Tebriz civârında insanlara rehberlik yaptı. Akkoyunlu sultanlarının dâveti üzerine Tebriz’e gitti. Orada kendisi için yaptırılan zâviyeye yerleşti.(2) Kaynaklardan alınan bilgilere göre Tebrizde kaldığı yıllarda Uzun Hasan'ın kardeşinin hatta karısının bile Şeyhe intisab ettikleri onun muhibbilerinden olduğu, şeyhe bağlılıklarını her zaman gösterdikleri anlaşılmaktadır. ( 3) 


Dede Ömer Rûşenî Tebrîz’e gelir ve yerleşir. Eldeki bazıkaynaklar Rûşenî için Selçuk Hatun’un bir tekke yaptırdığını, hatta bu tekkenin  yapımı esnasında Dede’nin de müridleriyle birlikte çalıştığını ve bazı kerametler  gösterdiğini söylenmektedir.( 1 age. shf 24) Ruşeni Dede'nin Uzun Hasan'ın ölümünden sonra da Tebrizde kaldığı ölümüne kadar da burada yaşadığı anlaşılmaktadır. Zaten ölümünden sonra da tebrize gömülmüş Uzu Hasan'ın karısı Selçuk Hatun'un Tebrizde yaptırdığı zaviyenin haziresine de gömülmüştür. (3) 


Uzun Hasan Dede Ömer Rûşenî'yi, bir Cumâ gecesi  dâvet etmiş, devrin  meşhur âlimleri ve velîlerini de çağırmıştı. Sultan bir ara âlimleri göstererek, şikâyette bulundu. Bunun üzerine Dede Ömer Rûşenî sultana şöyle nasihat etti: “Âlimler, peygamberlerin vârisleridir. Dînin direkleridir.” dedikten sonra, evliyânın meşhurlarından Bişr-i Hafî hazretlerinin bir gün yolda yere düşmüş bir kâğıt üzerindeki besmeleyi alıp temizleyip, güzel kokular sürerek hürmet göstermesi sebebiyle Allahü teâlânın rızâsına kavuşmasını, bu sebeple büyük bir velî oluşunu anlattıktan sonra; “Bu âlimlerin kalplerinde Allahü teâlânın kelâmı Kur’ân-ı kerîm, O’nun mübârek isimleri ve ilmi vardır. Onların bereketli nefeslerini koklayıp, Cennet kokularına kavuşasın. Peygamber efendimiz, Veysel Karânî için; “Yemen tarafından rahmet rüzgârı esiyor.” buyurdu. Veysel Karânî hazretlerinin mübârek nefesleriyle nefsinizi temizleyiniz ki, Allahü teâlânın rahmetine kavuşasınız. Resûlullah efendimiz; “Kim bir âlime ikrâm ederse, bana ikrâm etmiş olur. Bana ikrâm eden, Allahü teâlâya ikrâm etmiş olur. Allahü teâlâya ikram eden, Cennet’e girer.” buyurdu. Âlimlere hürmet husûsunda âyet-i kerîmeler vardır. Bu hususta hadîs-i şerîfler de çoktur. Dolayısıyla âlimlere hürmet mutlaka lâzımdır. Onlara kötülük yapmayı düşünmek, insanın felâketine ve Allahü teâlâdan uzaklaşmasına sebeb olur. Âlimleri kim zemmedip kötülerse, onların etlerini yemiş gibi olur. Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem; “Âlimlerin etleri zehirlidir. Kim koklarsa hastalanır. Kim yerse ölür!” buyurdu.” Sultan Hasan büyük bir dikkatle bu sohbeti dinledikten sonra misâfirler dağılmıştı.


Dede Ömer Rûşenî, vefâtından on beş gün önce, talebeleriyle sohbet etti. Sonra müsâfeha edip vedâlaştı. Bu vedâdan sonra artık sohbet etmedi. Vefâtına kadar talebesi İbrâhim Gülşenî hizmetinde bulunduğu söylenmektedir. 


