İnternet Tarayıcınızın Javascript Desteği Kapalıdır.
 Edebiyat ve Sanat Akademisi websitesini aktif bir şekilde kullanmak için JavaScript tarayıcınızda etkinleştirilmelidir. Tarayıcınızı kullanarak Edebiyat ve Sanat Akademisine erişim sağlarken zorluk ile karşılaşırsanız, JavaScript'in açık olup olmadığını kontrol edin.

Aşağıdaki Konu başlıkları MAC ve WİNDOWS işletimleri üzerinde çalışan EXPLORER, FİREFOX, SAFARİ ve OPERA internet tarayıcıları üzerinde JavaScript etkinleştirmesinin nasıl yapılacağı anlatılmıştır.

WİNDOWS LOGO
WINDOWS İŞETİM SİSTEMİ ÜZERİNDE;
MAC LOGO
MAC İŞETİM SİSTEMİ ÜZERİNDE;

Windows'taki Internet Explorer'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. tarayıcınızda Araçlar 'ı ve ardından Internet Seçenekleri 'ni tıklatın.
  2. Internet Seçenekleri iletişim kutusunda Güvenlik sekmesini tıklatın.
  3. Özel Düzey 'i tıklatın.
  4. Güvenlik Ayarları iletişim kutusunda Komut altında Etkin komut kısmında Etkinleştir 'i tıklatın.
  5. Tamam 'ı tıklatın
  6. Onay iletişim kutusunda Evet 'i tıklatın.
  7. Ayarlarınızı kaydetmek için Tamam 'ı tıklatın.
Windows'taki Mozilla Firefox'ta JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızda Araçlar 'ı ve ardından Seçenekler 'i tıklatın.
  2. Seçenekler iletişim kutusunda, İçerik 'i tıklatın.
  3. JavaScript'i Etkinleştir seçeneğini işaretleyin ve ardından Tamam 'ı tıklatın.
Mac'teki Mozilla Firefox'ta JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızda, Ayarlar 'ı tıklatın.
  2. Görüntülenen iletişim kutusunda İçerik 'i tıklatın.
  3. Görüntülenen iletişim kutusunda Güvenlik 'i tıklatın.
  4. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin ve ardından pencereyi kapatın.
Windows'taki Google Chrome'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızı açın ve ardından sağ üst köşede görünen ayarlar simgesine tıklayın.
  2. Açılan menüde, Ayarlar 'ı tıklatın.
  3. Ayarlar sayfasında, Gelişmiş ayarları göster 'i tıklatın.
  4. Gizlilik bölümünde İçerik ayarları'nı tıklayın.
  5. JavaScript bölümünde Tüm sitelerin JavaScript çalıştırmasına izin ver'i seçin.
  6. Tamam 'ı tıklatın.
Mac'teki Google Chrome'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Mac menü çubuğunda, Chrome 'u ve ardından Tercihler 'i tıklatın.
  2. Ayarlar sayfasında, Gelişmiş ayarları göster 'i tıklatın.
  3. Gizlilik bölümü altında İçerik ayarları 'nı tıklatın.
  4. JavaScript bölümünde Tüm sitelerde JavaScript çalışmasına izin ver 'i tıklatın.
  5. Bitti 'yi tıklatın.
  6. Ayarlar sayfasını kapatın.
Windows'taki Apple Safari'de JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızda, sağ tarafta görünen ayarlar resmi simgesini tıklatın.
  2. Tercihler 'i seçin.
  3. Genel iletişim kutusunda Güvenlik 'i tıklatın.
    İletişim kutusu adı Güvenlik olarak değişir.
  4. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin.
Mac'teki Apple Safari'de JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Mac menü çubuğunda, Safari 'yi ve ardından Tercihler 'i tıklatın.
  2. Görüntülenen iletişim kutusunda Güvenlik 'i tıklatın.
  3. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin ve ardından pencereyi kapatın.
Windows'taki Opera'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızı açın.
  2. Menü > Ayarlar > Tercihler 'i açın.
  3. Tercihler iletişim kutusunda, Gelişmiş kutusunu tıklatın.
  4. İçerik 'i tıklatın.
  5. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin
  6. Tamam 'ı tıklatın.
Mac'teki Opera'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Mac menü çubuğunda, Opera 'yı ve ardından Tercihler 'i tıklatın.
  2. Tercihler iletişim kutusunda, Gelişmiş kutusunu tıklatın.
  3. İçerik 'i tıklatın.
  4. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin.
  5. Tamam 'ı tıklatın.
Ziyaretci İstatistik
Online: 50 Günlük: 1017 Toplam: 2283282
Reklam Alanı
İlhami Bekir TEZ Şiirleri Hayatı Edebi Kişiliği




