İnternet Tarayıcınızın Javascript Desteği Kapalıdır.
 Edebiyat ve Sanat Akademisi websitesini aktif bir şekilde kullanmak için JavaScript tarayıcınızda etkinleştirilmelidir. Tarayıcınızı kullanarak Edebiyat ve Sanat Akademisine erişim sağlarken zorluk ile karşılaşırsanız, JavaScript'in açık olup olmadığını kontrol edin.

Aşağıdaki Konu başlıkları MAC ve WİNDOWS işletimleri üzerinde çalışan EXPLORER, FİREFOX, SAFARİ ve OPERA internet tarayıcıları üzerinde JavaScript etkinleştirmesinin nasıl yapılacağı anlatılmıştır.

WİNDOWS LOGO
WINDOWS İŞETİM SİSTEMİ ÜZERİNDE;
MAC LOGO
MAC İŞETİM SİSTEMİ ÜZERİNDE;

Windows'taki Internet Explorer'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. tarayıcınızda Araçlar 'ı ve ardından Internet Seçenekleri 'ni tıklatın.
  2. Internet Seçenekleri iletişim kutusunda Güvenlik sekmesini tıklatın.
  3. Özel Düzey 'i tıklatın.
  4. Güvenlik Ayarları iletişim kutusunda Komut altında Etkin komut kısmında Etkinleştir 'i tıklatın.
  5. Tamam 'ı tıklatın
  6. Onay iletişim kutusunda Evet 'i tıklatın.
  7. Ayarlarınızı kaydetmek için Tamam 'ı tıklatın.
Windows'taki Mozilla Firefox'ta JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızda Araçlar 'ı ve ardından Seçenekler 'i tıklatın.
  2. Seçenekler iletişim kutusunda, İçerik 'i tıklatın.
  3. JavaScript'i Etkinleştir seçeneğini işaretleyin ve ardından Tamam 'ı tıklatın.
Mac'teki Mozilla Firefox'ta JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızda, Ayarlar 'ı tıklatın.
  2. Görüntülenen iletişim kutusunda İçerik 'i tıklatın.
  3. Görüntülenen iletişim kutusunda Güvenlik 'i tıklatın.
  4. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin ve ardından pencereyi kapatın.
Windows'taki Google Chrome'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızı açın ve ardından sağ üst köşede görünen ayarlar simgesine tıklayın.
  2. Açılan menüde, Ayarlar 'ı tıklatın.
  3. Ayarlar sayfasında, Gelişmiş ayarları göster 'i tıklatın.
  4. Gizlilik bölümünde İçerik ayarları'nı tıklayın.
  5. JavaScript bölümünde Tüm sitelerin JavaScript çalıştırmasına izin ver'i seçin.
  6. Tamam 'ı tıklatın.
Mac'teki Google Chrome'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Mac menü çubuğunda, Chrome 'u ve ardından Tercihler 'i tıklatın.
  2. Ayarlar sayfasında, Gelişmiş ayarları göster 'i tıklatın.
  3. Gizlilik bölümü altında İçerik ayarları 'nı tıklatın.
  4. JavaScript bölümünde Tüm sitelerde JavaScript çalışmasına izin ver 'i tıklatın.
  5. Bitti 'yi tıklatın.
  6. Ayarlar sayfasını kapatın.
Windows'taki Apple Safari'de JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızda, sağ tarafta görünen ayarlar resmi simgesini tıklatın.
  2. Tercihler 'i seçin.
  3. Genel iletişim kutusunda Güvenlik 'i tıklatın.
    İletişim kutusu adı Güvenlik olarak değişir.
  4. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin.
Mac'teki Apple Safari'de JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Mac menü çubuğunda, Safari 'yi ve ardından Tercihler 'i tıklatın.
  2. Görüntülenen iletişim kutusunda Güvenlik 'i tıklatın.
  3. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin ve ardından pencereyi kapatın.
Windows'taki Opera'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızı açın.
  2. Menü > Ayarlar > Tercihler 'i açın.
  3. Tercihler iletişim kutusunda, Gelişmiş kutusunu tıklatın.
  4. İçerik 'i tıklatın.
  5. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin
  6. Tamam 'ı tıklatın.
Mac'teki Opera'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Mac menü çubuğunda, Opera 'yı ve ardından Tercihler 'i tıklatın.
  2. Tercihler iletişim kutusunda, Gelişmiş kutusunu tıklatın.
  3. İçerik 'i tıklatın.
  4. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin.
  5. Tamam 'ı tıklatın.
Ziyaretci İstatistik
Online: 59 Günlük: 1806 Toplam: 2359393
Reklam Alanı
Peyami Safa Hayatı Edebi Kişiliği ve Romancılığı


