İnternet Tarayıcınızın Javascript Desteği Kapalıdır.
 Edebiyat ve Sanat Akademisi websitesini aktif bir şekilde kullanmak için JavaScript tarayıcınızda etkinleştirilmelidir. Tarayıcınızı kullanarak Edebiyat ve Sanat Akademisine erişim sağlarken zorluk ile karşılaşırsanız, JavaScript'in açık olup olmadığını kontrol edin.

Aşağıdaki Konu başlıkları MAC ve WİNDOWS işletimleri üzerinde çalışan EXPLORER, FİREFOX, SAFARİ ve OPERA internet tarayıcıları üzerinde JavaScript etkinleştirmesinin nasıl yapılacağı anlatılmıştır.

WİNDOWS LOGO
WINDOWS İŞETİM SİSTEMİ ÜZERİNDE;
MAC LOGO
MAC İŞETİM SİSTEMİ ÜZERİNDE;

Windows'taki Internet Explorer'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. tarayıcınızda Araçlar 'ı ve ardından Internet Seçenekleri 'ni tıklatın.
  2. Internet Seçenekleri iletişim kutusunda Güvenlik sekmesini tıklatın.
  3. Özel Düzey 'i tıklatın.
  4. Güvenlik Ayarları iletişim kutusunda Komut altında Etkin komut kısmında Etkinleştir 'i tıklatın.
  5. Tamam 'ı tıklatın
  6. Onay iletişim kutusunda Evet 'i tıklatın.
  7. Ayarlarınızı kaydetmek için Tamam 'ı tıklatın.
Windows'taki Mozilla Firefox'ta JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızda Araçlar 'ı ve ardından Seçenekler 'i tıklatın.
  2. Seçenekler iletişim kutusunda, İçerik 'i tıklatın.
  3. JavaScript'i Etkinleştir seçeneğini işaretleyin ve ardından Tamam 'ı tıklatın.
Mac'teki Mozilla Firefox'ta JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızda, Ayarlar 'ı tıklatın.
  2. Görüntülenen iletişim kutusunda İçerik 'i tıklatın.
  3. Görüntülenen iletişim kutusunda Güvenlik 'i tıklatın.
  4. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin ve ardından pencereyi kapatın.
Windows'taki Google Chrome'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızı açın ve ardından sağ üst köşede görünen ayarlar simgesine tıklayın.
  2. Açılan menüde, Ayarlar 'ı tıklatın.
  3. Ayarlar sayfasında, Gelişmiş ayarları göster 'i tıklatın.
  4. Gizlilik bölümünde İçerik ayarları'nı tıklayın.
  5. JavaScript bölümünde Tüm sitelerin JavaScript çalıştırmasına izin ver'i seçin.
  6. Tamam 'ı tıklatın.
Mac'teki Google Chrome'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Mac menü çubuğunda, Chrome 'u ve ardından Tercihler 'i tıklatın.
  2. Ayarlar sayfasında, Gelişmiş ayarları göster 'i tıklatın.
  3. Gizlilik bölümü altında İçerik ayarları 'nı tıklatın.
  4. JavaScript bölümünde Tüm sitelerde JavaScript çalışmasına izin ver 'i tıklatın.
  5. Bitti 'yi tıklatın.
  6. Ayarlar sayfasını kapatın.
Windows'taki Apple Safari'de JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızda, sağ tarafta görünen ayarlar resmi simgesini tıklatın.
  2. Tercihler 'i seçin.
  3. Genel iletişim kutusunda Güvenlik 'i tıklatın.
    İletişim kutusu adı Güvenlik olarak değişir.
  4. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin.
Mac'teki Apple Safari'de JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Mac menü çubuğunda, Safari 'yi ve ardından Tercihler 'i tıklatın.
  2. Görüntülenen iletişim kutusunda Güvenlik 'i tıklatın.
  3. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin ve ardından pencereyi kapatın.
Windows'taki Opera'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızı açın.
  2. Menü > Ayarlar > Tercihler 'i açın.
  3. Tercihler iletişim kutusunda, Gelişmiş kutusunu tıklatın.
  4. İçerik 'i tıklatın.
  5. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin
  6. Tamam 'ı tıklatın.
Mac'teki Opera'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Mac menü çubuğunda, Opera 'yı ve ardından Tercihler 'i tıklatın.
  2. Tercihler iletişim kutusunda, Gelişmiş kutusunu tıklatın.
  3. İçerik 'i tıklatın.
  4. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin.
  5. Tamam 'ı tıklatın.
Ziyaretci İstatistik
Online: 37 Günlük: 3342 Toplam: 2034500
Reklam Alanı
Turgut Uyar Şiirleri Hayatı Edebi Kişiliği

 

Turgut Uyar ( 1927- 1985) Türk şair

Turgut Uyar, 4 Ağustos 1927 tarihinde Ankara’da Fatma Hanım ile Hayri Bey’in altı çocuğundan beşincisi olarak dünyaya gelmiştir. Babası orduda harita binbaşısı olarak görev yapan bir subay Annesi ise ev hanımıdır.