İlhami Bekir TEZ 


1906'da Trablusgarp'ta doğdu. Küçük yaşta öksüz kaldı.  Önce babasını kaybetti. Subay olan dayısı onu ile annesini himayesine aldı. Bu defa da annesini kaybetti.  Beş yaşındayken annesini kaybeden şair subay olan dayısı ileİstanbul’ a geldi.  Dayısının himayesinde iken subay olan dayısı I. Dünya savaşında 1916 yılında şehit oldu. Dayısının şehit olması üzerine hiç kimsesi kalmayan şair Dar’ül Eytam yetimler yurduna verildi. Öğretmen olana kadar yetim yurdunda büyüdü. İlkokuldan sonra ortaokul yıllarını Dar’ül eytamda iken İstanbul' Darülmuallimî mektebinde 1920-1926 yılları arasında tamamladı.

İstanbul Öğretmen Okulu'nu - İstanbul Darülmuallimîni - bitirdi. Uzun yıllar çeşitli illerde ilkokul öğretmenliği yaptı. İlk şiirlerini Öğretmen okuluna giderken yazmaya başlamıştı. 1929-1030 yıllarında serbest ölçüyle yazılmış şiirlerini Resimli Ay adlı dergide yayımlamaya başladı.

Ülkenin pek çok yerini ilkokul öğretmeni olarak dolaşmış oldu. Öğretmenlik yaptığı en son görev yeri ise İzmir’deydi İzmir’deyken ilkokul öğretmenliğinden emekli oldu İzmir’den İstanbul'a taşındı. Hayatını gazete, dergi ve yayın evlerinde çalışarak devam ettirdi. 1954).

Cumhuriyet, Son Posta, Tan ve Vatan gazetelerinde düzeltmenlik, sayfa hazırlama gibi işlerle uğraştı. Hayatının son yıllarında huzur evine yerleşti.  Yetimler yurdunda başlayan hayatı kimsesizlerin kaldığı huzur evinde noktalandı.  İstanbul'da Bağcılar semtindeki huzur evinde[1] 29 Mart 1984 günü öldü.

Hasan İzzettin Dinamo  ile birlikte hayatı en hazin geçen şair ve yazarlarımızdan birisidir.

Toplumcu gerçekçi şiir akımın önemli isimlerinden birisidir. Şiirlerinde aruz, hece ve serbest ölçüleri kullandı. Sesini sözcüklerin gücünden alan coşkulu söyleyişle dikkat çekti. Şiir ve yazıları Meş'ale, Milli Mecmua, Resimli Ay, Serveti Fünun, Varlık, Yeni Adam, Yeni Türk dergilerinde yayımladı.  Eczacılıkla ilgili kitapçıklar bastırdı.[2] Sanat El Kitapları SEK diye adlandırdığı broşür - kitaplar yayımladı. 

Ali Özgentürk'ün 1982 yapımı  “At “ filminde görürüz vapur yolcularına "İlhami Bekir’in şiirleri... Hediyesi ucuz, çok ucuz," diyerek mahcup bir edayla kitaplarını satmaya çalışan bir şair rolünde şu dörtlüğü okurken sahnelenmiştir

Babamın öldüğü yaşa geldim
Hazırlanın beni uğurlamaya
Bakın ne kadar cesur duruyorum,
Değmez üzülmeye, değmez ağlamaya…[3]

29 Mart 1984 tarihinde İstanbul'da öldü.  Ölümünden sonra kılınan cenaze namazından sonra Zincirlikuyu Mezarlığı’13- C adasında toprağa verilmiştir.[4]

Eserlerinde, “Vecdi Ahmet “, “Herhangi Biri,” [5] adlarını da kullanan  şair , şiirleri çocuk kitapları, kitapçıkları ve romanları ile tanınmıştır.


ŞAİRLİK VE YAZARLIK ÖZELLİKLERİ 

Afrika, Trablusgarp’ta başlayıp İstanbul’da süren,  yetimler yurdunda yetişip, huzur evinde ölen, ilkokul öğretmenliğiyle başlayıp Anadolu’yu dolaşarak kimsesiz bir şair ve yazar olarak hayta veda eden bir yaşamın yolcusudur.

