İnternet Tarayıcınızın Javascript Desteği Kapalıdır.
 Edebiyat ve Sanat Akademisi websitesini aktif bir şekilde kullanmak için JavaScript tarayıcınızda etkinleştirilmelidir. Tarayıcınızı kullanarak Edebiyat ve Sanat Akademisine erişim sağlarken zorluk ile karşılaşırsanız, JavaScript'in açık olup olmadığını kontrol edin.

Aşağıdaki Konu başlıkları MAC ve WİNDOWS işletimleri üzerinde çalışan EXPLORER, FİREFOX, SAFARİ ve OPERA internet tarayıcıları üzerinde JavaScript etkinleştirmesinin nasıl yapılacağı anlatılmıştır.

WİNDOWS LOGO
WINDOWS İŞETİM SİSTEMİ ÜZERİNDE;
MAC LOGO
MAC İŞETİM SİSTEMİ ÜZERİNDE;

Windows'taki Internet Explorer'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. tarayıcınızda Araçlar 'ı ve ardından Internet Seçenekleri 'ni tıklatın.
  2. Internet Seçenekleri iletişim kutusunda Güvenlik sekmesini tıklatın.
  3. Özel Düzey 'i tıklatın.
  4. Güvenlik Ayarları iletişim kutusunda Komut altında Etkin komut kısmında Etkinleştir 'i tıklatın.
  5. Tamam 'ı tıklatın
  6. Onay iletişim kutusunda Evet 'i tıklatın.
  7. Ayarlarınızı kaydetmek için Tamam 'ı tıklatın.
Windows'taki Mozilla Firefox'ta JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızda Araçlar 'ı ve ardından Seçenekler 'i tıklatın.
  2. Seçenekler iletişim kutusunda, İçerik 'i tıklatın.
  3. JavaScript'i Etkinleştir seçeneğini işaretleyin ve ardından Tamam 'ı tıklatın.
Mac'teki Mozilla Firefox'ta JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızda, Ayarlar 'ı tıklatın.
  2. Görüntülenen iletişim kutusunda İçerik 'i tıklatın.
  3. Görüntülenen iletişim kutusunda Güvenlik 'i tıklatın.
  4. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin ve ardından pencereyi kapatın.
Windows'taki Google Chrome'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızı açın ve ardından sağ üst köşede görünen ayarlar simgesine tıklayın.
  2. Açılan menüde, Ayarlar 'ı tıklatın.
  3. Ayarlar sayfasında, Gelişmiş ayarları göster 'i tıklatın.
  4. Gizlilik bölümünde İçerik ayarları'nı tıklayın.
  5. JavaScript bölümünde Tüm sitelerin JavaScript çalıştırmasına izin ver'i seçin.
  6. Tamam 'ı tıklatın.
Mac'teki Google Chrome'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Mac menü çubuğunda, Chrome 'u ve ardından Tercihler 'i tıklatın.
  2. Ayarlar sayfasında, Gelişmiş ayarları göster 'i tıklatın.
  3. Gizlilik bölümü altında İçerik ayarları 'nı tıklatın.
  4. JavaScript bölümünde Tüm sitelerde JavaScript çalışmasına izin ver 'i tıklatın.
  5. Bitti 'yi tıklatın.
  6. Ayarlar sayfasını kapatın.
Windows'taki Apple Safari'de JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızda, sağ tarafta görünen ayarlar resmi simgesini tıklatın.
  2. Tercihler 'i seçin.
  3. Genel iletişim kutusunda Güvenlik 'i tıklatın.
    İletişim kutusu adı Güvenlik olarak değişir.
  4. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin.
Mac'teki Apple Safari'de JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Mac menü çubuğunda, Safari 'yi ve ardından Tercihler 'i tıklatın.
  2. Görüntülenen iletişim kutusunda Güvenlik 'i tıklatın.
  3. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin ve ardından pencereyi kapatın.
Windows'taki Opera'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızı açın.
  2. Menü > Ayarlar > Tercihler 'i açın.
  3. Tercihler iletişim kutusunda, Gelişmiş kutusunu tıklatın.
  4. İçerik 'i tıklatın.
  5. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin
  6. Tamam 'ı tıklatın.
Mac'teki Opera'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Mac menü çubuğunda, Opera 'yı ve ardından Tercihler 'i tıklatın.
  2. Tercihler iletişim kutusunda, Gelişmiş kutusunu tıklatın.
  3. İçerik 'i tıklatın.
  4. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin.
  5. Tamam 'ı tıklatın.
Ziyaretci İstatistik
Online: 78 Günlük: 2348 Toplam: 2314036
Reklam Alanı
Ece Ayhan Şiirleri Hayatı Edebi Kişiliği



ECE AYHAN


(1931 - 12 Temmuz 2002) İkinci Yeni şiir akımının öncülerinden Türk şairi.

