İnternet Tarayıcınızın Javascript Desteği Kapalıdır.
 Edebiyat ve Sanat Akademisi websitesini aktif bir şekilde kullanmak için JavaScript tarayıcınızda etkinleştirilmelidir. Tarayıcınızı kullanarak Edebiyat ve Sanat Akademisine erişim sağlarken zorluk ile karşılaşırsanız, JavaScript'in açık olup olmadığını kontrol edin.

Aşağıdaki Konu başlıkları MAC ve WİNDOWS işletimleri üzerinde çalışan EXPLORER, FİREFOX, SAFARİ ve OPERA internet tarayıcıları üzerinde JavaScript etkinleştirmesinin nasıl yapılacağı anlatılmıştır.

WİNDOWS LOGO
WINDOWS İŞETİM SİSTEMİ ÜZERİNDE;
MAC LOGO
MAC İŞETİM SİSTEMİ ÜZERİNDE;

Windows'taki Internet Explorer'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. tarayıcınızda Araçlar 'ı ve ardından Internet Seçenekleri 'ni tıklatın.
  2. Internet Seçenekleri iletişim kutusunda Güvenlik sekmesini tıklatın.
  3. Özel Düzey 'i tıklatın.
  4. Güvenlik Ayarları iletişim kutusunda Komut altında Etkin komut kısmında Etkinleştir 'i tıklatın.
  5. Tamam 'ı tıklatın
  6. Onay iletişim kutusunda Evet 'i tıklatın.
  7. Ayarlarınızı kaydetmek için Tamam 'ı tıklatın.
Windows'taki Mozilla Firefox'ta JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızda Araçlar 'ı ve ardından Seçenekler 'i tıklatın.
  2. Seçenekler iletişim kutusunda, İçerik 'i tıklatın.
  3. JavaScript'i Etkinleştir seçeneğini işaretleyin ve ardından Tamam 'ı tıklatın.
Mac'teki Mozilla Firefox'ta JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızda, Ayarlar 'ı tıklatın.
  2. Görüntülenen iletişim kutusunda İçerik 'i tıklatın.
  3. Görüntülenen iletişim kutusunda Güvenlik 'i tıklatın.
  4. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin ve ardından pencereyi kapatın.
Windows'taki Google Chrome'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızı açın ve ardından sağ üst köşede görünen ayarlar simgesine tıklayın.
  2. Açılan menüde, Ayarlar 'ı tıklatın.
  3. Ayarlar sayfasında, Gelişmiş ayarları göster 'i tıklatın.
  4. Gizlilik bölümünde İçerik ayarları'nı tıklayın.
  5. JavaScript bölümünde Tüm sitelerin JavaScript çalıştırmasına izin ver'i seçin.
  6. Tamam 'ı tıklatın.
Mac'teki Google Chrome'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Mac menü çubuğunda, Chrome 'u ve ardından Tercihler 'i tıklatın.
  2. Ayarlar sayfasında, Gelişmiş ayarları göster 'i tıklatın.
  3. Gizlilik bölümü altında İçerik ayarları 'nı tıklatın.
  4. JavaScript bölümünde Tüm sitelerde JavaScript çalışmasına izin ver 'i tıklatın.
  5. Bitti 'yi tıklatın.
  6. Ayarlar sayfasını kapatın.
Windows'taki Apple Safari'de JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızda, sağ tarafta görünen ayarlar resmi simgesini tıklatın.
  2. Tercihler 'i seçin.
  3. Genel iletişim kutusunda Güvenlik 'i tıklatın.
    İletişim kutusu adı Güvenlik olarak değişir.
  4. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin.
Mac'teki Apple Safari'de JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Mac menü çubuğunda, Safari 'yi ve ardından Tercihler 'i tıklatın.
  2. Görüntülenen iletişim kutusunda Güvenlik 'i tıklatın.
  3. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin ve ardından pencereyi kapatın.
Windows'taki Opera'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızı açın.
  2. Menü > Ayarlar > Tercihler 'i açın.
  3. Tercihler iletişim kutusunda, Gelişmiş kutusunu tıklatın.
  4. İçerik 'i tıklatın.
  5. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin
  6. Tamam 'ı tıklatın.
Mac'teki Opera'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Mac menü çubuğunda, Opera 'yı ve ardından Tercihler 'i tıklatın.
  2. Tercihler iletişim kutusunda, Gelişmiş kutusunu tıklatın.
  3. İçerik 'i tıklatın.
  4. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin.
  5. Tamam 'ı tıklatın.
Ziyaretci İstatistik
Online: 91 Günlük: 2349 Toplam: 2305238
Reklam Alanı
Ahmet Kutsi Tecer Şiirleri Hayatı Edebi Kişiliği
[ŞİİRLER-AHMET+KUTSİ+TECER.jpg]


HAYATI

(d. 4 Eylül 1901 Kudüs - ö. 23 Temmuz 1967 İstanbul) Halk kültürü alanında çalışmaları ile tanınan Karacaoğlan, Yunus Emre ve Aşık Veysel’i Türkiye'ye tanıtan, halk müziği derlemecisi Muzaffer Sarısözen'i keşfeden şair, yazar,  tiyatrocu, eğitimci ve folklorcudur.