  

Peyami Safa (d. 1899, İstanbul - ö. 15 Haziran 1961), Türk Hikaye ve Romancısı.

CUMHURİYET  birinci dönem edebiyatının en önemli romancılarından ve  tezli, psikolojik roman ,türünün edebiyatımızdaki en önemli isimlerinden biiridir. Server Bedi takma adını da kullanmış, yanlış batılılaşma yüzünden geleneklerinden koptuğu için kendisi ve yaşadığı toplumla çatışmaya giren, batı kültürüne özen duydukları için ruh âlemlerinde huzurlusuzluklar, çatışmalar, çelişkiler yaşayan ve mutsuz olan insanların dramlarını yazmıştır. Romanlarının yanı sıra, düşünsel yapıtları, polemikleri, köşe yazarlığı ve gazeteciliği ile de tanınır.


 Servet-i Fünun Dönemi şairlerinden İsmail Safa'nın oğludur. Sivas'a sürgüne gönderilen babasının orada ölmesi üzerine 1901 yılında iki yaşında yetim kalmış, bu yüzden "Yetim-i Safa" adıyla anılmıştır.[1] Babasız büyümenin acılarının yanı sıra, sekiz dokuz yaşlarında yakalandığı bir kemik hastalığı dolayısıyla 17 yaşına kadar, bu hastalığın fiziksel ve ruhsal bunalımlarını yaşamıştır. Doktorlar kolunun kesilmesinde karar kılmış, fakat Safa bunu kabul etmemiştir. Daha sonraları bu günlerdeki tecrübelerini "9. Hariciye Koğuşu" adlı romanında okurlarıyla paylaşır.[2] Hastalık ve savaşın yol açtığı maddî sıkıntılar dolayısıyla öğrenimini sürdürememiş,13 yaşında hayatını kazanmak ve annesine bakmak için Vefa İdadisi'ndeki öğrenimini yarıda bırakmıştır.[3] Öğrenimini sürdüremediği o sıralarda Maarif Nazırı olan  Recaizade Mahmut EKREM ona tahsil masraflarını karşılama sözü vermiş görevinden ayrılınca onu Galatasaray Lisesi'nde okutma vaadini yerine getirememişti.[4]


 Karton Matbaası'nda bir süre çalışan Peyami Safa, Posta - Telgraf Nezareti'ne girmiş, I. Dünya Savaşı'nın başlamasına kadar orada çalışmıştır (1914). [5] Bu yıllarda Edebiyat , felsefe, tarih ve psikoloji alanlarında o yaş için olağanüstü sayılacak bilgiler edindi. Daha sonra Boğaziçi'ndeki Rehber-i İttihat Mektebi'nde öğretmenlik yapmaya başlamıştır. Dört yıl çalıştığı bu okulda, hem öğretmiş, hem de kendi çabasıyla Fransızcasını ilerletmişti. [6]Buradaki izlenim ve deneyimlerini "Biz İnsanlar" adlı eserinde kullanmıştır 1918 yılında ağabeyi İlhami Safa'nın isteğine uyarak öğretmenlikten ayrılmış ve birlikte çıkardıkları "20. Asır" adlı akşam gazetesinde "Asrın Hikâyeleri" başlığı altında yazdığı öykülerle gazetecilik yaşamına başlamıştır. İmzasız olarak yazdığı bu hikâyelerin tutulması üzerine Server Bedi takma adını kullanmaya başlayan Peyami Safa,[7] daha sonra 1921'de Son Telgraf gazetesinde yazmış, oradan da Tasvir-i Efkâr'a geçmiştir. Daha sonra Cumhuriyet gazetesine geçmiş, 1940 yılına kadar bu gazetede Gazete Fıkrası, ve  Makalelerinin yanı sıra, roman da tefrika etmiştir.