Asıl adı Ece Ayhan Çağlar'dır. 10 Eylül 1931’de babasının mal müdürlüğü göreviyle bulunduğu Muğla ili Datça’ ilçesinde, dünyaya gelmiştir..  Babası Behzat  Çağlar aslen Geliboluludur. Annesi Ayşe Hanım’ın baba tarafı da Gelibolu’nun Kavak köyünden göçerek Eceabat’ın Yalova köyüne yerleşmiştir. [1]

Behzat Bey’in babası ağır ceza mahkemesi başkâtipliği, dedesi de Gelibolu müftülüğü görevlerinde bulunmuş kişilerdir.  Annesi Ayşe Hanım’ın babası Hafız İbrahim Deniz, yarı çiftçilik, yarı tüccarlıkla uğraşmış, Eceabat’a bağlı Sivli Köyü halkının imam istemesi üzerine, atandığı bu köyde imamlık yapmış birisidir.[2]

1932’de Küre’ye mal müdürü olarak atanan Behzat Bey, 1933’e kadar buradaki mal müdürlülüğü görevini sürdürmüştür. Fakat mal müdürlüğü görevinden istifa edip Çanakkale’ye yerleşmiş ve bir avukatın yanında arzuhalcilik yaparak ailesini geçindirmeye çalışmıştır.[3] Bu yıllar şair ve ailesi için oldukça zor geçen senelerdir. “Sıkıntılarla geçen bu hayatın ondaki kederi besleyen kökleri çocukluğuna, aile ve yetişme çevresine kadar uzanır. “  ( Erdoğan Kul, age, shf, 22 ) Ece Ayhan’ın Ayşe ve İffet adında iki kız kardeşi vardır.

Ece Ayhan, ilkokula 1938’de Eceabat’ta başlamış, ikinci sınıfı Çanakkale’nin İstiklâl İlkokulu’nda okumuştur. Ailesinin 1940 Kasım’ında Çanakkale’den ayrılarak İstanbul’a yerleşmesi üzerine, üçüncü sınıfa Karagümrük / Atikkale’de bulunan “19. İlkokul”da [daha sonraki adı Hırka-i Şerif İlkokulu] devam eder ve ilköğrenimini bu okulda tamamlar.[4] Orta okulu, Vefa Lisesi’nin karşısında bulunan Zeyrek Ortaokulu’nda; lise öğrenimini de Taksim Lisesi’nde [daha sonraki adlarıyla Beyoğlu Lisesi, İstanbul Atatürk Erkek Lisesi] tamamlar. Yüksek öğrenimine 1953’te Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde başlar ve 1959’da mezun olur. [5][6]

II. Yeni Topluluğu, 1954'ten itibaren Yedi Tepe, Pazar Postası, Salkım, Kimsecik ve Köprü gibi dergilerde; 1960'tan sonra da Yeni Dergi ve Papirüs'te şiirlerini yayımlamaya başlamıştı.  Bu dergilerde, Cemal Süreya, İlhan Berk, Turgut Uyar, Edip Cansever, Sezai Karakoç , ve Ülkü Tamer 'in  yanı sıra Ece Ayhan’nın de şiirleri yer alamaya başlamıştı. [7]

 

Aynı yıl, İstanbul maiyet memurluğunda başladığı stajını ve kaymakamlık kursunu tamamlar. 1962’de Deniz Hafize Hanım’la evlenir ve kaymakam olarak atandığı Gürün’de (Sivas) göreve başlar. Sivas Gürün ilçesindeki bu görevinden sonra,  1963’te Alaca’da (Çorum) kaymakamlık ve belediye başkanlığı görevlerine atanır.  Aynı yıl tek çocuğu olan Ege dünyaya gelir. 1964’te Tuzla Piyade Okulu’nda yedek subay öğrenci olarak başladığı askerlik hizmetini tamamlar ve 1965’te Çardak (Denizli) kaymakamlığına atanır. Ece Ayhan’ın devlet memurluğu görevi 1966’ya kadar sürer. Kimi kaynaklarda “malulen emekliye sevk edildiği” yazılsa da, kendi ifadeleri bu görevden ayrıldığı yönündedir. [8]