Ailesi Erzincan ili Kemaliye ilçesi (Eğin) Apçağa köyünden gelmedir. Babası, Osmanlı devletinde memur olarak görev yapan doğduğu yıllarda Kudüs Düyün-u Umumiyesi müdürü olan Abdurrahman Bey’dir[1]. Anne adı ise Hatice Hanım’dır. Dört çocuklu ailenin en küçük oğlu olarak dünyaya gelen şairin doğum yeri Kudüs’tür. Bu yüzden de asıl adı Ahmet olan şairi  "Kudsi" adının da verilmesi nedeni, doğum yerinin Kudüs olmasından ötürüdür. [2] Ahmet Kutsi'in çocukluğu hakkında çok fazla bilgi bulunmaz ama şair Vatan Gazetesi'nde çocukluğuna dair birkaç yazı kaleme almıştır. Alınan bilgiler de bu yazılardan çıkartılmışlardır.

Kudüs'te doğan Tecer,  ilköğrenimine Kudüs’teki  “Frerler okulunda “[3]başlar. Babasının Kırklareli’ne tayini üzerine ilk ve orta öğrenimini Kırklareli'nde sürdür. Tecer sırasıyla Frereler Okulu (Kudüs) , Kırıklareli Numune Mektebi İdadisi (Kırklareli) , Kadıköy Sultanisi (İstanbul - yatılı, ücretsiz) okullarında eğitim görür.  Liseden sonra iki yıllık Halkalı Ziraat Yüksek Okulu’na  ( Halkalı Ziraat Mektebi Ali) gitmiş ve bu okulu bitirmiştir.(1922) [4][5]

Halkalı Ziraat Yüksek Okulunu bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü sınavını kazanarak bu okulda yüksek öğrenim görmeye başlar. Edebiyat fakültesinde öğrenim görürken Darülfünun hocaları ve öğrencilerinin oluşturduğu Dergâh dergisi ve çevresindeki aydınlar grubuna dahil olur. Bazı şiirleri bu dergide yayımlanmaya başlamıştır.  Tecerîn ilk şiirlerinden olan "Bir Kadın Değildi, Gölgesinde Oturduğum Ağaç, Ben" [6]şiirleri Dergâh Dergisi'nde yayınlanır.

1925'te Darülfünun'daki öğrenimine ara vererek Yüksek Öğretmen Okulu bursuyla biyoloji öğrenimi için Fransa'ya gitmiş ancak bu biyoloji derslerine değil Sorbonne Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ndeki felsefe derslerini takip etmiştir. [7] 1925-1927 yıllarında Paris Milli Kütüphanesi'nde araştırma yaparak Kütüphanede Cezayir Halk Şairleri yazmalarını bularak Türk halk edebiyatının bilinmeyen bir yönünü ortaya çıkarmıştır.[8] 1928 yılında yurda geri dönen Ahmet Kutsi, Paris’teki araştırmalarını Halk Bilgisi Derneği'nin çıkardığı Halk Bilgisi Mecmuası’nda yayımlar. Halk Bilgisi Derneği'nin kurulan ilk şubesindeki işlerde çalışır. Öğrenimine devam ederek Darülfünun’dan 1929'da tamamlayarak felsefe bölümünden mezun olur.  

Tecer Fransızcayı bu şekilde iyi düzeyde öğrenmiş, Osmanlı tedrisatı ile tahsile başlamış olduğundan Arapça ve Farsçayı da eski eğitim sisteminden ve Kudüs’teki çocukluk günlerinden bellemiştir.  Kimi kaynaklar onun İngilizceyi de bildiğini yazmaktadır. .  

1929'da önce Samsun'a tayini çıkar, Samsun’a gitmeyince Ankara Erkek Lisesi'nde Türkçe öğretmenliği ve yardımcı müdür görevleriyle işe başlar. Ankara'dan Sivas Erkek Lisesi'ne edebiyat öğretmeni olarak tayin edilir. 1930'larda en çok bilinen eseri, Münir Ceyhan tarafından bir okul şarkısı haline getirilen Orada Bir Köy Var Uzakta adlı şiiri yayınlanır. Orada Bir Köy Var Uzakta" adlı şiirini babasının memleketi olan Apçağa Köyü(Erzincan/Kemaliye) için yazmıştır. 