Turgut Uyar, ilköğrenimini babasının görevi nedeniyle değişik şehirlerde sürdürmüş, orta öğrenimine maddi nedenlerden dolayı yatılı askerî okulda devam etmek zorunda kalmıştır. Ortaokulun ardından Bursa Askerî Işıklar Hava Lisesi’ne kaydolmuş, bu okuldan 1946 yılında mezun olmuştur.  Edebiyatla olan ilgisi yatılı okulda iken başlamış, şiirler öyküler ve roman denemeleri yazmaya başlamıştır. Bursa Askeri Işıklar Lisesinde iken şiir ve öykü denemeleri yapmaktadır. Yüksek öğrenimini de yine askerî memur yetiştiren Askerî Memurlar Okulu’nda (1947) tamamlar. [1]

Henüz Askerî Memurlar Okulu’nda öğrenciyken annesin isteği ile Yezdan Şener ile evlenmiştir (1947). 18 yaşında baba olan Uyar ilk eşinden olan 3 çocuğunu memurluk yaptığı yerlerde büyütmüştür.Bu evlilikten, Semiramis, Tunga ve Şeyda adlı üç çocuğu olur. 1947 yılı edebiyat alanında da atılım yaptığı bir yıldır. 1947’de şairin “Yâd” adlı şiiri yayımlanan ilk şiiri olmuştur. (Yedigün, 1947) [2]

Okulu bitirdikten sonra Memuriyet hayatına başlamış, ilk tayin yeri olan Posof (Kars) ‘ta görev yapmıştır. Posof’tan sonra Terme (Samsun)’de görev yaparak taşra hizmetini tamamlamıştır. 1952’de ise ikinci kitabı Türkiyem yayınlanır. Bu eseri yayımlandığında henüz şark görevinin bitirmemiş olan bir teğmendir.

Kaynak dergisinin 1948 yılında açmış olduğu şiir yarışmasında “Arz-ı Hal” şiiri ile ikincilik almış Arz-ı Hal ve Akşam Üzeri Türküsü adıyla ilk kitabı Kaynak Yayınları tarafından basılmıştır. İlk şiir kitabı hece ölçüsü ile yazılmış memleketçilik konularını işleyen, Orhan Veli tarzını da andıran şiirlerden oluşmaktadır. “Arz-ı Hal ve Türkiyem, Turgut Uyar’ın 1948-1954 yılları arasında Posof ve Terme’deki taşra hizmeti sırasında yazdığı ve yayımladığı şiirlerden oluşmaktadır.” [3]Bu şiirlerinde Halk Şiirinin şekil özellikleri 1940 yıllarına kadar moda olan Memleketçilik akımının derin tesirleri ve Garip şirinin tesiri altında yazılmış serbest şiirleri vardır. Posof ve Terme’de şahit olduğu Anadolu gerçeğinin ve dünyasının derin izleri vardır. Bu kitaplarında, Anadolu, köy ve köylü sorunları ile yalnızlık, sıkıntı, mutsuzluk, özlem ve aşk gibi temaları işlemiştir.

“Arz-ı Hal yayımlandığında yirmi iki, Türkiyem yayımladığında ise yirmi yedi yaşındadır. “[4] Posof ve Terme ‘de Tamamladığı taşra hizmetinin ardından görevini Ankara’da devam ettirmeye başlar. Menderes iktidarının getirdiği yenilikler ve para bolluğu süslü caddeler, neon lambalı yollar, parlak ışıklı caddeler, yeni binalar ve modern oteller ile birlikte değişmeye başlayan kültürel yapı, yaşam tarzı onu da sarsmış, Posof ve Terme’den sonra geldiği bu dünya onun zihninde karmaşalar oluşturmuştur.