Disiplinli bir yaşam tarzı ve memurluk hayatı, edebiyat çevrelerinde bugün de “hırçın şair”, “huysuz şair” olarak anılan Ece Ayhan’ın yaradılış özelliğiyle bağdaşmayacak olgulardır. [9]

Ece Ayhan, 1966’da devlet memurluğu görevinden ayrılarak çok sevdiği İstanbul’a yerleşir. Sanatçı bu yıllarda birçok işe girip çıkacaktır. İstanbul’da yaptığı başlıca işler arasında; Meydan Larousse ansiklopedisinde yazarlık, Sinematek’te ve Yeni Sinema Dergisi’nde müdürlük, Genç Sinema Grubu’nda yöneticilik, Ağaoğlu Yayınevi’nde çok kısa bir süre redaktörlük işlerinde bulunmuştur. [10]

Bu yıllar arasında Kansere yakalanan eşi Deniz Hafize Hanım’ı 1968’yılında vefat eder. . Bu yıllarda ekonomik yönden oldukça güç durumdadır.  Üstelik ölümüne kadar atlatamayacağı bir hastalığın pençesine de düşecektir. 1974’ yılında yakalandığı beynin tümörü sağ kulağında ileri düzeyde işitme engeli,  sağ gözünde de hasara sebebiyet vermiştir. Başbakan Bülent Ecevit’in örtülü ödenekten yaptığı parasal yardımla İsviçre’ye gönderilen Ece Ayhan, orada ünlü beyin cerrahı Prof. Dr. Gazi Yaşargil tarafından ameliyat edilir.[11] Üç yıl süre ile İsviçre’de tedavi görür. Bir kaç kez beyin ameliyatı geçirir. Hatta bu tümör yüzünden hayatını da kaybetme riski ile karşı karşıya kalmıştır. Ünlü Cerrah Prof. Dr. Gazi Yaşargil’in ameliyatlarıyla ölümden kurtulmuştur. Ancak, tümörün diğer organlarda meydana getirdiği hasarlar, sanatçıya yaşamı boyunca sıkıntı verecektir. [12] Bu amaliyattan sonra süre İstanbul’da ve Bodrum-Gümüşlük’te yaşamını sürdürür. [13]

 

 Büyük bir ekonomik sıkıntı içinde yaşayan sanatçı, Çanakkale’ye yerleşir ve Çanakkale Belediye Başkanlığının yardımlarını görür. Belediyenin geçici işçi kadrosuna alınarak sosyal güvenliğe kavuşması sağlanır ve böylece SSK hastanesinden ücretsiz olarak yararlanır. Ancak, sağlığının günden güne bozulması ve bacaklarının felç olması üzerine, yakın dostu şair Metin Üstündağ’ın yardımıyla Ağustos 1999’da Çapa Tıp Fakültesi’ne yatırılır. Buradaki tedavi giderleri SSK tarafından karşılanır.[14]

 

 Sigorta kapsamı dışında kalan kurumlarda gördüğü tedavilerin giderleri ise, arkadaşlarının ve eserlerinin yayın hakkını alan Yapı Kredi Yayıncılık’ın yardımlarıyla karşılanır. Sağlığı git gide bozulduğu gibi ekonomik yönden de çaresiz durumdadır. Bülen Ecevit’in ve şair dostlarını yardımı ile hiç olmazsa sağlık giderlerini karşılayabilmesi için çeşitli destekler sağlanmaya çalışılır. İstanbul’da önce Maltepe Huzurevi’ne, daha sonra da) Bülent Ecevit’in şartları daha iyi olan Özel Acıbadem Huzurevi’ne yerleştirilir. Bu süre içinde, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Haseki Hastanesi, Haydarpaşa Hastanesi, Şişli Osmanoğlu Kliniği (2 defa), Central Hospital ve en son da Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yatılı tedavi görür. Bütün bu tedavilerin sonucunda felçten kurtulup ayağa kalkabilen sanatçı, Nisan 2001’de tekrar Çanakkale’ye yerleşir ve geçimini telif hakkını Yapı Kredi Yayınları’na verdiği eserlerinin geliriyle sağlamaya çalışır. [15] Ece Ayhan, Çanakkale’den Temmuz 2002’de ayrılıp, İzmir Büyükşehir Belediyesi Gürçeşme Huzurevi'ne yerleşir.  Fakat 13 Temmuz 2002’de burada vefat eder. 16 Temmuz 2002’de, Çanakkale’nin Eceabat ilçesi Yalova köyünde toprağa verilir..[16]