Sivas'taki günlerinde oldukça faal olacaktır. Halk Şairlerini Koruma Derneği'ni kurduktan sonra Halk Şairleri Bayramı 'nı gerçekleştirir. Halk Şairleri Bayramı için oyun ekipleri kurulur, davul-zurna takımları getirtilir, bölgedeki şairler çağrılır ve onlarla tanışır. Vehbi Cem Aşkun ve Muzaffer Bey ile birlikte 5-7 Kasım 1931’de Halk Şairleri Bayramı 'nı gerçekleştir. Bunların içinde Âşık Veysel de vardır. [9] Şenlikler sırasında yapılan yarışmada Aşık Veysel birinci gelmiş onunla başlayan dostluğu uzun yıllar sürmüştür. Ayrıca Sivas Lisesinde “Toplantı “adıyla bir öğrenci dergisi çıkarmaya başlamış,


1932 yılında Sivas Maarif Müdürlüğü'ne atanmış Fransızca dersler de vermiştir. Kız Muallim Mektebi ve Kız Meslek Lisesi'nde de edebiyat öğretmenliği yapmış,[10] Sivas’ta dört yıla yakın bir süre kalmış ve oldukça faal olmuştur. Ahmet Kutsi Bey, Soyadı Kanunu çıktığında Sivas’ın Deliktaş Köyü’nden Ruhsati’nin bir şiirinde geçen Tecer Dağı’nın adını soyadı olarak seçer. [11] 1932  yılında yayımladığı “Sivas Halk Şairleri Bayramı” kitapçığı ile bunları belgelemiştir. Aşık Veysel Şatıroğlu, Ali İzzet Özkan  , Şarkışlalı Talibi Çoşkun, bu faaliyetleri esnasında ortaya çıkartılmış olur.

Sivas’taki başarısı sonrasında Ankara’ya tayin edilir. Gazi Eğitim Enstitüsü’nde kompozisyon ve felsefe derslerine girmiştir. Ayrıca Ankara Devlet Konservatuarı’nın kuruluşunu hazırlayanlar arasında yer alır.[12]

1937 yılında İstanbul'dan Ankara'ya staj için gelen Meliha Hanım ile evlenir. Şair o sırada bakanlıkta görevlidir. Bu evlilikten Mehmet ve Leyle adında iki çocuğu dünyaya gelmiştir. Evlilik sonrası. Âşık Veysel’in ve şiirlerinin tanınması için ve şiirlerinin bestelenmesine mühim katkılar sağlayacaktır

Tecer,1942'den sonra Adana ve Urfa milletvekili olur. Tecer, milletvekilliği sırasında Halk Evleri Şenliği'ni düzenler ve kültür ağırlıklı siyasi çalışmalarda bulunur. Pek çok araştırmacının eserlerinin değerlendirilmesi konusunda yardımcı olur.   Ali Rıza Yalgın'ın folklor ve etnografya çalışmalarını yapabilmesi için para yardımı yapar.

1948 yılında Ankara'da geçici bir UNESCO komitesinin 12 kişilik üyesinden birisidir. UNESCO Yönetim Kurulu'na üye olan Tecer,  idare heyetine seçilir. UNESCO hakkında yazılar yayınlar ve gözlerimi açıklar.

1949 - 1951 seneleri arasında öğrenci müfettişi olarak görevdeyken Kültür Ataşeliği yapmak için tekrar Fransa'ya gider. Bu dönemde Atilla İlhan da Paris'te Nazım Hikmet'i hapisten çıkarmak için kurulan kurulda çalışmaktadır. Bu kurula katılmayarak Paris’te iken İdil Biret'in müzik eğitimi için gerekli resmi çalışmaları da düzenler.[13]

Türkiye’ye döndükten sonra 1953 yılında İstanbul Belediye Konservatuarı’nda Türk tarihi ve geleneksel tiyatro, Galatasaray Lisesi’nde edebiyat, 1957-1966 yılları arasında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde estetik, Gazetecilik Enstitüsü’nde halk edebiyatı dersleri vermiştir. 1960′lı yıllarda ise İstanbul Radyosu’nda yayıncılara hocalık yapmıştır.

1966 yılında emekli olmuştur. 1966’da Ankara’da düzenlediği “Folklor Enstitüsü Kuruluş Semineri”ne katılmış ve Türk Folklor Enstitüsü kuruluş protokolüne imza atmıştır. 16 Mayıs 1966′da Enstitü kurulmuştur.

Tecer,23 Temmuz 1967 tarihinin pazar gecesi Vakıf Gureba Hastanesi'nde vefat eder. [14]Cenaze namazı Şişli Camii'nde kılınır ve cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedilir.

Ölümünden sonra Türk Folklor Araştırma Dergisi ve Varlık Dergisi Tecer için özel sayılar çıkarmış, bir çok caddeye ve okula ismi verilmiştir.