Ankara’ya geldikten sonra değişen bu psikoloji içinde (1954). Personel subayı olarak sürdüğü askerî memurluk hizmetinden kendi isteğiyle ayrılır. Askerlik hizmetinden kopar. Bu yıllar arasında II Yeni şiiri baş göstermiş Muzaffer Erdos’un yönetimindeki Pazar Postası Yeditepe, Seçilmiş Hikâyeler Dergisi, Şairler Yaprağı gibi dergilerde Cemal Süreya, Muzaffer İlhan Erdos, Ece Ayhan gibi şairlerin yeni bir anlayışla yazdığı şiir tarzına uygun şiirler de yazmaya ve bu dergilerde şiirleri çıkmaya başlamıştır.

Askerlikten ayrıldıktan sonra Türkiye Selüloz ve Kâğıt Sanayi Ankara Şubesi’nde çalışmaya başlar. (1958) Buradaki görevinde 1967 yılında emekliye ayrılana kadar çalışacaktır. Selüloz ve Kâğıt Sanayi’nde çalışmaya başladığı yıllar edebiyata olan ilgisi ve ayrıldığı zaman biraz daha artabilmiştir. Bu yıllarda II Yeni’nin diğer şairleri ile tanışmaya başlamıştır

Şiirleri Yeditepe, Pazar Postası, Dost, Değişim, Türk Dili, Dönem, Papirüs, Yeni dergi'de yayımlanmaya başlar. 1955'ten sonra, yapmacık ve özentiden uzak kendi şairlik kimliğini bulan hem öz hem de biçim yönlerinden kendine özgü olan bir şiire ulaşmaya başladı.

1967 yılında emekliliğin ardından İstanbul’a yerleşti Bu arada ilk eşinden ayrılmış, Cemal Süreya ile araları bozulan Tomris Hanımla ilgilenmeye ve onunla mektuplaşmaya başlamıştı. Bunların sonucunda Tomris Uyar ile evlendi. Ölümüne kadar da İstanbul'da yaşamayı sürdürdü. Tomris Uyar’la olan evliliğinden Hayri Turgut isimli oğlu dünyaya geldi. Şair, geçirdiği rahatsızlık sonucu elli sekiz yaşındayken hayata veda etmiştir. (1985).

 

 

EDEBİ KİŞİLİĞİ VE II. YENİ ŞİİRİ

Uyar’ın ilk dönem şiirleri ÖLÇÜlü, KAFİYElidir.  ilk dönem şiirlerinde daha çok kişisel yaşantısı üzerinde durmuş Aşk , ayrılık, ölüm temalarını işlemiştir. ,Bu dönem Şiirlerinde  halk ve  I. Yeni , Garip Şiiri ve Özelliklerinın izleri görülür. 1954 te Ankara’ya geldikten sonra II. Yeni şiiri ve şairleri ile temas etmiş ikinci dönem şiirleri de bu mertebeye doğru kaymıştır.

İkinci Yeni şiiri plânlı kurulan manifestosu olan bir şiir hareketi değildir. “Aynı dönemde, aynı toplumsal değişimlerden etkilenmiş, birbirinden bağımsız şairlerin “aynı kentli bireyi” anlatma çabası bu şiiri yaratmıştır. (Altan, 2005: 195)”

Turgut Uyar Ankara’ya geldikten sonra Menderes Hükümetinin yarattığı hızlı değişimin havasına şahit olan ilk şairlerden birisidir.  II. Yeni şairleri bu değişimle değişen kentli şairlerdir. Ani değişimler bu kentli şairlerde ortak duyuş ve düşünüşler oluşturmuş II Yeni şiiri bu çerçevede ortaya çıkmıştır. Turgut Uyar Cemal Süreya ve Edip Cansever ile birlikte, İkinci Yeni denildiğinde ilk akla gelen isimlerden biridir

Turgut Uyar’ın, “Yâd” adlı ilk şiiri (Yedigün, 1947) ile Kaynak dergisinin 1948 yılında açmış olduğu şiir yarışmasında “ikincilik aldığı Arz-ı Hal ve Akşam Üzeri Türküsü adıyla yayınlanan ilk kitabından sonra 1952 yılında basılan Türkiyem adlı kitapları henüz II Yeni şiir tarzını yansıtan şiir tarzından uzakta olan şiirlerdir. Taşra’dan Ankara’ya geldikten sonra 1954 değişen atmosferle birlikte 1955 yılından sonra yazamaya başladığı şiirler Edip Cansever ve Cemal Süreya’nın başlattığı şiir tarzını andıran şiirlerden oluşmaya başlamıştır. 1952- 1953 yıllarında ilk nüvelerini vermeye başlayan II Yeni şiirinin ilk örneklerinden etkilenmiş bu tarza uygun şiirler yazamaya başlamıştı. Cemal Süreya o yıllarda Anakara’da Mülkiyeli bir öğrenciydi. II. Yeni şiiri Ankara’da boy göstermeye başlamıştı.