 

EDEBİ KİŞİLİĞİ

II. Yeni şairleri şiii, bir anlam sanatı olmaktan çıkararak şiirde kelimeleri alışılmadık sözcük grupları içindeki bağdaştırmalarla kullanıyorlardı. Bu çabalarını zihinde farklı çağrışımlar yaratmak keşfedilmemiş imajların görüntülerini oluşturmak için yaptıklarını savunuyorlardı. Kelimelerle kurdukları bu karmaşık ve alışılmadık sözcük gruplarıyla karmaşık çağrışımlar ve alışılmadık görüntüler yaratmayı amaçlıyorlardı. Kelimeleri kendi anlamlarının dışında kullandıkları gibi diğer kelimelerle kurdukları söz öbekleri, tamlamalar ve bağdaştırmalarında dilbilgisi kurallarına aykırı ugulamalara giriyorlar bildik çümle yapılarında farklı cümleler kuruyorlardı.  , cümle yapısındaki bozmalar, mantık dışı söyleyişler ve soyutlamalar bazan aşırıya giderek ortaya "anlamsız şiir" denebilecek örnekler çıkar.

“Ona göre uyak, şiirin düşünceyle bağ kurmasını engeller; bizde şiir bu yüzden yüzyıllarca güdük kalmıştır. Uyağa koşullanmış bir bilinç, şiirin düşünceyle kurması gereken sıkı bağı kavrayamaz, bu yüzden her türlü gelişime da kapalıdır.”

Şairin Kendine özgü çağrışımları ve göndermelerle örülü bir şiir tarzı vardır.  Şiirleriyle hem Türk şiirinde hem de İkinci Yeni’ şiirinin içinde farklı bir şiir dil yaratmıştır. Şiirlerindeki en büyük özellik onun farklı bağdaştırmalarıdır. Şiirlerinde farklı tamlamalar kuran şair, kelimelerin anlam alakalarıyla ilgilenmeden alakasız sözcüklerden alakasız tamlmalar ve anlam parçaları oluşturmuştur.  Aykırı betimlemeler ve kurduğu alışılmadık bağlamlar şir kitaplarından hatta şiirlerinin başlıklarından dahi fark edilir.” Kınar Hanım'ın Denizleri”, Bakışsız Bir Kedi Kara, gibi.  Şiirin neyi anlattığına değil neleri çağrıştıracağına önem veren bir anlayışla dizeler ve şiirler yazmıştır.

Şiirde anlama karşıt bit tutum sergileyen şair, anlaşılmaya kapalı bir şiir dili tercih etmiş,  kuraldışı dizler ve imgeler kullanmıştır.  Geleneksel şiirimizin özellikleri sezdiren ahenk ve ritmik çabalara da girmiş olmasına karşın şiirle ilgili hiçbir kuralı şiirlerinde uygulamama özeni içindedir. Şiirleri serbest olan şairin şiirlerinde düşünceler, çağrışımlar ve anlam kırıntıları da sere serpe ve dağınıktır.  Kimi şiirlerinde toplumsal çarpıkları ifade edebilecek çarpık bir ifade dizinleri de bulunur. İfade edişin  aykırı uçlarında dolaşan şair, ortalamaya ve sıradanlığa  düşmemek çabası içinde olsa gerek   aykırı söylemler ve biçimler denemeye girişmiştir. Onun bu tip tutumları İkinci Yeni akımı içinde en çok sözü edilen şairlerinden biri olmasını sağlamıştır.

Bazı eleştirmenlerin deyimiyle Ece Ayhan bir şey anlatmaktan ziyade Şunları anlatmış veya bunları anlatmamış tartışmalarını çoğaltmayı başararak çok tanınmış bir şairdir.