 

EDEBİ YÖNÜ VE ŞAİRLİĞİ

Ömer Seyfettin ve Ali Canip'in başlattığı, Yeni Lisan ve Milli Edebiyat akımı, Beş Hececiler’den sonra, heceye yeni ses ve söyleyiş imkânları getiren Tecer, Cumhuriyet I. Dönem şairlerindendir. İlk şirlerinde ferdi konular ve aşk konuus işlemiş sonraki dönemlerinde folklorik özeüllikleri öne çıkan konularda halk şiiri özelliklerine uygun şiirler yazmıştır. Önceleri, Faruk Nafiz Çamlıbel'in yolundan yürümüş, Necip Fazıl Kısa kürek, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Ahmet Mühip Dıranas kuşağında ve tarzında yazan bir şair olmuştur.

İlk şiirleri liirk konularda. Aşk, doğa, ölüm, özlem gibi  temalar içindedir. Sonraki şiirlerinde memleket sevgisi ağır basan foklar ve köycülük ruhunu dile getiren şiirlere yönelmiştir.   Millî Edebiyat akımınının Cumhuriyet Dönemindeki devamını aksettiren fikir ve edebi anlyışı içinde hareket ederek nesirlerinde de aynı konulara ağırlık veren bir yazar olmuştur.  

1933  1938 yılları arası Tecer, ilk şiirlerinde daha çok romantik âşıkları, ölüm, yalnızlık, hüzün gibi bireysel temaları işlerken daha sonraları, halk kültürünün zengin kaynaklarına yönelir. Hece ölçüsünde yeni olanaklar arayan şair, şiirlerini aşık edebiyatı tarzında değil, çağdaş şair bakış açısında yazmıştır. Şiirleri; anlatım, kelime, hatta duyuş bakımından folklora bağlıdır. Şiirlerinde saf bir heyecan, sade bir dil modern bir hece anlayışı tatlı bir lirizm göze çarpar.

İlk şiirleri 1921 yılında Dergah’ta;1921-25 yıllarında ise Milli Mecmua'da yayınlanmıştır.İlk eseri 1932 yılında bastırdığı Şiirler kitabıdır. Daha sonraki şiirleri Varlık, Oluş, Yücel, Ülkü, Türk Düşüncesi, Şadırvan, Türk Dili gibi dergilerde çıkar. 2002 yılında Kültür Bakanlığı tarafından Tecer'in Bütün Şiirleri yayınlanmıştır.

Sonradan başladığı oyun yazarlığında da aynı düşünceyi ve temaları işlemiştir. İlk ve en önemli oyunu Köşe başı adlı eserinden itibaren bilinçsizce Batıya özenenleri eleştirirken folklorik zenginliğimizi serilemeye çalışan halk tiyatrolarımızı çağdaş tiyatro ile bütünleştirmeye gayret eden bir çaba içinde olmuştur. Orta oyunu tekniklerini kullanarak yazdığı, ve Batı'ya özenenleri eleştirdiği, eski bir İstanbul mahallesini, bütün havası, kişileri, töreleri ile tanıttığı Köşebaşı ve Köroğlu Destanı'ndan esinlenerek, maceraları ve insanlığı içtenliğiyle anlattığı, 1949’da yazdığı Koçyiğit Köroğlu adlı manzum piyesi, Türk Edebiyatı’nın önemli örneklerindendir. [15][16] Köşebaşı, Koçyiğit Köroğlu, Yazılan Bozulmaz:1946'da Ankara Devlet Konservatuarı Tatbikat sahnesinde oynanmıştır.

Yunus Emre ve Karaca oğlanın hayatına ışık tutmuştur. Eski Türk dansları, oyun kolları, Köylü Temsilleri, orta oyunu üzerinde çok önemli araştırmalar yapmıştır. Ayrıca Köylü Temsillerini ciddi manada ilk inceleyen isim olmuştur.

“Ahmet Kutsi Tecer'in toplam on bir tiyatro eseri vardır. Her ne kadar tiyatro eserleri, tiyatro tekniği açısında çok başarılı olmasa bile, eserlerinde ele aldığı konuların özgünlüğü ve bu özgünlüğü yansıtmadaki cesareti, tiyatro yazarlığı alanında yol açıcı olmuştur.”[17]

Karacaoğlan başta olmak üzere, halk şairlerimiz hakkında önemli incelemeler yayımlamıştır. İslam Ansiklopdisi'nde halk edebiyatımız üzerindeki araştırmaları kaynaköça olarak yer almıştır.

 

ESERLERİ

Şiir: 
  • Şiirler, 1932.
İnceleme:
  • Köylü Temsilleri, 1940. 
Oyun:
  • Yazılan Bozulmaz, 1947; 
  • Köşebaşı, 1948; 
  • Köroğlu, 1949; 
  • Bir Pazar Günü, 1959; 
  • Satılık Ev, 1961.