Bu tarz şiirlerini Pazar Postası Yeditepe, Seçilmiş Hikâyeler Dergisi, Şairler Yaprağı gibi dergilerde yayımlaya başlamış daha sonra da “Dünyanın En Güzel Arabistanı” adlı eserinde toplamıştı.

1954’ten itibaren Varlık, Kaynak Şimdilik, Yenilik, Yeditepe, Şairler Yaprağı, Seçilmiş Hikâyeler Dergisi gibi dergilerle, Pazar Postası ve Forum gibi gazetelerde yazı ve şiirleri yayımlandı Bunların hepsinde de II Yeni anlayışını sürdürüyordu.

Yoğun imgelerin ve simgeci bir söyleyişin etkili olduğu şiirleriyle II. YENİ'nin başlıca şairlerinden biri oldu. Sanatını halk şiirinin deyişleri ve Divan Şiirinin biçimlerinden yararlanarak geliştirdi. Şiirle düzyazı arasındaki ayrımı ortadan kaldıran şiirlerinde  kent yaşamını karmaşıklığını ve parçalanış sarsıntılarını dile getirdi.

1960 sonrası, pek çok şair İkinci Yeni şiirini terk etmişken, Turgut Uyar, hemen hemen aynı anlayışla şiirini devam ettirdi.  Tütünler Islak (1962) ile yeni biçimsel denemeler aramış, mutsuzluk, kentin bunalımları, tedirginlik, sıkıntı, kaçış arzusu ve ölüm temalarını işlemişti

Fakat 1967 sonrasında yayımlanan eserlerinde “Kayayı Delen İncir ve Dün Yok mu’”  adıyla yayımlanan şiir kitaplarında II. Yeni’den nispeten kopmuş olduğunu gösteren nispeten yalın ve daha anlaşılır bir dil kullanmaya başlamıştı.

Turgut Uyar ise, kelimelerin söz değerine yani anlamaların sağlamlığına itibar ettiğini söyleyen ama alışılmadık bağdaştırmalar kurarak şiirin tümünde ve dizelerde anlam netliğine önem vermeyen bir şairdir. II. Yeni tarzı ile yazdığı şiirlerinde şiiri “ Kelimenin şiirdeki yerini “ ses” meselesinden çok “söz” ün sorunu olarak düşünmüş, “kelimelerin yan yana gelmesiyle sağlanan “ses uyumu”, “musiki” değildir. Şiirde esas sorun Kelimelere yüklenen anlamların sağlamlığı, geçerliliği, yerli yerindeliğidir.” [5] Diye düşünmüştür. Bu görüşte olmasına rağmen Turgut Uyar’ın şiirlerinde anlam sağlamlığı veya mana derinliği ancak ve ancak hayatının son dönemlerine doğru ve II. Yeni şiirinden koptuğu yıllarda yazmış olduğu şiirleri için geçerli olabilecektir.

 Şiiri “ Açıklanmaz bir mantıkla kendiliğinden oluşan, yırtıcı hayvan gibi şeyden kurtulma ve onu yenme çabası “  [6]gibi bir şey olarak düşünen Turgut Uyar  ““Şiirde güzellik adına anlamı pek önemsemiyor değilim. Şiirin anlamsız da güzel olabileceğine inanıyorum ama anlamsız şiire güvenmiyorum, anlamsız şiiri savunmuyorum” diyerek şiirde anlama önem verdiğini ifade etmiştir. Buna mukabil diğer II. Yeni şairleri gibi şiirde anlamdan anladığı şey klasik şiirin anladığı anlam ile aynı şey değildir.   “kelimeler, anlam değeri taşıdıkça anlamsız şiirler yazılabileceğine inanmıyorum. Başarılı kurulmuş bir biçim bile tek başına bir anlam değil midir?”[7] diye anladığı bir anlam şeklindedir.  Turgut Uyar bu görüşleri ile diüğer II. Yeni şairlerine nazaran şiirde anlama ve dizeler arasındaki mantıksal bağlamlara daha özentili durmuş bir II Yeni şairidir.

