İnternet Tarayıcınızın Javascript Desteği Kapalıdır.
 Edebiyat ve Sanat Akademisi websitesini aktif bir şekilde kullanmak için JavaScript tarayıcınızda etkinleştirilmelidir. Tarayıcınızı kullanarak Edebiyat ve Sanat Akademisine erişim sağlarken zorluk ile karşılaşırsanız, JavaScript'in açık olup olmadığını kontrol edin.

Aşağıdaki Konu başlıkları MAC ve WİNDOWS işletimleri üzerinde çalışan EXPLORER, FİREFOX, SAFARİ ve OPERA internet tarayıcıları üzerinde JavaScript etkinleştirmesinin nasıl yapılacağı anlatılmıştır.

WİNDOWS LOGO
WINDOWS İŞETİM SİSTEMİ ÜZERİNDE;
MAC LOGO
MAC İŞETİM SİSTEMİ ÜZERİNDE;

Windows'taki Internet Explorer'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. tarayıcınızda Araçlar 'ı ve ardından Internet Seçenekleri 'ni tıklatın.
  2. Internet Seçenekleri iletişim kutusunda Güvenlik sekmesini tıklatın.
  3. Özel Düzey 'i tıklatın.
  4. Güvenlik Ayarları iletişim kutusunda Komut altında Etkin komut kısmında Etkinleştir 'i tıklatın.
  5. Tamam 'ı tıklatın
  6. Onay iletişim kutusunda Evet 'i tıklatın.
  7. Ayarlarınızı kaydetmek için Tamam 'ı tıklatın.
Windows'taki Mozilla Firefox'ta JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızda Araçlar 'ı ve ardından Seçenekler 'i tıklatın.
  2. Seçenekler iletişim kutusunda, İçerik 'i tıklatın.
  3. JavaScript'i Etkinleştir seçeneğini işaretleyin ve ardından Tamam 'ı tıklatın.
Mac'teki Mozilla Firefox'ta JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızda, Ayarlar 'ı tıklatın.
  2. Görüntülenen iletişim kutusunda İçerik 'i tıklatın.
  3. Görüntülenen iletişim kutusunda Güvenlik 'i tıklatın.
  4. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin ve ardından pencereyi kapatın.
Windows'taki Google Chrome'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızı açın ve ardından sağ üst köşede görünen ayarlar simgesine tıklayın.
  2. Açılan menüde, Ayarlar 'ı tıklatın.
  3. Ayarlar sayfasında, Gelişmiş ayarları göster 'i tıklatın.
  4. Gizlilik bölümünde İçerik ayarları'nı tıklayın.
  5. JavaScript bölümünde Tüm sitelerin JavaScript çalıştırmasına izin ver'i seçin.
  6. Tamam 'ı tıklatın.
Mac'teki Google Chrome'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Mac menü çubuğunda, Chrome 'u ve ardından Tercihler 'i tıklatın.
  2. Ayarlar sayfasında, Gelişmiş ayarları göster 'i tıklatın.
  3. Gizlilik bölümü altında İçerik ayarları 'nı tıklatın.
  4. JavaScript bölümünde Tüm sitelerde JavaScript çalışmasına izin ver 'i tıklatın.
  5. Bitti 'yi tıklatın.
  6. Ayarlar sayfasını kapatın.
Windows'taki Apple Safari'de JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızda, sağ tarafta görünen ayarlar resmi simgesini tıklatın.
  2. Tercihler 'i seçin.
  3. Genel iletişim kutusunda Güvenlik 'i tıklatın.
    İletişim kutusu adı Güvenlik olarak değişir.
  4. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin.
Mac'teki Apple Safari'de JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Mac menü çubuğunda, Safari 'yi ve ardından Tercihler 'i tıklatın.
  2. Görüntülenen iletişim kutusunda Güvenlik 'i tıklatın.
  3. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin ve ardından pencereyi kapatın.
Windows'taki Opera'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızı açın.
  2. Menü > Ayarlar > Tercihler 'i açın.
  3. Tercihler iletişim kutusunda, Gelişmiş kutusunu tıklatın.
  4. İçerik 'i tıklatın.
  5. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin
  6. Tamam 'ı tıklatın.
Mac'teki Opera'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Mac menü çubuğunda, Opera 'yı ve ardından Tercihler 'i tıklatın.
  2. Tercihler iletişim kutusunda, Gelişmiş kutusunu tıklatın.
  3. İçerik 'i tıklatın.
  4. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin.
  5. Tamam 'ı tıklatın.
Ziyaretci İstatistik
Online: 40 Günlük: 3345 Toplam: 2034503
Reklam Alanı
Ercüment Behzad Lav , Hayatı ve Şiirleri
http://www.epochtimestr.com/wp-content/uploads/2010/kasim/ercumend_behzat_lav.jpg