  • [1] Dr Aslan Tekin Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları, Ankara, 2005, shf, 525
  • [2] Ahmet Kudsi Tecer (1901-1967), Turkceciler.com sitesi, Erişim tarihi:11.09.2012
  • [3] Dr Aslan Tekin Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları, Ankara, 2005, shf, 525
  • [4] http://tr.wikipedia.org/wiki/Ahmet_Kutsi_Tecer
  • [5] Ahmet Kudsi Tecer (1901-1967), Turkceciler.com sitesi, Erişim tarihi:11.09.2012
  • [6] Dr Aslan Tekin Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları, Ankara, 2005, shf, 525
  • [7] Ahmet Kutsi Tecer, Kültürelbellek.com sitesi Erişim tarihi:11.09.2012
  • [8] http://tr.wikipedia.org/wiki/Ahmet_Kutsi_Tecer
  • [9] Şahamettin Kuzucular, Aşık Veysel Hayatı ve Edebi Kişiliği, .edebiyadvesanatakademisi.com/
  • [10] Ahmet Kudsi Tecer (1901-1967), Turkceciler.com sitesi, Erişim tarihi:11.09.2012
  • [11] Ahmet Kudsi Tecer (1901-1967), Turkceciler.com sitesi, Erişim tarihi:11.09.2012
  • [12]Ahmet Kutsi Tecer, http://www.kulturelbellek.com/ahmet-kutsi-tecer/ Mart 10, 2011
  • [13] İdil Biret’in annesi Leman Biret’in anıları, Idilbiret.com sitesi, Erişim tarihi:11.09.2012
  • [14] http://tr.wikipedia.org/wiki/Ahmet_Kutsi_Tecer
  • [15] Anonim, Ahmet Kutsi Tecer Biyografi http://www.biyografi.info/kisi/ahmet-kutsi-tecer
  • [16] Dr. Gıyasettin AYTAŞ, AHMET KUTSİ TECER ve TİYATRO EDEBİYATIMIZA KATKISI, http://w3.gazi.edu.tr/
  • [17] Dr. Gıyasettin AYTAŞ, AHMET KUTSİ TECER ve TİYATRO EDEBİYATIMIZA KATKISI, http://w3.gazi.edu.tr/~


ŞİİRLERİNDEN SEÇMELER 



ANNELER

Dal bir gün dedi ki tomurcuğuna:
- Tenimde bir yara işler gibisin
Titrerim rüzgarlar keder vermesin.

Anneler beşikten der çocuğuna:
- Acını görmesin gözüm alemde
Teselli demeksin bana son demde.

Bütün ümitleri yel alır gider
Tomurcuk açılır, sel alır gider
Anneler büyütür, el alır gider

ÇINGIRAK

Bir gün parmaklığa elin varmadan,
Bir titreyiş gibi çalar çıngırak.
Mevsimler geçtikten sonra aradan,
Bu ses beni bir gün çağırsın, bırak...

Kumluktan serperken dallar başına,
Geç hızla, merdiven gelir karşına,
Eşikten atlarken ayak taşına,
Bu sesler içimde yer etsin, bırak...

İt, işte önünde kapım, aralık,
Oda bıraktığın gün kadar ılık,
Bir ince su sesi gibi lık, lık, lık,
Gönlünden nedamet boşansın, bırak...

ILGAZ DAĞLARINDAN

Siz, ağaçlar, elbet beni bildiniz,
Ben sizden ayrılmış yürür bir dalım.
Ey çamlar, köknarlar, ey yeşil deniz.
Ben kendi kendini sürür bir dalım.

Kırığım, içimden çıkmaz bu acı,
Gün oldu başıma hasretin tacı,
Düşündüğüm zaman asıl ağacı,
İçimi yalnızlık bürür bir dalım.

Ne sert kış ne gümrah ve gölgeli yaz,
Ne ılık meltemler, ne keskin ayaz.
Mevsimler derdime bir şifa olmaz,
Ben kökünden kopmuş çürük bir dalım.

İLK UYKULAR

Yıllar var, o zaman küçüktü göğsün
Boğuşmak bilmezdin bu kuş tüyüyle
Hülyanın ve yazın ve teneffüsün.
Sihriyle uyuyan bir kızdın öyle.

Alsan da koynuna seher yelini
Saçının vermezdin ona telini
Elinin üstüne konan elini
Çekerdin ansızın bir ürpermeyle.

Ey şimdi boğulmuş, yorgun, soluyan
Kumral kız! Şu atlas yastığa dayan
O hafif, hülyalı ilk uykulardan
Ne zaman, ne zaman uyandın söyle?