İlk önceleri hece ölçüsü ile yazdığı şiirlerini Milli Mecmua adlı dergide yayımlamıştır. Daha sonra Serbest ölçüyü kullanmaya başlayan şair 1940 kuşağı öncesinden serbest ölçülü şiirler yazan ozanlarından biri olan Serbest şiir tarzında Orhan Veli ve arkadaşlarından önce örnekler veren İlhami Bekir Tez’in şiir serüveni Milli Mecmua, Servetifünun’la başlar. Heceli ilk şiirlerinden sonra 1929-1930’larda sosyalist gerçekçi bir şair olarak dikkat çekmiş Nazım Hikmet etkisinde serbest ölçülü şiirler yazmaya başlamıştır

Edebiyat dünyasında adını yazdığı şiirlerle duyuran şairin ilk önemli kitabı, bir işçinin yirmi dört saatini anlattığı 24 Saat (1929) adlı eserdir. Sonraki süreçte şairin Birinci Forma A (1930) ve Herhangi Bir Şiir Kitabıdır (1931)

Tez’in önemli bir yönü de şiirimizde Serbest şiiri Nâzım’ Hikmet’ten önce başlatan bir şair olmasıdır. Daha ilk kitabındaki şiirleri arasında bile serbest ölçülü şiirleri vardır.  İlk şiirlerinden itibaren yenilikçi ve değişimci bir tavır sergilemiş, nidaları kuvvetli, seslenmeleri kuvvetli anlam yönünden inceliklerle yüklü bir şiir dili oluşturmuştur.

Onun şiirlerinin Nâzım Hikmet’in gölgesinde kaldığı öne sürülmüştür. Bekir Tez, Nâzım Hikmet’in  edebiyat anlayışını ve ideolojik görüşleri benimsediğini reddetmez ancak şair kendi tavrını Nâzım Hikmet’e göre “daha millî” olarak nitelendirir (Durbaş, 1997: 37).[6]

Edebiyatımızda şair kimliği ile ön plana çıkmasına rağmen İ. Bekir Tez’in romancılığı da dikkat çeken diğer bir yönüdür.  Yazarın İstanbul’un Suadiye semti çevresindeki sosyal değişimleri konu edinen ilk romanı Asfalt (1928); savaşın insanlar ve toplum üzerindeki psikolojik etkilerini anlattığı ikinci romanı Taşlı Tarla’daki Ev (1944), üçüncü ve son romanı ise Herhangi Bir Roman Kitabıdır (1965) adını taşır.

“Tez’in gazetelerde tefrika hâlinde kalmış veya yayımlanamamış çocuk kitapları ve romanları da bulunmaktadır (Durbaş 1997).[7] Herhangi Roman Kitabıdır her şeyden önce adından başlayarak, gerek içeriği gerekse bu içeriği ifade etme biçimleriyle farklı bir bakış açısının ürünüdür.” [8]

İlhami Bekir Tez, “Taşlı tarla’daki Ev” adlı romanında ruhbilimsel çözümlemeleri ve sorgulamaları öne çıkaran bir romancı görüntüsü çizer Bu yönüyle de Peyami Defa’nın habercisi bir Romancı görüntüsü oluşturmuştur.  Taşlı tarladaki Ev, halkın durumunu ve sınıfsal ayrılıkları başarıyla ortaya koyan ve irdeleyen bir roman olarak da dikkatleri çekmiştir.

 

ESERLERİ

Şiirleri: Hayat Bilgisine Göre Çocuk Şiirleri (1927), 24 Saat (1929), Mavi Kitap (Çocuk Şiir ve Hikâyeleri (Nâzım Hikmet ile, 1930), Birinci Forma A (1930), Her Hangi Bir Şiir Kitabıdır (1931), Mustafa Kemal (1933), Olduğu Gibi (1935), Hürriyete Kaside (1945), Birinci Seans (Çocuk şiirleri, 1956), En Güzel Şarkı (1960), Küba (1962) Şiirler (Bütün şiirleri eklemelerle, 1971), Altın Destan Mustafa Kemal (Cumhuriyetin 50. yıldönümü armağanı, 1973). Romanları: Asfalt (1928), Taşlıtarla'daki Ev (14 sayı Yeni Adam'da tefrika, 1939; kitap: 1944; 1984), Herhangi Bir Roman Kitabıdır (1965). Hatırları: Yetmiş Yaşın Melankolisi (1975), Ve Unuttum (1979).