İlk şiir kitabı olan “Kınar Hanım Denizleri”nde 1955-58 yıllarında yazılmış şiirleri yer alır. Kendine özgü tonu bu yapıtta daha belirgindir. Bu tonun öğeleri, dünyaya karanlık bir bakış açısı; aklın sınırlarını zorlayan ve sürrealizmi çağrıştıran bir kurgu; tarihe, coğrafyaya, sokak yaşantısına, ekonomiye göndermeler; ölüm ve arzu iç içeliğiyle örülmüş bir lirizmdir. Kitabın yayımlandığı yıllar, Türk şiirinin modern şiir açılımlarını özümsediği, üstlendiği, uyarladığı yıllardır. Bu yenilenme hareketinde Ece Ayhan'ın, Cemal Süreya, Sezai Karakoç, Turgut Uyar, Edip Cansever, bir önceki kuşaktan İlhan Berk, o dönemler Garip'in gündelik ve ironik anlayışını terk edip sürrealizme ve daha yoğun bir anlayışa yönelen O. Rıfat ve Melih Cevdet Anday ile birlikte rolü büyüktür. Böylece İkinci Yeni adını alan akım ortaya çıkmıştır. Ece Ayhan'ın ilk yapıtının çağrıştırdığı başka bir yazar da Sait Faik Abasıyanık'tır.

İlk kitaptan altı yıl sonra yayımlanan “Bakışsız Bir Kedi Kara”, Türk edebiyatında düzyazı şiirinin örneklerinden bir tanesidir. Kitabın genelinde görülen özellik, cümle yapısının ve genelde Türkçe gramerinin bozulmasıdır. Yirmi yedi bölümden oluşan bir düzyazı şiir dizisi olan Ortodoksluklar'da ise tarih göndermesi öne çıkmaktadır. Bu gönderme, sonraki yapıtlarda da önemini korumayı sürdürecekmekle birlikte, ikinci yapıttaki yoğunluk ve karanlık burada da egemendir. Yapıtın en önemli göndermesi Bizans'tır ve özellikle Bizans'ın başkentidir. Şiddet imgelerinin öne çıktığı bu kitapta, göndermelerin hangi tarihsel anlatılar olduğunu çözmeyi zorlaştıran, neredeyse olanaksızlaştıran bir kurgu göze çarpar. Bozulmuş bir gramerin taşıdığı belirsiz göndermeler kimi özel adları ve eylemleri öne çıkarır. P. Avvakum'un Hayatım (1946) ve M. And'ın Bizans Tiyatrosu (1962) adlı yapıtlarının etkileri görülen Ortodoksluklar, modern Türk şiirinin örneklerindendir. Şairin bu iki kitabı İngilizceye de çevrilmiştir.

Dördüncü kitabı “Devlet ve Tabiat veya Orta İkiden Ayrılan Çocuklar İçin Şiirler” Ece Ayhan'ın en ünlü kitabıdır. En sevilen şiirlerinin çoğu bu kitapta yer alır (“Yort Savul”, “Meçhul Öğrenci Anıtı”, “Mor Külhani” vb...). Önceki iki yapıta göre daha ‘anlaşılır’, okur kitlesini olabildiğince genişleten bir yapıttır bu. Göndermesi açıkça bugünün Türkiye'si ve İstanbul'udur; toplumsal ve politik içerik belirgindir. Yapıt, 12 Mart 1971 döneminin toplumsal ve politik çalkantısına denk düşer. Nâzım Hikmet tarzından tamamen ayrılan bir politik şiir anlayışını öne çıkaran bu anlayış, modern şiirin ve İkinci Yeni'nin söylemsel olanı dışlayarak elde ettiği kazanımları hesaba katar. Kitabın üçüncü bölümünde yer alan "Dipyazıları"ysa hem politik, hem de poetik bir manifesto niteliğindedir.

Şairin “Zambaklı Padişah” adlı eseri daha az iddialı bir yapıttır. Buradaki kimi şiirler “Kınar Hanımın Denizleri”ndeki yalınlığı çağrıştırmaktadır. Hemen ardından yayımladığı “Çok Eski Adıyladır”ın alt başlığı, niteliği konusunda bir ipucu verir: “Meclislikler, Minyatürler”. Sondan başa dizilmiş bu kırk iki düzyazı ‘minyatür’ biçim olarak Ortodoksluklar'ı çağrıştırsa da, karanlık atmosfer ve gramer sapmaları görülmez. Göndermeler genellikle Osmanlı döneminedir; bir çeşit politik nitelikli "tarih okumaları" da denilebilir. “Ortodoksluklar” ve “Devlet ve Tabiat”taki gibi, şair tarihteki iktidar oyunlarını ve bu oyunların acı etkilerini vurgulamaktadır. Otuz altıncı şiir “Melahat Geçilmez”de, Ece Ayhan'ın sonraki döneminde etkin bir figür olarak ortaya çıkacak olan “Çanakkaleli Melahat”a gönderme vardır. “Çanakkaleli Melahat'a İki El Mektup” ya da “Özel Bir Fuhuş Tarihi”ndeki dört şiir Devlet ve Tabiat'taki şiirler gibi sıkı örülmüş dizelerden oluşur; göndermeler ise, “Çok Eski Adıyladır”da olduğu gibi, Osmanlı döneminedir. Son Şiirler'deki “Bir Sivil Şairin Ölümü”, “Devlet ve Tabiat”taki “Dipyazılari”nı çağrıştırır.