KIR UYKUSU

Ne hoştur kırlarda yazın uyumak!
Bulutlar ufukta beyaz bir yumak,


Ağaçlar bir derin hülyaya varmış,
Saçında yepyeni teller ağarmış.


Baş yorgun, yaslanır yeşil otlara,
Göz dalgın, uzanır ta bulutlara.


Öğleyin bu uyku bir aralıktır,
Saf hava bir kanat gibi ılıktır.


zaman gönülde ne varsa dinler,
Yüzlere tülümsü bir buğu iner.


Erirken sıcakta yaz kokuları,
Ne hoştur, ne hoştur kır uykuları!

KONYA DESTANI

Sabahtan vardım Konya'ya
Baktım cihana uyanık.
Kimi binek, kimi yaya,
Baktım meydana uyanık.

Şehirde herkes ayakta,
Kepenkler kaldırılmakta.
Asker, mektepli sokakta,
Baktım her yana uyanık.

Sabahtan akşama kadar,
Didinir, terler, çabalar.
Uyanık bütün babalar,
Oğul, kız, ana uyanık.

Konuşursan bir kelime,
Kavuşursun bin selama,
Lafında şive var ama,
Fikirde mana uyanık.

Karatay, İnceminare,
Dolaştım hep birer kere.
Her köşeye, her esere,
Bakındım rana uyanık.

Alaiddin tepesi'ne,
Çıkdım tarihin sesine.
Selçukların türbesine,
Baktım, amenna, uyanık.

Baktım tarihe, zamana,
Baktım Alaiddin Han'a,
Baktım o büyük insana,
Kılıç Arslan'a uyanık.

Görünmez bir debdebede,
Gönüllerden bir türbede,
Yeşil üsküflü kubbede,
Uyur Mevlana, uyanık.

Tecerim bu nasıl hülya,
Uyanıkken gördüm rüya,
Eski Konya, Yeni Konya,
Göründü bana uyanık.

ORDA BİR KÖY VAR UZAKTA

Orda bir köy var, uzakta
O köy bizim köyümüzdür.
Gezmesek de, tozmasak da
O köy bizim köyümüzdür.

Orda bir ev var, uzakta
O ev bizim evimizdir.
Yatmasak da, kalkmasak da
O ev bizim evimizdir.

Orda bir ses var, uzakta
O ses bizim sesimizdir.
Duymasak da, tınmasak da
O ses bizim sesimizdir.

Orda bir dağ var, uzakta
O dağ bizim dağımızdır.
İnmesek de, çıkmasak da
O dağ bizim dağımızdır.

Orda bir yol var, uzakta
O yol bizim yolumuzdur.
Dönmesek de, varmasak da
O yol bizim yolumuzdur.

SELAM OLSUN..

Selâm olsun bizden güzel dünyaya
Bahçelerde hâlâ güller açar mı?
Selâm olsun sonsuz güneşe, aya,
Işıklar, gölgeler suda oynar mı?

Hepsi güzeldir kar, tipi, fırtına
Günlerin geçişi ardı ardına.
Hasretsiz bir kanat şakırtısına
Mavi gökte kuşlar yine uçar mı?

Uzak, çok uzağız şimdi ışıktan,
Çocuk sesinden, gül ve sarmaşıktan,
Dönmeyen gemiler olduk açıktan,
Adımızı soran, arayan var mı?

ŞEHRİ GEZERKEN

Ya Üç şerefeli, ya Eski Cami,
Ya Sultan Selim, ya Sultan Süleyman,
Geziyorum burda sabahtan beri,
Sürüklüyor beni tarih ve zaman.

Boş sokaklar, hüzün, vehim, heyecan...
Sanki her şey birden unuttu beni;
Asesler geliyor işte arkamdan,
Kovalıyor beni bir yeniçeri.

Kaçıyorum, şurda ulu bir çınar,
Ötede yolumu kesen bir konak;
Ne tarafa gitsem beni kovalar,
Ucu topuğuma değen bir mızrak.

Nereye yönelsem, kime sığınsam
Kafesler örülü, kapılar kilitli.
Bir mescit, önünde yaşlı bir imam,
Kapıyı çekince o da seğirtti.

Şurası bir terzi, şurası berber,
Şurası bir fırın, şurası kapan.
Bu kadar ahali nereye gider?
Nerede saklanır bu kadar insan?

Şurası havuzlu kahvehaneydi,
Burada sohbetler, sazlar olurdu.
Buraya gelince dizim kesildi,
Ben durdum, arkamda bir ayak durdu.

O zaman öğrendim: Meğerse Hünkar
Gelirken, görmeye çıkmış Edirne;
Şehri gözetleyen karakulluklar,
Arkamdan soruyor:
?urda işin ne? ?

Yavaşça arkama döndüm o zaman,
Omuzumda gördüm bir bildik eli.
Ansızın silkindim derin hulyadan,
Ben, tarihte eski bir Edirneli.