1914-1918 arasında öğretmenlik, 1918-1916 arasında gazetecilik yaptı.[8] Babası gibi ŞAİR olan amcaları Ahmed Vefa ve Ali Kâmi'nin yönlendirmesiyle edebiyata başladı. Kardeşi İlhami ile çıkardığı "Yirminci Asır" adlı akşam gazetesinde "Asrın hikâyeleri" başlığıyla yazdığı magazin hikâyeleriyle dikkat çekti. Para kaygısıyla yazdığı sıradan yazılarda annesi Server Bedia'nın adından esinlenerek yarattığı "Server Bedii" takma adını kullandı. Bu isimle kaleme aldığı "Cingöz Recai" isimli polisiye dizi romanları büyük ilgi gördü. Kültür Haftası (21 sayı, 15 Ocak-3 Haziran 1936) ve Türk Düşüncesi (63 sayı, 1953-1960) adlarında iki dergi çıkardı.[9]


Kendi okurlarından biri olan Nebahat Sefa Hanımla evlenen Peyami Sefa'nın bu evlilikten bir oğlu dünyaya geldi. Bu oğlundan başka çocuğu olmayacak ve Peyami Sefa bu oğluna Merve Adını verecektir. Tek  oğlu Merve'nin yedek subay iken ölümü [10]Peyamı Sefa'nın da ölümüne neden olacaktır.

Sanat , edebiyat, felsefe, psikoloji, sosyoloji gibi değişik alanlarda yazdığı yazılarla çok yönlü bir yazar oldu. 43 yıl hiç durmadan yazdı. İlk döneminde değişik ilgi alanları içinde sol eğilimli siyasal akımlara ilgi gösterdi. 1930'da basılan ve genç bir hastanın psikolojisini yansıtan otobiyografik romanı "Dokuzuncu Hariciye Koğuşu"nun ilk baskısını " NAZIM HİKMET"e ithaf etmişti.[11] Ama 2. Dünya Savaşı'ndan sonra Nazileri savundu. Ölümünden bir süre önce metapsişik konulara yöneldi. 1949'da yayınlanan son eserlerinden "Matmazel Noraliya'nın Koltuğunda"da tıp öğrenimi yaparken bunalıma girerek felsefeye yönelen ve sonuçta mistik dünya görüşünde karar kılan bir gencin öyküsünü anlattı. Edebiyat ve siyaset tartışmalarının hep içinde bulundu.NAZIM HİKMET ,Nurullah Ataç , Zekeriya Sertel, Muhsin Ertuğrul, Aziz Nesin’le polemiklere girdi. Ayrıca ders kitapları da yazdı. Siyasetle de ilgilenmeye çalışan yazar 1950’de Cumhuriyet Halk Partisi listesinden 1950 seçimlerinde CHP'den milletvekili adayı olduysa da seçimi kazanamadı. Bunun üzerine CHP'ye küstü ve bu tarihten sonra -ölünceye kadar- Demokrat Partî'yi destekledi. [12]




Safa’nın Yirminci Asır’da başlayan gazetecilik serüveni sırayla Son Telgraf, Tasvir-i Efkâr, Akşam, Cumhuriyet, Tasvir, Tan, Ulus, Zafer, Milliyet, Son Havadis gibi dönemin önde gelen gazetelerinde ölümüne kadar sürdü.[13] 1960'lı yıllara kadar başta Milliyet olmak üzere birçok gazete ve dergide yazan Peyami Safa 27 Mayıs'tan sonra Son Havadis gazetesinde yazmaya başlamıştır (1961). Aynı yıl Erzurum'da yedek subaylığını yapmakta olan oğlu Merve'nin ölümü üzerine büyük bir sarsıntı geçiren Peyami Safa, iki üç ay sonra İSTanbul'da vefat etmiştir. Romanlarının yanı sıra düşünsel yapıtları ve gazeteciliğiyle de kendini kanıtlamış olan Peyami Safa 15 Haziran 1961'de öldüğü zaman  P. Sefa  Edirnekapı'da toprağa verildi.