Kaynakların çoğu Dede’nin 892 /1486-87 yılında vefat ettiğini söylerken Ferheng-i Suhanverân’da 891/1486, Sicill-i Osmânî’de  ise 907/1501-02 tarihi 
verilmiştir. Dede’nin mezarının bulunduğu yer de ihtilaf konusudur. Yaygın kanaat Tebriz’de Selçuk Hatun tarafından yaptırılan tekkesinin haziresinde gömülü 
olduğu yönündedir.Ancak bazı Farsça kaynaklar onun Tebriz’in Maksudiye mahallesinde medfun olduğu kaydını düşmüşlerdir.( 1. ag.e, shf, 26) 




Dede Ömer Rûşenî 'nin Peygamberimiz için yazdığı Türkçe ve Fârisî nâtları  çok kıymetli şiirlerdir. Bu nâtlarına pekçok şâir tarafından nazîreler yapılmış, vezin ve kâfiyesi ile şiirler söylenmiştir. 


Halvetiliğin zındıklık ithamlarıyla en çok muhatap olan kolu Gülşenîlik’tir. Bu dönemde özellikle tarikat lideri İbrahim Gülşenî’nin Osmanlı Devletine karşıbir isyan hazırlığı içinde olduğu da ifade edilmiştir. Bu yüzden dönemin idaresi, Şeyh  İbrahim Gülşenî’yi, yüz yaşının üzerinde olmasına rağmen, Mısır’dan İstanbul’a çağırmış ve bir süre burada tutarak gerçek niyetini anlamaya çalışmıştır.




DEDE ÖMER RUŞENİ'NİN EDEBİ KİŞİLİĞİ




Ölümünden önce de sonra da çok okunduğu ve sevildiği anlaşılan Dede Ömer Ruşeni'nin eserleri Mevlana'nın Mesnevsinin tesirleri altında yazılmıştır.Şiirlerinde dini tasavvufi muhteva hakimdir.  Dini tasavvufi konular, Peygamberler, Özellikle Hz. Muhammede olan sevgiyi dile getiren kasideler, naatlar , kıtalar ve ilahiler yazmıştır. Peygamberlerin hayatları, velilierden kıssalar dini tasavvufi konulara emsal olarak verilen hikayeler, Ferhat ile Şirin, Leyla İle Mecnundan telmihler de şiirlerinde rastlanılan nsurlardan bazılarıdır.  Çok sayıda tuyuglar yazmış olmasından dolayı da tuyug şairi olarak sayabilmek mümkündür.  Öğüt niteliğği tasşıyan gazel ve manzumlerinden başka din dışı konularda yazılmış bir kaç gazeli de bulunmaktadır.


Dini tasavvufî mesnevileri de bütünüy­le öğretici amaçlarla yazılmıştır. Mesnevileri, ge­nellikle Divan nüshalarının başındadır. Ç’obanname, Mevlana’nın Mesnevi’sindeki Musa ile Çoban öyküsünün Türkçe nazma çekilmişidir. Neyname de Mesnevi’den esinlenerek yazılmıştır. Miskinname tasavvufîdir. Silsilename de ise halveti silsilesi sıralanmıştır.


Kasidelerinde devlet büyüklerine övgü ve onlardan birşeyler talep etmek arzusu söz konusu değildir. ( 3) Heceli ve halk şiirine yakın bir edayla yazmış olmasına rağmen, divan şiirinden de kopmuş sayılmaz, Hitap ettiği kesime uygun anlaşılır sade bir dille şiirler yazmaya gayret etmiştir.  Tabiata ve çevresindeki güzelliklere de duyarlı olan bir şairdir. Bazı şiirlerinde çağdaşları olan Şeyhi ve Necatiyi aratmayacak güçte şiirler yazmıştır. Bu bakımdan Dede Ömer Ruşe'niy devrin en önemli şairleri arasında görmek gerekecektir.