İlhami Bekir Tez hakkında Refik Durbaş'ın kitabı: Mektup Var İlhami Bekir'den (1997).




kaynakça


  • [1] Anonim, İlhami Bekir Tez, yasamoykusu.com/biyografi-1273- son erişim 12- 09-2012
  • [2] http://www.filozof.net/Turkce/edebi-sahsiyetler-kisilikler-biyografileri/ son erişim 12-09-2013
  • [3] https://eksisozluk.com/ilhami-bekir-tez--1206523, son erişim 12-09-2013
  • [4] http://yazarmezar.com/mezar-sayfa-229.html son erişim 12-09-2013
  • [5] Dr Aslan Tekin Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları, Ank. 2005
  • [6] Dr. Mustafa KURT1, BEKİR TEZ’İN “HERHANGİ BİR ROMAN KİTABIDIR” ADLI ESERİ ÜZERİNE BİR İNCELEME, Gazi Türkiyat, Dergisi, Güz 2011 / Sayı 9,
  • [7] Dr. Mustafa KURT1, BEKİR TEZ’İN “HERHANGİ BİR ROMAN KİTABIDIR” ADLI ESERİ ÜZERİNE BİR İNCELEME, Gazi Türkiyat, Dergisi, Güz 2011 / Sayı 9,
  • [8] Dr. Mustafa KURT1, BEKİR TEZ’İN “HERHANGİ BİR ROMAN KİTABIDIR” ADLI ESERİ ÜZERİNE BİR İNCELEME, Gazi Türkiyat, Dergisi, Güz 2011 / Sayı 9,




ŞİİRLERİ



SON KAVGA



Ölüm bir kez çalar kapıları

Doğumdan öncesi, ölümden sonrası yalan
Yumruğu, göğsü ve altın başıyla
Ne güzeldir ayakta dimdik insan.

Pul pul damar damar

Dünyamızın derisi dökülüyor
Nedendir?
Nar ağlıyor, ayva gülüyor.

Yer depremde,

Sallanıyor gök ağaç
Nedendir?
Birimiz tok, birimiz aç.

Orman orman

Lif lif Asya, Afrika yanmada
Nedendir?
Toprak uyanmada.

Eller sarıldı gırtlaklara

İnsan insanın üstüne yürü, yürü...
Nedendir?
Sömürü...

Bulutların gür elma ormanları tutuşuyor

Güneş yarıldı kırmızı nar gibi
Nedendir?
Son kavga var...gibi!

Ölüm bir kez çalar kapıları

Doğumdan öncesi, ölümden sonrası yalan
Yumruğu, göğsü ve altın başıyla
Ne güzeldir ayakta dimdik insan.




ARZU


Gül ol; elimde solan,
Saç ol; boynuma dolan!
Fer ol; gözlerimde yan;
Camda akseder gibi...
Sevsem, bilmeden asla;
Ve sonra, ilk temasla
Kaçsam gölgeler gibi...


BEN


İlk doğan yıldızım ben, son batan yıldızım ben;
Sormayın kimlerim var, yalnızım, yalnızım ben,
Yelim, başı boş gezen, ne yârim, ne yerim var;
Sormayın kimlerim var,yalnızım, yalnızım ben.
Sevincim gözlerimde, bir gece aydınlığı;
Bir gece aydınlığı; sormayın, kimlerim var?!
Gece aydınlığında akseden kederim var;
Yalnızım, yalnızım ben; kimim var, kimlerim var?
Fırlatın beni, çarpsın karanlık karanlığa;
Ne uzağım ışığa, ne nurdan haberim var!



DUVAR


Dağ başını duman almış
Gümüş dere hiç akmıyor
Yolu tutmuş eşkıyalar
Bırakmıyor bırakmıyor