  



Edebî Kişiliği ve Düşünceleri


Peyami Safa kendi kendisini yetiştirmiş ender şahsiyetlerden biridir. Fransızcayı, Fransızca gramer kitabı yazabilecek kadar öğrenmiştir. İlk romanlarında sola yakın görüşler taşıyan Peyami Safa, bir hastanın psikolojisini anlattığı otoiyografifik romanını Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (1931) NAZIM HİKMET’e ithaf etmişti. Bu roman hariç, 1922-1939 yılları arasında yazdığı MAHŞER (1924), Şimşek (1928), Fatih Harbiye  (1931) ve Biz İnsanlar (1939) adlı romanlarında Doğu-Batı sorunsalını karakterlerde somutlaştırarak işledi. Safa, bu romanlarında, ruh hallerini çözümlemede, kurguda, dilinin kıvraklığında, anlatım tekniklerindeki denemelerde başarılı bulunurken romanlarında düşünceyi öne çıkarması dolayısıyla eleştiriler aldı. II. Dünya Savaşı sırasında Nasyonal Sosyalistlere yakınlaşmasıyla dikkat çeken Safa’nın gerçekçi roman çizgisi Matmazel Noraliya’nın Koltuğu (1949) ile mistisizme yöneldi. Kendi görüşlerini ve bilhassa manevî değerleri, inançla, bilgi ve şiddetle savunmuştur.


İlk uzun hikayesi “Gençliğimiz”'i 1922 yılında neşreden Peyami Safa, para kazanmak amacıyla yazdığı kitaplarında, ilk defa ağabeyi İlhami Safa'nın takma ad olarak kullandığı, annesi Server Bedia Hanım'ın adından uyarladığı Server Bedi müstear adını kullanmış, bu takma adla yüzlerce eser vermiştir. Bunlar arasında en sevilenler Cingöz Recai macera romanları ile Cumbadan Rumbaya adlı romanı olmuştur. Sayılarının fazlalığına rağmen Cingöz Recai romanları daha çok 30-50 sayfadan oluşan fasiküller şeklinde yayımlanan küçük kitapçıklardır. Cingöz Recai romanları üzerinde çalışmalar yapan Esin Bayraktar'a göre , bu kahramanlar, Arsen Lüpen ve Sherlock Holmes’ün izlerini taşır.


Cingöz Recai gibi edebi değer taşımayan ve sadece para kazanmak maksadıyla yazılmış eserlerinde Server Bedi takma adını kullanan yazar asıl ününü  tezli romanlarıyla sağlamıştır. Gazeteci olmasına rağmen romancı olarak ün  yapan Peyami Safa, bazı uzun öyküleri ile de dikkati çekmiş,  Batılı kaynakların bir "Zalim" olarak tanıttıkları Hun hükümdarı Attila'yı aklamak amacıyla aynı adda bir de tarihsel roman yazmıştır. Tüm bu üretkenliğine rağmen yeterince tanınmamış ve tanıtılmamıştır.


80 kadar olan bu eserler arasında; Cumbadan Rumbaya (1936) romanıyla, Cingöz Recai polis hikâyeleri dizisi en ünlüleridir. Ayrıca ders kitapları da yazdı. Peyami Safa'nın fıkra ve makalelerinde sağlam bir mantık dokusu ve inandırıcılık görülür. Romanlarında olaydan çok tahlile önem vermiştir. Toplumumuzdaki ahlâk çöküntüsünü, medeniyetin yarattığı bocalamayı, nesiller ve sosyal çevreler arasındaki çatışmayı dile getirdi. Zıt kavramları, duygu ve düşünce tezadını ustaca işledi. Yazar bilhassa Avrupa karşısında  düşülen aşağılık duygusunu milli onurumuz için zararlı görür. Fertlerin  şahsiyet sahibi olduğu ölçüde toplumun yükseleceğine inanır.  "Ferdiyeti bir ata,  şahsiyeti bir süvariye benzetebiliriz.  İnsanın varlığından bu at, tabiatı temsil eder; süvari, cemiyeti temsil eder." diyerek, şahsiyetin ancak milli ortamdan çıkacağı fikrini özetler. 