DEDE ÖMER RUŞENİ'NİN ESERLERİNDEN BAZILARI



Divan


 Dede Ömer Rûşenî’nin Divanı’nda 7 kaside (ikisi Farsça), 87 gazel (iki tanesi Farsça); 6 musammat; 1 müstezad (Farsça); 3 kıt’a (biri Farsça); 114 tuyug;  3 mesnevi; 22 matla’ (biri Farsça, biri Arapça-Türkçe) ve müfret olmak üzere toplam 243 manzume bulunmaktadır. Kasidelerden ikisi Hz. Peygamber’in övgüsüne, biri de Halvetiyye 
tarikatinin silsilesine ayrılmıştır.

Çoban-nâme 

Farsça dibacesinden anlaşıldığına göre Rûşenî Çobannâme’yi arkadaşlarının  ısrarı üzerine Mevlânâ’nın Mesnevisi’ndeki “Kıssa-i Çoban bâ Mûsâ” başlığını taşıyan bölümden tercüme etmiştir.  Şair, “eserin genel çerçevesini Mevlânâ’nın söz konusu eserinden almış,  fakat yaptığı bazı değişikliklerle bu tercüme kokusunun gidermeye çalışmıştır”
Çoban-nâme, bu bakımdan  âdeta Dede tarafından meydana getirilmiş telif-tercüme bir eser hüviyetindedir.Dinî-didaktik bir eser olan  Çoban-nâme, sade bir dille yazılmıştır.


 Miskinlik Kitabı (Miskin-nâme) 


İçerik bakımından Mesnevi’nin tesiri altında kaldığı anlaşılanMiskin-nâme, adını miskin biriyle karınca arasında geçen bir hikâyeden almıştır.  Kırk bölüm halinde düzenlenen Miskinlik Kitabı, 1181 beyitten oluşmuştur. Tasavvufî bir mesnevî olan eserde Şeyh Şiblî’ye dair çeşitli hikâyeler, tasavvufun ve sûfinin tarifleri ve büyük mutasavvıfların görüşlerine yer  verilmiştir.  


Ney-nâme 

 Mesnevi’nin ilk on sekiz beyitinin tercümesi üzerine kurulan Ney-nâme Mevlânâ’nın övgüsüne dair 89 beyitlik bir medhiye ile başlar. Bu bölüm külliyatın bazı nüshalarında müstakil bir eser olarak değerlendirilmiş ve şiirlerin baş tarafına  alınmıştır.




Kalem-nâme,Silsile-nâme-i meşâyıh adlı diğer mesnevileri  ile Arapça yazılmış diğer  mensur eserleri de vardır. 







ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER




HZ MUHAMMEDE NAAT ADLI ŞİİRNDEN BİR BÖLÜM


Ey risalet bostanında hıraman serv-kad
Vay nübüvvet bahçesinde yasemin-bu-lale-had


Adı Ahmed bi-adedtir ya Nebiyyallah veli
Sen bir Ahmed’sin ki, senden görünür nur-ı ehad


Sad, aynın (gözün); mim, ağzın; dal, zülfün göreli
Ya Nebi, gitmez dilimden bir nefes zikr, hamd


Enbiyanın herbirinin var nihayet ilmine
Hak sana verdi ki, ilim ve hikmette yok had ve hudud


Ruşeni biçare zulmette kalırdı ya Nebi
Ana “mim” ağzınla, iki “dal”ın olmasa meded