Ercüment Behzad Lav

 (1903- 1984) Şair yazar ve aktör. İstanbul 'da doğdu. Babası topçu subayı Yozgatlı Hasan Sıtkı Bey’dir. Bası hasan Sıtkı Bey’ de şairdir ve iki divanı vardır. Eğitimine babasının Bingazi’de görev yaptığı sırada Bingazi’deki Cizvit Ana mektebinde başlamıştır. Ailesi İstanbul’a geldikten sonra Assomption mektebine, Hadikat-i Meşvret okuluna daha sonra da  iSTANBUL Sultanisi'ne gitmiş ve bu okulları bitirmiştir.  Okulunu bitirdikten sonra bir süre de Vakit Gazetesinde çalışmıştır. Bir süre öğretmenlik yapmayı da deneyen şair Numune-i Mektebiye okulunda Türkçe öğretmenliği yapar.[1]

Daha sonra ise aktörlüğe ve oyunculuğa merak sardığından Yeni Sahne’de ve Darülbedayi'de aktörlük yapmaya başlamıştır. 1919-1921. Bu mesleği sevmesinden sonra ve savaş yıllarında dört yıl süre ile Berlin'de Stern Müzik Konservatuarı ve Reinhart Tiyatro Akademisi'nde öğrenim görür. 1921-9125. Cumhuriyetin ilanından sonra yurda döner. 1925 . Bir süre Ferah Tiyatrosunda ve İstanbul Şehir Tiyatrosunda çalışır.[2]

İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda hem aktör hem de rejisör olarak çalışır. 1930 yılında Ertuğrul Sadi ile birlikte Türk Akademi Tiyatrosunu ( TAT) kurarlar. Bu yıllarda daha ziyade tiyatro ile ilgilenmektedir.[3]  1930 larda şehir tiyatrolarının egemen olduğu  sinemamızda M. Ertuğrul  yönetiminde filmlerde oynar. Muhsin Ertuğrul'un "Bir Millet Uyanıyor" adlı filmde Emel Rıza ve Ercüment Behzat Lav'ın dudak dudağa öpüşmesi Türk filmlerinde ilk öpüşme sahnesi olarak tarihe geçer. [4]

Fakat yine bu yıllarda edebiyat tutkusu depreşmiş yayın organlarında görev almaya başlamıştır. Gündüzleri tiyatro geceleri ise gazetelerde çalışmaya başlar.  Vakit, Hareket ve Akşam gazetelerinde gece sekreterliği görevlerinde bulunur. 1930-1935 Bu yıllarda vezinli, kafiyeli ve ölçülü şiirlere karşı çıkan serbest ölçüyle yazılan şiirler yazmaya ve yayınlamaya başlamıştır.  İlk şiir kitabı SOS 1931-ve KAOS 1934 bu yıllarda yayımlanır. Bu kitaplarının içinde serbest ölçüyle yazılmış şiirler de vardır. Orhan Veli ve arkadaşlarından sekiz yıl önce yazılmış bu serbest şiirler  DadaizmFütürizm,   Kübizim  veSürrealizm  akımlarından izler taşımaktadır. Fakat onun bu yenilikçi tutumu ven şiirimizde fark yaratan anlayışı bu gün dahi göz ardı edilmektedir. Çünkü birkaç yıl sonra Nazım Hikmet’in de serbest tarzda yazılmış şiirleri çıkmaya başlayacak Orhan Veli ve arkadaşları da serbest şiir hareketini başlatacaklardır. Edebiyat tarihçileri bu yüzden bu iki şairin arasında kalan E. B. Lav’ı göz ardı edeceklerdir.