P.Sefa'nın edebi yönü hakkında ilk üzerinde durulması gereken şey dil anlayışıdır. Ömer Seyfettinle başalayan Sokaktaki İnsanın anlayacağı bir dille edebi eser yazam düşüncesine karşı çıkmış,  “Lisân için, fikrin fedâ edilemeyeceği" düşüncesiyle fikrini nasıl ve ne şekilde ifade edebiliyorsa o şekilde yazmıştır. Bu bakımdan yazarın dilinde Arapça, Farsça hatta Fransızcadan dilimize girmiş çok sayıda sözcükle karşılaşmak mümkündür. Safa’ya göre yazı dilinin her şubesi bir uzmanlığın ifadesidir. Bu anlamda ihtisas derinleştikçe konuşma diliyle yazı dili arasındaki farklılık da artmaktadır. Yine Peyami Safa, konuşma dilinin yazı dilinden ayrılması gerektiğini, konuşurken mimik ve jest yardımlarının birçok kelimeyi tasarruf ettirmesinden hareketle izah eder. Fakat yazı dilinde böyle bir kolaylık yoktur. Peyami Safa’nın kelime alışverişindeki temel prensibi, bu alışverişin bir realite olduğu ve buna karşı koymanın mümkün olmadığı şeklindedir. Safa, yabancı dillerden kelime almanın kaçınılmaz olduğunu söylemekle birlikte kâide -tamlamalar, terkipler gibi.-  alınmasına karşı çıkar.  “Bütün müstakil milletler (bütün!) birbirlerinden kelime alabilirler; fakat hiçbir müstakil millet (hiçbir!) ihtiyacı yoksa kaide alamaz.” Safa (1999, s.35.) 


Türk toplumundaki Doğu-Batı çekişmelerini ve bunların çözüm tarzlarını; 1. ve 2. Dünya Savaşlarının getirdiği buhranları, bu buhranlarda aydınların ve maddi olayların payını ruh-madde, akıl his, inanç-inançsızlık konularını tartışır. Romancı, bu meseleler karşısında kesin bir cephe tutmaz. Hepsini bazı tartışmalar halinde önümüze serer. Peyami Safa dinin ancak laiklikle mümkün olacağını söyleyerek hem dindar hem de filozof olunması gerektiğini belirtir. 


Şuur île ait  şuuru araştırır. Maddi-manevi  ıstırap dolu, hasta beden ve ruhları, ahlak bunalımlarını, kişi-toplum çatışmalarını, vicdan azaplarını, günah, hayasızlık, kopmuşluk, işe yaramazlık, yalnızlık duygularını, önsezileri, ruh hastalıklarını ve psikanaliz deneyişlerini konu edinir. Peyami Safa, iç maceraların yanı  sıra kişilerin sosyal çatışmalarını da ele alarak psiko-sosyal türde romanlar vermiştir. Toplumumuzdaki ahlak çöküntüsünü, medeniyetin yarattığı bocalamayı, nesiller ve sosyal çevreler arasındaki çatışmayı dile getirmiştir. Zıt kavramları, duygu ve düşünce tezadını ustalıkla işlemiştir. Eserlerinde sosyal olayların insan ruhu üstündeki etkilerini araştırmıştır. [14]

Estetik ve sosyal bilimlerin hemen her kolunda (resim, musiki, edebiyat…gibi) bilgi ve görüs sahibidir.Bu ilimlerin Dogu ve Batıdaki gelişmelerini izleyerek fıkra ve makalelerinde,hatta(biraz kusur sayılacak genişlikte )romanlarında kullanmıştır. Hele tıp, sosyoloji ve psikolojideki malumatı bu ilimlerin uzmanlarını imrendirecek kıvamdadır. Romancılıktaki kudreti ölçüsünde roman nazariyelerini de bildigi görülmektedir. . O her romanında aynı konu ve meseleleri ele almış, ancak; bu konu ve meseleleri değişik tekniklerle işleyerek kendi orijinal çizgisine varmıştır. P. Safa, bu orjinaliteye , şekil ve muhteva örgüsünün hangi unsur ve esaslardan meydana geldiğine, dil, üslup, fikir ve anlatım tekniklerinin, bu örgüde nasıl bir yere ve fonksiyona sahip olduklarına dikkat ederek ulaşılır