TOPRAK İŞÇİSİNE

Sen omuzunda yorgan, elinde torban,
Sen mevsim işçisi, büyük gezginci,,
doğduğundan beri sen, anan, baban,
Orakçı, çapacı, ırgat, ekinci,

Sen, anan ve baban... Siz topraksızlar,
Sizi ben tanırım uzun yollardan.
Size en yığın yığın büyük yalnızlar,
Sizi de yaratmış bizi yaradan.

Ekip biçtiğiniz toprak sizindir,
Sizindir zorluğu, derdi, mihneti.
Sizin çektiğiniz derde dar gelir,
Tanrının ambarı olsa cenneti.

Ve cennet, dünyanın kurulduğundan
Beridir Tanrı
?ın düşüncesidir.
Sen sabrını yere çaldığın zaman
Bu güzel hulyadan Tanrı ürperir.

Siz ey yığın yığın büyük yalnızlar,
Sizi de yaratmış bizi yaradan.
Ey mevsim işçisi, ey topraksızlar,
Sizin toprağınız size bu vatan.

BAŞBAŞA

İşte bir vazoda açmış iki gül
İşte bir saksıda eşsiz kuşkonmaz.
Gülleri gördükçe gönlüm bir bülbül
Saksıya baktıkça içimde bir haz.

Dışarda fırtına, uğultu, tipi
Odada sessizlik tutulur gibi.
İşte o da geldi, evin sahibi
Oturduk, eskiden konuştuk biraz.

Dışarda fırtına, tipi... Yerler kar
İçerde başbaşa iki bahtiyar.
Onları ısıtan eski bir bahar
Dışarda yepyeni bir kış, bir ayaz.

BİR GÜN EDİRNEYE GELİRSEN

Bir gün Edirne’ye gelirsen eğer,
Beni bulamazsan hiçbir tarafta,
Bari ayağını çabuk tutuver,
İnan, bekliyorum seni Arafta.

Ne sağa, ne sola kımıldamadan;
Bana sensiz cennet bile cehennem.
Cennete giremem orada yoksan
Cehenneme ise gitmek istemem.

Eğer oyalarsa seni Edirne,
İstemezse gönlün ayrılmak oradan,
İnansam beni de özlediğine,
Ben de Edirne’ye dönerdim, inan

HALAY

Çekin halay, çalsın durmadan sazlar
Çekin ağır ağır, halay düzülsün.
Süzülsün oyunlar, süzülsün nazlar
İnce beller, mahmur gözler süzülsün.

Tutun kızlar tutun, birleşsin eller
Çalın sazlar çalın, kırılsın teller.
Dönün kızlar dönün, kıvrılsın beller
Uzun, siyah saçlar tel tel çözülsün.

Bakışlar saçılsın kirpiğinizden
Kayan yıldızlar gibi geceki izden
Etekler içinde naz eden dizden
Üzülsün bu deli gönlüm üzülsün.

İHTİYAR AŞIK

Yıllardan beridir ağaran teller
Bu akşam parıldar şakaklarımda
"Bu gece ömrümün en son demi, der
Büsbütün ağarsın varsın yarın da.."

Çırpınır göğsünün içinde kalbi
Bir yaşlı ağaca sinen kuş gibi
Nedir bu esrarlı halin sebebi?
Neden parlıyor o gözler? Bir oda:

Yaşlanmış, altında ipek bir sedir
Bir kız ki ay ondan parlak değildir
Öptükçe ağaran bir gül denilir
İhtiyar bülbülün dudaklarında

KEREM

Ne zaman düşünsem sizi titrerim,
Yaslı dağlar, yüzü gülmeyen dağlar!
Bu dağlar içinde bir yer var derim,
Orada kaybolan bir ses var, ağlar.

Neden hiç çıkmıyor içimden bu ses
Tipi, çığ, fırtına...Donar her nefes,
Yine bu ses ağlar, işitmez herkes,
Beni kıvrandırır, inletir, yakar.

Hey bu dağlar yalçın, karanlık, derin!
Ne bir geçit verir ne sıcak bir in.
Gün battığı zaman sarp tepelerin
Üstünden bir kartal geçer, o kadar...

KIŞ DÜŞÜNCELERİ

Geçti yaz günlerinin güzelliği
Açık pencereler, damlar, bahçeler.
Her şey ne sıcaktı, her şey ne iyi
Hatta o karanlık, aysız geceler.

Hani o gezmeler kırda denizde?
Hani o cümbüşler, sazlar temmuzda?
Ağustos mehtabı tam üstümüzde
Plajlarda neydi o eğlenceler?

Yaşamak diyordum, yaşamak ne hoş!
Hele bir gelmesin n'olurdu bu kış.
Nerde o kahkaha, o ses, o alkış
Şimdi yerini aldı düşünceler...