Bu gök deniz nerede var

Özlem burcu burcu kokar
Yel soldurur ateş yakar
Bırakmıyor bırakmıyor

Şu ağaçlar güzel kuşlar

Kuşlar dallara konmuşlar
Geçit vermez sıra dağlar
Bırakmıyor bırakmıyor

Ah bir güneş doğsa deriz

Karanlığı boğsa deriz
Püfler aydınlığı rüzgâr
Bırakmıyor bırakmıyor

Mutlu değil hür değiliz

Öz yurdumuzda sefiliz
Devrim deriz divan zinhar
Bırakmıyor bırakmıyor

Ne Hintteyiz ne Çindeyiz

Dört duvarın içindeyiz
Dört duvarda dört canavar
Bırakmıyor bırakmıyor

Bu gök deniz nerede var

Nerede bu dağlar taşlar
Ah şu yıkılası duvar
Bırakmıyor bırakmıyor



MASAL


Bir varmış bir yokmuş masal bu
Bu bir garibin çocukluğu
.................
Suda köpük gibi bembeyaz
Anam söz bilir saz çalarmış saz
Babam ne beymiş ne beyzade
Doğmuşum unvandan azade
Doğmuşum burdan çok uzakta
Güneşe en yakın toprakta
Sallanmışım tahta beşikte
Uyutulmuşum serinlikte
Hasır üstünde yürümüşüm
Gökte ay gibi büyümüşüm
Bir sabah vakti bir kuş gelmiş
Beni kanatlarına almış
Aşalım demiş bulutları
Daha daha daha yukarı
Yıldızlara uçalım demiş
Gök demişim bir olgun yemiş
Ve guk demişim bir damla su
Aşmışız dağları bulutu
Eflâtun'un Gök Cenneti'nde
Yaşamışım serazat zinde
Sonra kuş altın kanatlı kuş
Kanatları düşmüş uyumuş
Yanan bir bulut gibi yere
Düşmüş karışmışım sizlere
Sevmek istemişim toprağı
Şu kel tarlayı kambur dağı
Akan suyu kaçan ceylânı
Hepsinin üstünde insanı
İnsan ki demişim pek ola
Allah gibi sonsuz tek ola
İnsan ki ben bir parçasıyım
Yüreği beyni kalçasıyım
Ve anlamışım ki hal başka
Hakikat başka hayal başka
Gökte duyduğum başka masal
Ne meyve verdi silktiğim dal
Ne süt verdi sağdığım inek
Ne bal var ortada ne petek
Ve işte böyle bir sırada
Şarkılar söyledim arada
..................
Göğe elmalar atıyorum
Düşen yıldızlar tutuyorum
Eskiler alıyorum
Yeniler satıyorum


SENİN GÖZÜNLE GÖRELİM


Ey
Vatanlarında
Vatansız gezenlerin
sıla hasreti!

Ey

Hayatta - kitapta
Kurşuna dizilen!
Peşinde devriye gezilen!
Ey ağaçta yürüyen su!
Göğüste atan yürek!
Ey yürümek,
Ey uçmak, inmemek!
Gidip dönmemek!
Ey sen vatandan üstün olan!
Sen "Ey! ki sensiz vatan
Bir cesettir üstünde
Akbabaların dolaştığı...
Sen ey vatandaşların hür ıslığı
çığlığı
sırrı
HÜRRİYET
"Emret ki; ölelim,
EMRET!"


İKİ LAF


Poliste adımızı sordular
-Bileklerimize kelepçe vurdular-
Dedik ki biz oyuz
Dosyada künyemiz vardır
Babamız Ahmet annemiz Fatma...
Vaktimiz yoktu evlenemedik
dedik;
Nüfusta kaydımız bekârdır.
Ne avrat, ne evlât, dünür...
Yirminci asırda her şair
bizim gibi düşünür.

İçerde küf ve nem

Demir parmaklık arkasında ışıltılar!
-Geç dediler;
Aralandı kapı, yürüdük,
Eğildi üstünden atladık - duvar.
Sağanak sağanak
Yağıyordu gökten aydınlık
Yürüdük...
Yer bizimle
gökler bizimle
Sular bizimle başladı yürümeğe,
Yürüdük
Demirkapı, Ahırkapı, Adliye.
Yürüdük...
Bileklerimizde tel kelepçe
Bütün gece...

Yargıçta suçumuzu sordular

-Bileklerimizde karakol mührü vurdular-
Dedik ki çok
Dedik ki yok
Dedik ki adam öldürmedik kan içmedik
Yalnız iki lâf dedik
Dedik ki
Gün ağardı göğe bak!
Dedik ki
Güneş doğsa sırtımız ısınacak!
Dedik ki çok
Hür bir dünyada mutlu insanlar
Onlar için yemiş verir ormanlar
İnsan büyür mihnet küçülür
Ve pürüzsüz sular gibi akar zamanlar.
Yıldızlar omuzların hemen tepesinde
Keder ve hınç Kafdağı'nın ötesinde
Gök bir anneçınar gibi üstünde onların
Ve onlar oynaşırlar bu çınarın gölgesinde.