Peyami Safa’nın özellikle son iki romanı olan Yalnızız ve Matmazel Noraliya’nın Koltuğu’nda (1949) ruh ve beden çatışması ile  ve uyumu gözler önüne serilmektedir. Romanda, Tıbbiye’yi terk edip felsefe eğitimi almaya başlayan (bir anlamda “madde”den “ruh”a yönelen), fakat felsefe eğitimini de yarıda bırakan Ferit’in, pansiyon olarak işletilen bir evde yaşamaya başladıktan sonra hayatında, çevresindeki insanlarla ilişkilerinde ve düşüncelerinde meydana gelen değişim, ruh-çu ve maddeci görüşün perspektifinden anlatılmaktadır.[15] 


Zayıf bir bünyeye sahip olan yazarın romanlarındaki karekterlerin de ruh dünyaları zengin ama bedenleri zayıf olan bedeni rahatsızlıklara sahip karakterlerdir. Dokuzuncu Hariciye Koğusşunda bir anlamda kendi öz geçmişini ve hastalıkla geçirdiği günleri anlatan yazarın roman kahramanları bedenleri ve ruhları arasında çelişkiler olan tiplerdir. Kahramanları ya bedeni ya da ruhen hasta olan bu roman kahramanları sürekli bir beden ruh çatışması içindedir. Bu çatışmaların kaynağını geleneksel değerlerden kopmak olarak tasarlayan yazarın YALNIZIZ adlı romanında Samim Karakteriyle çizdiği ütopik bir dünya yaratılır. İnanç tıkanıklığı, ananevi kimliği kaybetme sonucu oluşan çelişkiler bunların bireylerin ruhlarında ve hayatlarında meydana getirdiği sarsıntılar ve bu çatışmaları irdeleyen analizler yazarın romanlarındaki başlıca irdeleme konularıdır. Beşir Ayvazoğlu Peyami Sefa'nın sözünü ettiğimiz bu ruh ve beden hali ile ilgili olarak şöyle demektedir. " Peyami Safa, yakasını bırakmayan bir “kendisi” ile didindi. Kesin olarak silkip atması gerekirken, sımsıkı bağlı kaldığı bu durumu hem kendi kendisini hem de çevresini kemirdi durdu.” [16]

Peyami Safa, ilk romanı olan Sözde Kızlar’da toplumun içine düştüğü ahlâk bunalımını ele alır. Konusu Şişli’deki köşkte yaşayan yozlaşmış bir ailenin yaşamı ve onların ahlâksızlıkları yüzünden yuvarlandıkları uçurumdur. Yazarın Mahşer (1924) romanında ise Birinci Dünya Savaşı ve beraberinde gelen ferdî-toplumsal buhranlar konu edilir.  Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (1930), hasta bir gencin yıkık ve perişan psikolojisini, amansız bir hastalık karşısında insanın acizlik ve karamsarlığını dile getiren otobiyografik bir romandır. Yazarın Doğu-Batı karşılaştırmasına girdiği ilk romanı olan Fatih-Harbiye (1931) Doğu’yu temsil eden Fatih semti ile Batı uygarlığının göstergesi olan Harbiye’nin karşılaştırması temelinde gelişir.  Fatih semtinde ailesiyle yaşayan ve müzik eğitimi alan bir kızın Harbiye’de bir gence aşık olması ile gelişen olaylar, Fatih’te gerçek aşkı bulması ve “öz değerler”ine dönüşü ile son bulur.Peyami Safa’nın son iki romanından biri olan Matmazel Noraliya’nın Koltuğu’nda yazar, kâinat, varlık ve Tanrı bilmecelerine eğilmektedir. Yalnızız da ise hayatın karşımıza çıkardığı meselelere ilişkin çözüm önerisini, Samim karakterinin düşüncelerinden yansıtılan ideal insan ve ülke yaratarak ortaya koymaya çalışmıştır. Roman, bir genç kızın ölüme uzanan  hikâyesi etrafında, Türk insanının 20. yüzyılda yaşadığı yalnızlığı, çaresizliği, ruh acılarını konu edinmektedir. Burada manevi değerlerin zayıflatılmasıyla insanlarda meydana gelebilecek tahribata dikkat çekilmektedir.