Onun şiirlerinde  “bir şairi bir başkasından ayıran şeyin “öz”e getirdiği yenilik “ düşüncesi ana hareket noktasıdır. Şiirin geçmiş bir jargonla yazılmasına karşı çıkan. Uyar, şiirin kendi zamanının tanığı olmasını isteyen bir şairdir.  Ona göre Şairanelik sadece sözcüklerde imgelerde değil, biraz da takınılan tavırdadır. Aynı tekniklerle şiir yazılmasına karşı çıkan şair şiirin yüzyıllar boyunca aynı metot, teknik, bağlam ve şekillerde yazılmış olmasını şiir zanaatı olarak görmektedir. Her şairin kendi şiirinin yaratması meselesinden çok her şairin şiire kendi özünü vermesi gerektiği düşüncesindedir. Ona göre “ Divan şiirinde olduğu gibi belli bir şiir tekniğine ulaştıktan sonra şiir yazmak bir zanaattır.”

1970 yılından sonra yayımladığı  şiirleri önemli bir tutum değişikliği göstermektedir. Şairin bu yıllardan sonra yazdığı şiirleri II. Yeni şairi iken söyledikleri ve uyguladıkları arasında önemli farklar taşır. 1970 yılından sonra yayımladığı  Divan adlı yapıtı, GazelKasideRubai' türlerine belli  ölçülerde uygunluk gösteren şiirlerden oluşmuştur.  Klasik divanlarda olduğu gibi bir münacatla başlayan yapıt, KAFİYE VE REDİFleri ile , kimi şiirlerde beyit bütünlüğünün öne çıkması, serbest müstezat etkisi veren şiirler içermesi dolayısıyla Divan Şiirinden belirgin izler taşır.

Bu eserinde Kalsik şiirin Mazmunlarından birkaçına da rastlanılmaktadır.  Divan’da, Divan Edebiyatının önemli örneklerine yapılan göndermeler de dikkat çekicidir. Uyar’ın bu eseriyle divan şiirini güncellemek istediği yeni bir söylem deneme çabasında olduğunu, dilsel bir oyun oynadığını düşünen eleştirmenler vardır. Uyar ise,  Divan şiiri geleneğine dönmek gibi bir amacı olmadığını, biçimi de sadece bir araç olarak kullandığını vurgulamıştır

Turgut Uyar bazı eserlerinde Ahmet Turgut, Tangar, T. U., A.Turgut imzalarını da kullanmıştır. (TBEA, 2001: 864) T.U. ve A. Turgutİmzalarıyla daha çok edebiyat dergilerini değerlendiren yazılar kaleme almıştır. [8]

 

ALDIĞI ÖDÜLLER

Turgut Uyar sanat yaşamı boyunca pek çok ödüle lâyık görülmüştür. “Arz-ı Hal” şiiri ile Kaynak dergisinin açtığı şiir yarışmasında ikincilik (1948 ödülü kazanmış bu ödül onun ilk ödülü olmuştur.

Tütünler Islak ile Yeditepe Şiir Armağanı (1963),

(eşi Tomris Uyar’la beraber) Lucretius’un Evrenin Yapısı adlı çeviri eser ile Türk Dil Kurumu Çeviri Ödülü (1975),

Kayayı Delen İncir ile Behçet Necatigil Şiir Ödülü (1983) ve Büyük Saat (Toplu Şiirler) ile Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü (1984).



KAYNAKÇA 


  • [1] Zübeyde Şenderin, TURGUT UYAR: SANAT HAYATI VE ESERLERİ* Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dali , Doktora Tezi, (s.24-41) AnkaraCilt 2 Sayı 1 (Ocak 2012)
  • [2] Zübeyde Şenderin, age., Sanat Hayatı” (s.24-41)
  • [3] Zübeyde Şenderin, age., Sanat Hayatı” (s.24-41)
  • [4] Zübeyde Şenderin**TURGUT UYAR: SANAT HAYATI VE ESERLERİ* Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dali , Doktora Tezi, (s.24-41) AnkaraCilt 2 Sayı 1 (Ocak 2012)
  • [5] Uyar, “Turgut Uyar ile Konuştum”, Korkulu Ustalık, YKY, İstanbul, 2012, ss.431-432.
  • [6] Hürdünya Şahan, Turgut Uyar’ın Sanat ve Edebiyat Görüşü, sakaryaedebiyat.com/sonerişim-12-08-2013
  • [7] Hürdünya Şahan, Turgut Uyar’ın Sanat ve Edebiyat Görüşü, sakaryaedebiyat.com/sonerişim-12-08-2013, dan alıntı ile (Uyar, “Anlam mı?”, Korkulu Ustalık, YKY, İstanbul, 2012, ss.176-178.)
  • [8] Zübeyde Şenderin, age., Sanat Hayatı” (s.24-41)