Sokakta yolumuza durdular.

Neticeyi sordular.
Dedik ki
Ya kırmızı, ya sarı!
Şahit edip deriz ki gökleri ve tarlaları
Adam öldürmedik kan içmedik!
Yalnız iki lâf dedik.

UNUTTUM


Haydi Allahaısmarladık!
Siz gelemezsiniz benimle beraber,
Güneşlerin battığı yere gideceğim.
Bitişlerin yeniden başladığı yer.

Ne aldımsa onu doğadan aldım,

Neyim varsa doğaya vereceğim,
Kuşlar, böcekler, arılar, dalgalar,
Selamlar olsun! Aranıza geleceğim!

Tutku dinmez, susuzluğu insanın,

Hangi çeşme olursa açıp içiniz,
Değmez düşünmeye öğretilenleri,
Sevişiniz, sevişiniz, sevişiniz!

İstemem toprağa gömüldüğümü,

Yakın beni ve savurun külümü,
Baharda badem ağaçlarının üstüne,
Ben yine döneceğim yeryüzüne!

Otuz Sekiz


Üçüncü sınıf mezarlık.
Kayıt tarihi:
6.8.932
Mezar numarası:
9
Eşya pusulası:
1 şilte
1 masa, 1 gardrop,
telli bir yemek dolabı;
anasının sağlığında
mahalleli kadınlara don ve blûz diktiği
boyasız eski bir dikiş makinesi...
Ve hatıralar
ve üç beş yemin
ve birkaç demet yazı:
"İki canım olaydı
iki kere öleydim."

Orman


Kestane, gürgen, palamut
Altı yaprak, üstü bulut.
Gel burda sen, derdi unut.
Orman ne iyi, ne iyi,
Aman ne iyi, ne iyi !

Dallar kol kola görünür,

Yaprak yaprağa sürünür,
Kışın karlara bürünür
Orman ne güzel, ne güzel,
Aman ne güzel, ne güzel !

Ormanda kuşlar, böcekler,

Yavru ceylanlar emekler,
Açar yedi renk çiçekler,
Orman ne büyük, ne büyük,
Aman ne büyük, ne büyük !

Çamın, yaprağı dökülmez,

Gürgenin kolu bükülmez,
Ağaç dibinden sökülmez.
Orman ne canlı, ne canlı,
Aman ne canlı, ne canlı !

İzin vermeyiz kırmana,

Dayanamayız vurmana,
Baltayı sokma ormana,
Orman ne mutlu, ne mutlu,
Aman ne mutlu, ne mutlu !

Git, git sona varamazsın,

Kuşak olsan saramazsın,
Dalını koparamazsın,
Orman ne sonsuz, ne sonsuz,
Aman ne sonsuz, ne sonsuz !
(İlhami Bekir TEZ)

MUSTAFANIN DOĞUŞU


Yıl 1881
Kiraz mevsimi
Vakit alaca karanlık
Ay batacak, güneş doğmak üzere.
Toprak kabardı
Gök gerine gerine uyanıyordu.
İki katlı kagir evde
Çifte şamdan yanıyordu.
Ve ansızın
Sarı gür bir kadın saçı gibi
Dalga dalga esti rüzgar,
Havalarda bir doğum müjdesi var.
Kiraz ağaçları meyve yüklü pıtrak pıtrak.
Gün ağardı taze, apak
Ve öptü yeni doğanın
Küçük Mustafa'nın
Parlak ışıklı yüzünü güneş... 
Çocuğun
Tirşe mavisi
Gözleri ışık dolu.
Uyuyor
Mor menekşe yorganı altında
Sofuzade Feyzullah'ın kızı
Zübeyde'nin mutlu oğlu Mustafa.
Şerbetler içildi, müjde salındı dört tarafa
Uğurlu olsun!
Mutlu olsun!
Kutlu olsun!
Mustafa.
İlk yıllarda durgundu pek,
Saçları çile ipek
Kaşları çekme yay
Yüzü gökte ay
Elleri sedef beyaz.

İLHAMİ BEKİR TEZ


kaynak


http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair

http://siirtutkusu.com/siirleri/ilhami_bekir_tez.html



 İlgili Sayfalar

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 





Yorumlar