Ece Ayhan'ın şiir kitaplarından başka, günceleri, denemeleri ve “Morötesi Requiem” başlıklı bir de anlatısı vardır. Morötesi Requiem, kendi deyimiyle, bir “kırık dökük anlatı taslağı”dır. Şiirlerinden çok, güncelerini ve denemelerini çağrıştırmakta, poetikası ve politik anlayışı konusunda ipuçları vermektedir. Düşünce, şiir ve anlatı arasında bir yerdedir. Güncelerinde ve denemelerinde, en başta şiir olmak üzere edebiyat, sanat, politika, tarih, ekonomi üzerindeki görüşlerine yer verir. “Sivil şiir”, “sıkı şiir”, “marjinallik”, “etik” gibi belirli kavramları öne çıkarır. Çoğu zaman büyük tartışmalar yaratan bu yazılarda şair, kendini bir kavga adamı olarak da ortaya koymuştur.

Ece Ayhan ilk şiirleriyle birlikte eleştirmenlerin ve genel olarak şiir okurlarının ilgisini çekmiş, İkinci Yeni akımının en çok tartışma yaratan şairlerinden biri olmuştur. 1960'lı yılların başından itibaren yenilikçi ve genç şair kuşaklarını, özellikle Devlet ve Tabiat adlı kitabıyla, derin bir biçimde etkilemiştir. Türk şiirinin önemli şairlerinden olan Ayhan, 13 Temmuz 2002 günü İzmir Büyükşehir Belediyesi Gürçeşme Huzurevi'nde hayata veda etti.

Ece Ayhan'a göre: 'Şiirin bildiğimiz günlük anlamında gerçekli bir ilgisi, alışverişi yok. İmgelemin çıkış yerlerinden biridir şiir.' (...)

 

 

Şiir Kitapları

  • Kınar Hanım'ın Denizleri (1959),
  • Bakışsız Bir Kedi Kara (1965),
  • Ortodoksluklar (1968),
  • Devlet ve Tabiat (1973),
  • Yort Savul (Toplu Şiirler, 1977),
  • Zambaklı Padişah (1981),
  • Cok Eski Adıyladir (1982),
  • Çanakkaleli Melâhat’a İki El Mektup ya da Özel Bir Fuhuş Tarihi (1991)
  • Sivil Şiirler (1993),
  • Son Şiirler (1993).
  • Bütün Yort Savul’lar! (1994)
  • Bütün Yort Savul’lar! (1999, Gen. 2. Baskı)

 

ECE AYHAN’LA İLGİLİ  BAŞLIKLAR

II.Yeni Şiiri
Edip Cansever,Hayatı,Edebi kişiliği,Eserleri
Cemal Süreya ,Hayatı,Edebi kişiliği,Eserleri
Sezai Karakoç,Hayatı,Edebi kişiliği,Eserler
İlhan Berk,Hayatı,Edebi kişiliği,Eserleri
Turgut Uyar,Hayatı,Edebi kişiliği,Eserleri
Ece Ayhan,Hayatı,Edebi kişiliği,Eserleri



  • [1] Erdoğan Kul: Ece Ayhan'ın Şiirleri Üzerine Bir Araştırma (Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2007) shf, 21
  • [2] http://tr.wikipedia.org/wiki/Ece_Ayhan
  • [3] Ahmet Soysal: "A'dan Z'ye Ece Ayhan" (Kitaplık Dergisi Eki: 2003)
  • [4] Hulusi Geçgel: "İkinci Yeni Şiirinin Çevresinde Ece Ayhan" (Doktora Tezi, Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2002)
  • [5] http://tr.wikipedia.org/wiki/Ece_Ayhan
  • http://www.dosthane.de/eceayhan.php
  • [6] Erdoğan Kul: Ece Ayhan'ın Şiirleri Üzerine Bir Araştırma (Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2007) shf, 21,22
  • [7] http://www.edebiyadvesanatakademisi.com/edebiyad/590-ii_yeni_siiri_siir_anlayislari_ve_sairleri.html
  • [8] Erdoğan Kul, age, shf, 32
  • [9] http://tr.wikipedia.org/wiki/Ece_Ayhan
  • [10] Erdoğan Kul, age, shf, 32
  • [11] Erdoğan Kul, age, shf, 35
  • [12] Hulusi Geçgel: "İkinci Yeni Şiirinin Çevresinde Ece Ayhan" (Doktora Tezi, Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2002)
  • [13] http://www.edebiyatogretmeni.net/ece_ayhan.htm
  • [14] http://tr.wikipedia.org/wiki/Ece_Ayhan
  • [15] Erdoğan Kul, age, shf, 37
  • [16] Erdoğan Kul, age, shf, 37