İLGİLİ LİNKLER 




ESERLERİ

İNCELEME:
Bir Şiirden (1984)
ÖDÜLLERİ :

1963 Yeditepe Şiir Armağanı Tütünler Islak ile
1975 Türk Dil Kurumu Çeviri Ödülü Lucretius'tan Evrenin Yapısı çevirisi ile (Tomris Uyar'la birlikte)

1981 Behçet Necatigil Şiir Ödülü Kayayı Delen İncir ile
1984 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü Büyük Saat ile 

Şiirleri

AKŞAMÜSTÜ RÜYASI 

Şimdi gemiler geçer uzaklardan
Gönlüm güvertede sereserpedir.
Işıklı geceler,saz sesleri, peynir ekmek
Ne biletim ne param ne dostum var
Pır pır eder yüreğim bakındıkça...
-Uyan Turgut um, garibim, uyan Bura Terme'dir.

Terme köprüsünden kamyonlar geçer,
Irgatlar üç orada beş burada konuşurlar
Bir gece başlar, yarı siyah, yarı kırmızı
Cigaramı yakar evime dönerim...
-Gidin gemiler, gidin
Vardığınız yerlere selam edin
Gün olur bütün kaygılardan uzak
Ben de gelirim...

TURGUT UYAR

BAHARI BEKLEYENE
 
ben kışın güzelliğini söylerim ne gelirse dilime
çünkü kış bir hazırlıktır soluğuma kıpkırmızı gülüme

nice kırmızı ayaklar gelip geçti o gün katar katar
kış günleri sözgelişi ben bir çöp bile almadım elime

altı kız bir ay ışığı def çalıp şarkılar söylediler
beri yanda ormanlar yanardı, ciğerpareler lime

artık su uyur aşk uyanır mendilim kana boyanır
bilirim bu baharda da herkes hasetlenir halime

ve ellerim batık bir suda akar gözlerim her şeye bakar
bahar bir gelsin yeter artık eksikse de bırak elleme

su uyur düşman uyumaz suların dibi güllerde


altı kız bir oğlan def çalıp şarkılar söylediler
baktım birinin kara bir gecesi düşüvermiş mendilime

şimdi elimde baston silah, başımda şapka öyle
ağzımda kurşun hızında seçtiğim her kelime

su. hiç kimse durmazsa her şey yürür, bu aşk demektir
her şey kullanılmazsa dirim bir ihanettir ölüme

sakiniz elimiz filan temiz baharı filan bekleriz
fincanı tastan oyarlar içine bade mi koyarlar

biz silah kuşanırız bize bir şey söyleme

TURGUT UYAR



BİRGÜN SABAH SABAH
 

Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam,
Uykudan uyandırsam seni:
Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliç'ten.
Vapur düdükleri ötmededir.
Etraf alacakaranlık,
Köprü açıktır henüz.
Bir gün sabah sabah kapıyı çalsam...

Yolculuğum uzun sürmüş oldukça
Gece demir köprülerden geçmiştir tren.
Dağ başında beş on haneli köyler,
Telgraf direkleri yollar boyunca
Koşuşup durmuş bizle beraber.

Şarkılar söylemişim pencereden,
Uyanıp uyanıp yine dalmışım.
Biletim üçüncü mevki,
Fakirlik hali.
Lületaşından gerdanlığa gücüm yetmemiş,
Sana Sapanca'dan bir sepet elma almışım..

Ver elini Haydarpaşa demişiz,
Vapur rıhtımdadır pırıl pırıl,
Hava hafiften soğuk,
Deniz katran ve balık kokulu
Köprüden kayıkla geçmişim karşıya,
Bir nefeste çıkmışım bizim yokuşu...

Bir gün sabah sabah kapıyı vursam,
-Kim o ? dersin uykulu sesinle içerden.
Saçların dağınıktır, mahmursundur.
Kimbilir ne güzel görünürsün sevgilim,
Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam,
Uykudan uyandırsam seni,
Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliç'ten.
Fabrika düdükleri ötmededir.

TURGUT UYAR


FEDERİCO GARCİA LORCA İÇİN ÜÇ ŞİİR
 

Ah işte her şey orda...
Ben severim omuzlarımı bir gün
Sırmaları, apoletleri olmasa da.

Ben severim omuzlarımı bir gün
Göçen bir maden direğinin altında

Su akar kendir tarlalarından
Ah her şeyim...Ben severim omuzlarımı bir gün
Savaşta bir başka omuzun yanı başında
Yatakta bir ince omuzun yanı başında

Yol uzun, hava sıcak
Kırbaçlarım atımı varırım Kurtuba ya...