MUSİKİ

Boynundan koparıp hiddetli elin,
Mermerler üstüne attığı inci,
Sonra birden coşar sesi her telin,
Ruha damla damla akan sevinci.

Öpmeler, sarmalar, baygın nefesler,
Her kalbe çılgınlık veren hevesler,
En fazla gönülde bir mevsim sürer,
Hep bunlar bir rüya gibi geçici.

İçimde daima bir eski bahçe,
Tarhları dağıtmış rüzgârlar gece.
Musiki savrulmuş bir güldür bence,
Her nağme havada bir gül tüveyci.

NERDESİN

Geceleyin bir ses böler uykumu,
İçim ürpermeyle dolar: -Nerdesin?
Arıyorum yıllar var ki ben onu,
Aşıkıyım beni çağıran bu sesin.

Gün olur sürüyüp beni derbeder,
Bu ses rüzgârlara karışır gider.
Gün olur peşimden yürür beraber,
Ansızın haykırır bana: -Nerdesin?

Bütün sevgileri atıp içimden,
Varlığımı yalnız ona verdim ben,
Elverir ki bir gün bana derinden,
Ta derinden bir gün bana gel desin.

O DÖNMEDEN ÖNCE

Geceleyin benden ayrılır ruhum,
Dönünceye kadar açık kalır cam.
Uyanık, başımın ucunda bir mum,
Beklerim, beklerim böyle her akşam.

Bilmesem de nereye gidiyor ruhum,
Bütün gece sessiz, eriyip de mum,
Sabah olduğunu çok biliyorum;
Biliyorum, bu bir sonsuz helecan.

Besbelli bir ömür böyle sürecek,
O öyle uçarı, ben böyle ürkek;
Bir gün ya bilerek, ya bilmeyerek,
O dönmeden önce camı kapayacağım.

ÖLÜ...

Bir sonsuz rüyaya açılmış gözler
Yummayın, yummayın kirpiklerini!
Kim ondan daha çok hayatı özler.
Çağırıyor çağırıyor sevdiklerini.

Gelmiyor, gelmiyor o yüzler niçin?
Kaybolmuş koynunda onlar da hiçin
Bilmiyor boyunun ölçüsü için
Başının ucuna geldiklerini.

Bilmem ki adını onun kim saklar?
Şimdiden unutmuş onu kucaklar.
Besbelli üşütür soğuk topraklar
Soymayın, soymayın giydiklerini

RÜZGAR GÜLÜ


Her yandan duyarım bir gül kokusu,
Meltemle dağıtır uzak bahçeler.
Günbatısı, poyraz ve gündoğusu,
Cenup rüzgârları ruhumu çeler.

Bilmem ki nerede bu gizli bahar?
Nereden bu ıtri alıyor rüzgâr?
İklimler dışında bir iklim mi var?
Ne fecir bir şey der, ne şafak söyler.

Gün olur çağırır beni her ufuk,
Sevdalar eline başlar yolculuk,
Elinde bir rüzgârgülü, bir çocuk,
Durmadan yüzüme bakarak üfler.

SENİ SEVİYORUM

DEMEK İSTERDİM

seni seviyorum demek isterdim
ölesiye bir duyguyla,
taparcasına dil dökmek
ve saçlarım ağarmadan söylemek isterdim

seni sarmak isterdim sonsuzlukla
delicesine sevmek
bir sarhoş gibi adını sayıklamak
ve bağırarak kollarında ölmek isterdim
gülüm...

TABİAT ODAM

Severim kırlarda ben yaşamayı,
On iki ayı.
Severim kırların yeşil göğsünü,
Bütün süsünü.

İstemem başımın üzerinde dam,
Tabiat odam.
İstemem topraktan başka bir yatak,
Kehkeşanlar tak.

Kuşlardan savrulan bir incecik tüy,
Üstümde örtü.
Ve aydan kırpılan bütün yıldızlar,
Rüyamda kızlar.

Her sabah neşeyle uyanan bir eş,
Koynumda güneş.
Dallarda ötüşen kuşlar kabilem,
Bilmezler elem.

Ağlarsak bizimle beraber olur,
Hemşirem yağmur.
Sızlarsak bizimle beraber sızlar,
Kardeşim rüzgâr.

İsteyen toplasın binlerce arşın,
Karlardan kışın.
Mutlaka öptürür bağlarda temmuz,
Çıplak bir omuz.

Severim kırlarda ben yaşamayı,
On iki ayı.
Severim kırların yeşil göğsünü,
Bütün süsünü.

Ölürsem istemem ne yas, ne kefen,
Ne başka bir fen.
Üstümden kalkmasın çimen, çiy, yosun,
Ruhum uyusun.

       İlgili Sayfalar

 

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 
          

 




Yorumlar