)

şiirleri


AÇIK ATLAS

Hayattan ders veriyor diye öğretmenleri kızdıran
Tuzu bir bulmuş çocukları saklamadan güldüren dünyaya
Su kaçırmaz bir eşeğin sesine açıktır penceresi
Bir sınıfın, batı son dersinde, kuşluk vakti

Meşeler yapraklanınca bir tuhaf olurlar işte
Koparılmış kürt çiçekleri, hatırlayarak amcalarını
Azınlıkta oldukları bir okulda bile, sorarlar soru
Neden feriklerin ve eşeklerin memeleri vardır?

En arka sırada çift dikişliler, sınavda en öne
İntihara ve denizde nasıl boğulmaya çalışırlar
Yalnız Orta Doğu'da el altında satılan bir atlas
Kim demiş on sekiz yaşından küçükler okuyamaz

Bakıldı ki kum saati, ters çevrilmiş, çıt, usul isa asi olmuş
İkinci karnede babası yarısını silahıyla dışarda bırakıp
Öyle öğretildiği için saygılı, sınıfa giren parmak çocuğun
Boş yerine, girilmeyen bir dersin denizi, gelip oturmuş

Açık kalmış atlası, deniz taşmıştır, darılmasın Fırat ama

Hayatın orta öğretmeni sustu, dondu gülmeleri çocukların
Bir cenaze töreninde daha ölümü karşılamaya götürüleceğiz

Efendiler! Eşekler susabilirler
Ne yani çocuklar hiç gülmeyecekler mi?


FAYTON

Erol Gülercan'a

O sahibinin sesi gramofonlarda çalınan şey
incecik melankolisiymiş yalnızlığının
intihar karası bir faytona binmiş geçerken ablam
caddelerinden ölümler aşkı pera'nın

Esrikmiş herhal bahçe bahçe çiçekleri olan ablam
çiçeksiz bir çiçekçi dükkanının önünde durmuş
tüllere sarılmış mor bir karadağ tabancasıyla
zakkum fotoğrafları varmış cezayir menekşeleri camekânda

Ben ki son üç gecedir intihar etmedim hiç, bilemem
intihar karası bir faytonun ağışı göğe atlarıyla birlikte
cezayir menekşelerini seçip satın alışından olabilir mi ablamın.


ÇAPALI KARŞI

Kollarında eski balık dövmeleri
teodor kasap perhiz ahali içmez
ay türkçe rakı çıkmıştır kapalı
ve geniş muhlis sabahattin'den
ayşe opereti ne güzel bir hiç

Üç yıllar var ki minyatürlere mahkûm
teodor'un o eski balık dövmeleri
ay osmanlılaşmış abi tüfekçi olmuş
ve korkunç taş gülmekler muhlis'te
gibi merdivenli bir sokaklar uzatmış
çiçek bahçelerine kaçabilsin ayşe
atlı tramvaylarla ne güzel bir hiç

İşte o biçim gecelerde kucaklamış
getirir enflasyon arkadaşlarını
kova abdülhamit akşam gazeteleri
dağlar gibi yalnızlık ne güzel bir hiç.


MEÇHUL ÖĞRENCİ ANITI


Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında
Bir teneffüs daha yaşasaydı
Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür
Devlet dersinde öldürülmüştür

Devletin ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu:
-Maveraünnehir nereye dökülür?
En arka sırada bir parmağın tek ve doğru karşılığı:
-Solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbine!dir.