Hakkında yapılan çalışmalar


  • Prof. Dr. Mehmet Tekin, Doç Dr. Mehmet Önal ve Dr. Nan a Lee Peyami Safa hakkında birer doktora tezi vermişlerdir.
  • Beşir Ayvazoğlu'nun yazar (Peyami Safa) hakkında Ötüken Yayınları'ndan çıkmış, biyografik bir eseri bulunmaktadır.
  • Zülfikar Uğur Yıkan, 2004 yılında Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde "Peyami Safa'nın Server Bedi İmzalı Romanları" konulu Yüksek Lisans tezini hazırlamıştır.
  • Yazar-çevirmen Sabri Kaliç 2011 yılında Peyami Safa'nın "Dokuzuncu Hariciye Koğuşu" romanını "Exterior Diseases - Ward: 9" adıyla İngilizceye çevirmiştir.
  • Ayrıca internet üzerinde Peyami Safa hakkındaki bilgilere ulaşabilceğiniz "www.peyamisafa.biz" [1] şeklinde bir internet adresi mevcuttur.



Roman

Gençliğimiz (1922), Şimşek (1923), Sözde Kızlar (1923), MAHŞER (1924), Bir Akşamdı (1924), Süngülerin Gölgesinde (1924), Bir Genç Kız Kalbinin Cürmü (1925), Canan (1925), Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (1930), Fatih-Harbiye (1931), Attila (1931), Bir Tereddüdün Romanı (1933), Matmazel Noraliya’nın Koltuğu (1949), YALNIZIZ   (1951), Biz İnsanlar (1959).


İnceleme - Deneme
Türk İnkılâbına Bakışlar (1938), Büyük Avrupa Anketi (1938), Felsefî Buhran (1939), Millet ve İnsan (1943), Mahutlar (1959), Mistisizm (1961), Nasyonalizm (1961), Sosyalizm (1961), Doğu-Batı Sentezi (1963), Sanat-Edebiyat-Tenkid (1970), Osmanlıca-Türkçe- Uydurmaca (1970), Sosyalizm-Marksizim- Komünizm (1971), Din-İnkılâp-İrtica (1971), Kadın-Aşk-Aile (1973), Yazarlar-Sanatçılar-Meşhurlar (1976)


FAYDALANDIĞIMIZ KAYNAKLAR VE HAKKINDA BİBLİYOGRAFYA 
  • Yrd. Doç. Dr., Zübeyde ŞENDERİN, “Matmazel Noraliya’nın Koltuğu” TÜRKİYAT ARAŞTIRMALARI DERGİSİ • 209, shf-210,235
  • Kerem Gün, PEYAMİ SAFA’NIN YALNIZIZ ROMANINDA RUH ve BEDEN SORUNSALI, Bilkent Üniversitesi, Ankara, shf, 2-4 Haziran 2002, Master Tezi 
  • Tanzimat’tan Bugüne Edebiyatçılar Ansiklopedisi, 11.Cilt, Shf, 707)
  • Beşir Ayvazoğlu, Peyami Sefa'nın Hayatı, Sanatı, Felsefesi, Dramı 
  • İbrahim Gökpınar, İbrahim Çetiner,Mustafa Orhan,Dokuzuncu Hariciye Koğuşu İncelemesi, Haziran 2007  http://www.ege-edebiyat.org
  • Zahir Kızmaz,FATİH – HARBİYE ROMANINDA TOPLUMSAL DEĞİŞME VE KİMLİK ARAYIŞI,http://perweb.firat.edu.tr/pe
  • Prof.Dr. Ayten GENÇ,"Peyami Safa'nın Romanlarında Hastalık ve Ölüm". Milli Kültür Dergisi, 77: 43-45. 
  • Dr. Gıyasettin AYTAŞ, PEYAMİ SAFA'NIN MATMAZEL NORALİYA' NIN KOLTUĞU ADLI ROMANINDA ESERE YANSIYAN ŞAHLAR DÜNYASI,http://w3.gazi.edu.tr
  • AKKAYA, Emin: Michael A.H. Ende`nin “Momo” ve Peyami Safa`nın “Matmazel Noraliya`nın Koltuğu” Eserlerinin Anlatım Teknikleri, Mekan ve Zaman Bakımından Mukayesesi, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi,Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bi­limler Enstitüsü, 1996.
  • ÇAVDARLI, Rıza: Peyami Safa, İstanbul, 1943.
  • ÇELİK, Günay: Peyami Safa'da Din ve Modernizm (Matmazel Noralya'nın Koltuğu, Doku­zuncu Hariciye Koğuşu ve Fatih-Harbiye romanlarına göre) Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 1993.
  • LEE, A. Nana: Peyami Safa'nın Eserlerinde Doğu-Batı Meselesi, Yayımlanmamış Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 1996
  • ÖNAL, Mehmet: “Peyami Safa” İmzalı Romanlarda Fiktif Yapı, Yayımlanmamış Doktora Tezi, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 1989.
  • TARANCI: Cahit Sıtkı: Peyami Safa: Hayatı ve Eserleri, İstanbul, 1940.
  • TEKİN, Mehmet: Peyami Safa'nın Roman Sanatı ve Romanları Üzerinde Bir Araştırma, Sel­çuk Üniversitesi Yayınları, 1990
  • Türk Yurdu Roman Özel Sayısı, Sayı 153, Mayıs 2000
  • Arş. Gör. Yusuf AKÇAY PEYAMİ SAFA’YA GÖRE TÜRK DİLİ ( TÜRKÇENİN SORUNLARI / ÇÖZÜM ÖNERİLERİ), http://turkoloji.cu.edu.tr/