----------




Biz çü rindüz ne savm var ne salât 
Bize kallâşuz añma hacc ü zekât 


Her ki savm u salâtı terk itmez 
Bulamaz hîç iki cihânda necât
 
Kılmamaga salâtile savmı
Virenüz yazuben siccîl ü berât 


Rûze bizüm teyemmümüz komadı
Misl-i Ceyhûn u Nîl ü Şatt ü Fırât 


Katl-i nefs itmişüz bilüb anı kim 
Her ki bunda öldi buldı anda hayât 


Hasenât[ı] ba’îd-i seyyi’edür 
Seyyi’âtı mukarrebüñ hasenât 


Hakka minnet salât u savmı bilüb 
Virenüz hoş Muhammede salavât 
   
Biz dahı bir ‘alâ hide kavmuz 
Bî-salât u zekât u bî-savmuz


-----------


Biz gerçi ki tınmayub hamûşuz 
Sen sanma bizi ki bî-hurûşuz 


Mutrib ne ki diriseñ di hoşdur 
Biz hak söze cümle gûş u hûşuz 


Abdâl-ı keneb-h^âruz gehî biz 
Geh pâk-tirâş u bâde-nûşuz 


Geh cavlâkîyüz gehî kalender 
Geh Hayderî gâh post-pûşuz 


Geh rind-i kumâr-bâz u nerrâd 
 Geh şâh-ı melâ’ike cuyûşuz


 Geh şîr-i peleng-efgenüz biz 
Geh gürbe-i dehr elinde mûşuz 


Geh Halvetî-yi tarab-nümâyuz 
Geh Mevlevî-yi safa-fürûşuz 


Sûretde egerçi biz gedâyuz 
Ma’nâda velîk pâdişâyuz


-------------
‘İzz ü ta’zîm itme abdâl oglına 
Nesne ta’lîm itme abdâl oglına
Sen sen ol dervîşlük ögretmeyüb 
‘İlm ta’lîm itme abdâl oglına


Özüñi her şahsa teslîm eyleme 
Kendözin bilmeze ta’zîm eyleme   
Zînhâr abdâl uşagından sakın 
Dime sözüñ nesne ta’lîm eyleme


Gelmez abdâl uşagından kişilük 
Var-durur zâtında çün bed-kîşlük 
Bes gerekmez hîc abdâl oglına 
 ‘İlm ögretmek dahı dervîşlük


MÜNACAT


İlahi ben kimim kidem münacat
Kapına eyleyem ya arz-ı hacat


Bürüyüp affının setrini bize
İçimiz dışımız nurunla beze


Elim çekip menahiden İlahi
Ayağım yığ melahiden İlahi


Gözümü sakla na-mahrem yüzünden
Kulağımı dahi gıybet sözünden


Ne söz kim var durur bana ziyanı
Zebanıma getirme Ya Rab anı


Beni sen hab-ı gafletten uyandır
Uyanıklar boyasına boyandır


Kabul et tevbemi Ya Rab benim sen
Niye geldim bilirsin kapına ben


Hatamı döndürüp Ya Rab savaba
Günahımı dahi dönder sevaba


Kamu bağlı kapıları açan sen
Cemi-i aleme rahmet saçan sen


İlahi çün garib u bikesem ben
Ümidimi kaçan senden kesem ben


Sığıncağım , tapuncağım tapındır
Yatağım yasdanacağım kapındır


Ne denli gark isem bahr-ı hataya
Bağışla ab-ı ru-yi Mustafa'ya


Beni sen bir nefes senden ayırma
Kapından kulluğundan bir dem ırma


Kocaldım ben veli hırsım yiğittir
Gücüm yok nefsim amma yine itdir


Ne denli suçlu isen oku geh gah
"Ela la teknatü min rahmetillah"




KAYNAKÇAMIZ

1. Dr. Orhan Kemâl TAVUKÇU, DEDE ÖMER RÛŞENÎ Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânının Tenkidli Metni
2. http://seyyahin.wordpress.com/2007/07/05/dede-omer-ruseni/
3. Dr. Semra Tunç, Dede Ömer Ruşeni, http://turkoloji.cu.edu.tr/ESKI%20TURK%20%20EDEBIYATI/tunc_03.pdf
4. http://www.halveti.tc/halveti_tarikatinin_tarihi_gelisimi.php?sayfa=2

 

İLGİLİ SAYFALAR

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com



Yorumlar