İndiğini görürsem bir gün sığırcıkların
ve sürüler halinde,ovaya
İnsanların dünyayı bölüştüklerini hatırlarım
Bir gün daha...

Sevişirim ölürüm, savaşırım, ölürüm
Doldururum çantama kara ekmek ve peynir
Varırım Kurtuba ya...
'saat beşte akşamleyin'

Ah ellerim ve kalbim
Her şey orada kaldı.
Keçeler keçeler ve portakallar
Kireç döktüler yere. Kara gözlüm, kalbim,
Halkımın fakir akşamlarıdır, biliyorum
Kanlı bir mendil diye bağlanan gözlerime
Kireç döktüler yere,
Bir duvarın dibinde
Bir deppoyun önünde
Kiraz ağaçlarına ve sığırcıklara karşı
.......

Bir halkın gösterişsiz, sessiz cömertliğinde
Ölüm nasıl söylenirse öyle
İspanyol dilinde ve her dilde...

obra
completas

Artık kat?yen biliyoruz;
Halk adına dökülen kan
Sapı gül dalı güzelliğinde bir bıçaktır.
Dişlerin arasında...
İspanya?a
ve her yerde...

TURGUT UYAR

GÖĞE BAKMA DURAĞI 

İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım

Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
İnecek var deriz otobüs durur ineriz
Bu karanlık böyle iyi aferin tanrıya
Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
Beni bırak göğe bakalım

Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gizlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat
Durma göğe bakalım

TURGUT UYAR


ISLAK ÇELTİK 

benim bir sevincim var yüzün artık akşam
bir çocuğun gülüşünü görüyorsun nereye baksam

kıyımız uzak ve kuytuda ellerimiz sanki yok
ellerimiz yok ama senin ellerini bir tutsam

bazı çocuklar doğar bilirim bazı çocuklar doğmaz
doğmayan çocuklar için bilmem ne yapsam

ey Çavlan. bitmeyen temmuz güneşi. ey aslan
silkin. sakla harmanını. çocuğunu sakla

ey aslan. suya kaptır kendini ellerin sanki yok
bir güzel günde mızıkalarla bir alanda dursam

sen yoksun gazeteler yok geçmişin razı değil
bilmem ki doğmayan çocukları ben mi doğsam

TURGUT UYAR



KURTARMAK BÜTÜN KAYGILARI 

Sularsa akmak birgün birgün birgün
Birgün dağlara çıkmak birer birer dağlara çıkmak birgün
Çıkmak çıkmak birer birer birgün dağlara dağlara birgün
Birgün birer birer dağlara
Ah nasıl dağlara birgün
Ey birgün
Çiçek açmak birgün
Dağlara dağlara birer birer dağlara

Otları büyütmek birgün
Birgün köyler kentler yıkanık damlar geri dönmek birgün
Birgün yeni dönmek
Birgün dağlara çıkmak birer birer çıkmak çıkmak
Su yürümek güneş bilmek
Yeniden orda otlarda orda yeniden orda orda
Bitkin birgül bulmak ve geri dönenler birgün
Ey yorgun atlar, sayı bilmiyen çocuklar
Ey bütün hazır elbiseciler ey,
Birgün olmak, küskün keşişlerden olmamak birgün
Dağlara dağlara çıkmak sular köprüler sular birgün çıkmak
Eski kaba arabalardan inip birgün çıkmak
Dağlara dağlara dağlara başka hiç
Birgün dağlara.


TURGUT UYAR



TUT Kİ BEN 

tut ki sen bir şiiri çok iyi yazsan
ya da çok iyi bir şiir yazsan
bir saatin aralıksız işleyişi
bir çocuğun bir sokak kedisini sevişi
bilmem ki sanki güzel bir akşam gibi
onun için her akşamı iyi yaşamalıyım
yani kıskanılan onu
demek istediğim hepsi

TURGUT UYAR



YENİLGİ GÜNLÜĞÜ
 

Pazartesi

benim adımı bağışla
.........

"sabah uyandırıldığında pazartesiydi
bunu iyice bildi, ağzı çirişli
yersiz, ürkek, yeni yaratılmış gibi
....

yenilmenin tohumunu taşır her pazartesi
çünkü yoktur dağların ve yaratılışın öncesi
insan uzatır ellerini bir perdeyi çeker

ve pazarsızlık kişiyi şaşkın eder
siner buğular gibi düşüncemize
her şeyin en haklısı en incesi

beklemek bir tepenin mutluluğunu
bir acının yakıp geçmesini beklemek..."

benim adımı bağışla
ben iklimler coğrafyasının ta kendisi
sanırım suyum başkalarınca ısıtılır
pazartesi
(...)

aldım pazartesi akşamı bir okka sucuk
öncesiz ve beceriksiz geldim odama.