KAYNAKÇA


  • [1]Halil Gül” Peyami Safa'nın "Mahşer" adlı eseri üzerine cümle (sentaks) çalışması” Yüksek Lisans Tezi, Niğde Ünver. SBE, Niğde 2007, shf.1
  • [2] Şahamettin Kuzucular,Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Roman Özeti ve İnceleme Peyami Safa, edebiyadvesanatakademisi.com/forumkategori/11
  • [3] Beşir Ayvazoğlu, Peyami Sefa'nın Hayatı, Sanatı, Felsefesi, Dramı
  • [4] Prof.Dr. Ayten GENÇ,"Peyami Safa'nın Romanlarında Hastalık ve Ölüm". Milli Kültür Dergisi, 77: 43-45. 
  • [5] Ahmet Oktay, Cumhuriyet Dönemi Edebiyatı, KültürBak.Yay.,Ankara, S, 1211, 1993
  • [6] ÇAVDARLI, Rıza: Peyami Safa, İstanbul, 1943.
  • [7] Halil Gül” Peyami Safa'nın "Mahşer" adlı eseri üzerine cümle (sentaks) çalışması” Yüksek Lisans Tezi, Niğde Ünver. SBE, Niğde 2007, shf.1
  • [8] Beşir Ayvazoğlu, Peyami Sefa'nın Hayatı, Sanatı, Felsefesi, Dramı 
  • [9] Beşir Ayvazoğlu, Peyami Sefa'nın Hayatı, Sanatı, Felsefesi, Dramı
  • [10] Tanzimat’tan Bugüne Edebiyatçılar Ansiklopedisi, 11.Cilt, Shf, 708
  • [11] ÇELİK, Günay: Peyami Safa'da Din ve Modernizm (Matmazel Noralya'nın Koltuğu, Doku­zuncu Hariciye Koğuşu ve Fatih-Harbiye romanlarına göre) Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 1993
  • [12] Tanzimat’tan Bugüne Edebiyatçılar Ansiklopedisi, 11.Cilt, Shf, 707
  • [13] Kerem Gün, PEYAMİ SAFA’NIN YALNIZIZ ROMANINDA RUH ve BEDEN SORUNSALI, Bilkent Üniversitesi, Ankara, shf, 2-4 Haziran 2002, Master Tezi
  • [14] İbrahim Gökpınar, İbrahim Çetiner,Mustafa Orhan,Dokuzuncu Hariciye Koğuşu İncelemesi, Haziran 2007  http://www.ege-edebiyat.org
  • [15] Yrd. Doç. Dr., Zübeyde ŞENDERİN, “Matmazel Noraliya’nın Koltuğu” TÜRKİYAT ARAŞTIRMALARI DERGİSİ • 209, shf-210,235
  • [16] Beşir Ayvazoğlu, Peyami Sefa'nın Hayatı, Sanatı, Felsefesi, Dramı, shf, 20



İlgili Sayfalar

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 



Yorumlar