Bu ölümü de bastırmak için boynuna mekik oyalı mor
Bir yazma bağlayan eski eskici babası yazmıştır:
Yani ki onu oyuncakları olduğuna inandırmıştım

O günden böyle asker kaputu giyip gizli bir geyik
Yavrusunu emziren gece çamaşırcısı anası yazdırmıştır:
Ah ki oğlumun emeğini eline verdiler

Arkadaşları zakkumlarla örmüşlerdir şu şiiri:
Aldırma 128! İntiharın parasız yatılı küçük zabit okullarında
Her çocuğun kalbinde kendinden daha büyük bir çocuk vardır
Bütün sınıf sana çocuk bayramlarında zarfsız kuşlar gönderecek.


MOR KÜLHANİ


1.Şiirimiz karadır abiler

Kendi kendine çalan bir davul zurna
Sesini duyunca kendi kendine güreşmeye başlayan
Taşınır mal helalarında kara kamunun
Şeye dar pantolonlu kostak delikanlıların şiiridir

Aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler

2.Şiirimiz her işi yapar abiler

Valde Atik'te Eski Şair Çıkmazı'nda oturur
Saçları bir sözle örülür bir sözle çözülür
Kötü caddeye düşmüş bir tazenin yakın mezarlıkta
Saatlerini çıkarmış yedi dala gerilmesinin şiiridir

Dirim kısa ölüm uzundur cehennette herhal abiler

3.Şiirimiz gül kurutur abiler

Dönüşmeye başlamış Beşiktaşlı kuşçu bir babanın
Taşınmaz kum taşır mavnalarla Karabiga'ya kaçan
Gamze şeyli pek hoş benli son oğlunu
Suriye hamamında sabuna boğmasının şiiridir

Oğullar oğulluktan sessizce çekilmesini bilmelidir abiler

4.Şiirimiz erkek emzirir abiler

İlerde kim bilir göz okullarına gitmek ister
Yanık karamelalar satar aşağısı kesik kör bir çocuğun
Kinleri henüz tüfek biçimini bulamamış olmakla
Tabanlarına tükürerek atış yapmasının şiiridir

Böylesi haftalık resimler görür ve bacaklanır abiler

5.Şiirimiz mor külhanidir abiler

Topağacından aparthanlarda odası bulunamaz
Yarısı silinmiş bir ejderhanın düzüşüm üzre eylemde
Kiralık bir kentin giriş kapılarına kara kireçle
Şairlerin ümüğüne çökerken işaretlenmesinin şiiridir.

Ayıptır söylemesi vakitsiz Üsküdarlıyız abiler


6.Şiirimiz kentten içeridir abiler

Takvimler değiştirilirken bir gün yitirilir
Bir kent ölümünün denizine kayar dragomanlarıyla

Düzayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler?



YALINAYAK ŞİİRDİR


        1.Biz tüzüklerle çarpışarak büyüdük kardeşim

Emrazı Zühreviye Hastanesi'ne kapatıldı anamız
Adıyla çalışan ermiş Sirkeci kadınlarındandır

Şeker atar hâlâ mazgallardan Cankurtaran'da
Acı Bacı'nın acı bilmez uçurtma çocuklarına

Yıl sonu müsamerelerine kimler çıkarılmaz?

2.Velhasıl onlar vurdu biz büyüdük kardeşim

Babamız dövüldü güllabici odunlarla tımarhanede
Acaba halk nedir diye düşünür arada işittiği

Dudullu'dan tâ Salacak'a koşarak alkışlayalım
Fazla babalarıyla dondurma yiyen çocukları

Hangi çocukların neye imrenmesi yalınayak şiirdir?


YORT SAVUL

Arif Çağlar için

1. Atlasları getirin! Tarih atlaslarını!
En geniş zamanlı bir şiir yazacağız

2. Harbi karşılık verecek ama herkes
Göğünde kuş uçurtmayan şu üç soruya:

3. Bir, Yeryüzünde nasıl dağılmıştır
Tarihi düzünden okumaya ayaklanan çocuklar?

4. İki, Daha yavuz bir belge var mıdır ha
Gerçeği ararken parçalanmayı göze almış yüzlerden?

5. Üç, Boğaziçi bir İstanbul ırmağıdır
Nice akar huruc alessultanlarda bayraksız davulsuz?

6. Nerede kalmıştık? Tarihe ağarken üç ağır yıldız
Sürünerek geçiyor bir hükümet kuşu kanatları yoluk

7. Çocuklar! ile bile muhbirler! ve bütün ahali!
Hep birlikte, üç kez, bağırarak, yazınız

8. Kurşunkalemle de olabilir
Yort Savul!

 

İlgili Sayfalar

 

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 




Yorumlar