Salı

birden karışmış gördüm
-karışmış olduğunu gördüm-
otobüs duraklarıyla reklam levhalarının
tutunduğum bir sarmaşık değildi
bir kayıştı otobüste
(...)

vakit akşamdı. ikinci gün
vakit akşamdı.
birden bazı yerlerde ışıklar yandı
ayrıldım.
eve döndüm
evi buldum.

Çarşamba
...
hiçbir şeye hazırlıklı değildik
oyunlar oynandı, gökler kapandı, yenildik
...

O zaman şehre çıktım bir elimde fırça
...
kim varsa gelsin artık yeniden oynayalım
hızım bir araba dolusu aşk gibidir
gölün rengiyle asfaltı karıştırıp
kızım, ne varsa hep yeniden boyayalım.
...

üçüncü gün. yorgun
ev aklımda. gitmeyi unuttum.

Perşembe
...
yersiz bir hamaratlı, bir görev duygusu
bir sarı lale kadar makbulse
akşamüstü bir kadına sunulan
...

çaresizlik değil yenilgi. (sonradan övülecek)
herkesin içinde yürekle buluştuğu bir yerdi
...

durduk ve yenilgiden umutlandık
başkaları başka şeyleri seçtiler
seçsinler

...
çarşamba günü sanki her şeyimiz tamdı
motorlar sirenler gidip gelişler
koyduğunu koyduğun yerde buluşlar
belki güzel bir takım şeyler
ama artık vakit akşamdı.

...
perşembe.
bir uzun ses bekledim. oturmadım
...
sabahı bekledim. cumayı

Cuma

ne söylenebilir! tam çağıydı, olağandık
sabahlarda süzgündük, ancak akşamlarda vardık
...

ne söylenebilir! her şey düzeliyor sandık
odalarda çok geniş alanlarda dardık
...

ne söylenebilir! tam çağıydı. belki aldandık
otlarla yeşerdik, güllerle sarardık

gücüm tazelenmedi, suratım eski. yırtık.
her şeyleri bıraktım, geniş kıyılara dadandım.
aik diye geceleri çözümledim. aldandım.
...

Cumartesi

yarın pazar
yarınki pazarların sessizliği

Pazartesi
...

kanatır akışını akarsuların çıplak şimdiki
başarılmamış bir geçmişten arta kalan şaşkınlık
şimdiki çıplak. yarı aydınlanmış bir duvardaki.
bir yenilgiden çıkarılmış bir deney. bir yaşlılık
soluğunu ağartırdı bir altın damlanın
...

seven, saygı duyan, yaslanan sana
mermerden yanılan, pelikülden, insan onurundan
mermere yenilen, peliküle, insan onuruna
seçim sandıklarından otuzüç dönülü plaklara
yenile yenile şaşkın, şimdiki çıplak
bir yaşlılık
ağartır soluğunu bir altın damarının
yenile yenile şaşkın
arta arta kendi diline aktardığı
sıkıntısına
...

"kutsal yenilgi!.. şimdiki.
o'na bağımsızlığını hatırlatıyorsun şimdi
her şeye yeniden başlamanın
kanattıkça"


YILGIN
 

Bir sargın umut yakaladım onu kuşandım
Serin mavi bir gökyüzü buldum onu kuşandım
Denize doğru sokaklar gördüm onları da kuşandım
Üstlerine üstlük seni kuşandım
Tedirgindim namussuzdum deli deliydim
Uslandım.

Üç dilim kavun kestim birini ben yedim
Kavundan üç dilim kestim birini yedim.
Birini sana ayırdım kadın al birini sen ye
Sabah olsun sabah olsun ilk işim bu
Öbürünü götürüp civcivlere vereceğim.

Senin bir yönün var orada durur yaşarım
Bir de acun var ben içindeyim
Ben içindeyim tüm itlikler sahanda yumurtalar onun içinde

Orospular içinde Hurşit Bey içinde sen içindesin
Üç dilim kavun kestim birini sen ye
Kabuğunu at Hurşit Bey'i at itlikleri at

Durup durup sana sesleniyorum.

TURGUT UYAR

İlgili Sayfalar

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.
 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 


Yorumlar