Daha sonra radyoculuğa geçer. Ankara  ’ya taşınır ve Ankara  Radyosunda Spikerlik ardında yayın şefliği yapmaya başlamıştır. Uzun bir müddet bu görevini sürdürür. 1935-1943. Bu görevinden sonra Halk evelerinde rejisörlük yapmaya başlar. 1941-1947

Halkevlerindeki rejisörlük görevinden sonra İstanbul’a dönerek İstanbul Konservatuarında Bale Tiyatro bölümlerini kurar. [5]İstanbul Konservatuarında öğretim görevine başlar. 1951-. 1962 yılına kadar bu okulda öğretmenlik görevinde bulunmuştur. 1951-62 arasında İstanbul Konservatuarı’nda öğretmenlik yapar..[6]

Türk Edebiyatçılar Birliği başkanlığına gelen şair bu görevini 1970 yılına kadar sürdürür. 1971 yılında Sosyalist Gerçek dergisin kurar. 1984 yılında İstanbul'da ölen şairin mezarı Zincirli kuyu'dadır.


EDEBİ YÖNÜ

Özgün olmaya önem veren ŞAİR, kendisinden önce yetişen hiç bir  Şaire ve şiirlerine benzemeyen şiirler yazmıştır. Edebiyatımızda Serbest Şiirin ilk örneklerini veren ilk şairlerden birisidir.

Ercüment Behzat  Lav'ın yazdığı  Serbest Şiir çalışmaları daha sonra NAZIM HİKMET'in de katılımıyla tanınmaya ve yayılmaya  başlayacak, Orhan Veli ve arkadaşlarının serbest şiir hareketini  ortaya çıkarmalarına ve serbest şiir kuramlarını oluşturmalarına vesile olacaktır. 

Edebiyat tarihimizde Ercüment Behzat Lav'ın Garip Şiiri akımının öncüsü hatta hazırlayıcısı olduğu yönünde hemen hiç bir bilgi bulunmaz. Edebiyat tarihçileri Serbest şiir hareketi ve Garip şiirinden söz edilirken E. Behzat Lav ve Nazım Hikmet'in yıllar öncelerinden yazılmış bu tip şiirlerinin varlıklarından söz etmekten özellikle kaçınmaktadırlar. 

Eser Demirkan’ın Ercümend Behzad Lav: Hayatı, Sanatı, Eserleri (2002) kitabındaki saptamasına göre, Lav’ın ilk dört şiiri, 1920 yılında Necdet Rüştü, Sedat Nami, Servet Ata, Haydar Şevket, Seniha Cemal, A. Sırrı, A. Fahri, Lami Nihat ve Nihat Şevket ile birlikte çıkardığı Çelenk adlı ortak kitapta (Halk Kütüphanesi, İstanbul) yer aldı.[7]  lk şiirleri 1926’da Resimli Ay, Servetifünun, Uyanış dergilerinde yayımlandı. [8]Dergilerde çıkan ilk şiiri ise Servet-i Fünun Dergisinin 19 Mayıs 1927 tarihli sayısında “Fütürizm” üst başlığıyla yayımlanan “Şüphe” oldu; ancak, Lav bu beş şiiri hiçbir kitabına almadığı gibi Çelenk’ten de hiç söz etmemiştir.[9]

 İlk kitabından başlayarak, ölçülü-uyaklı şiire ilk karşı çıkan Orhan Veli ‘den önce serbest tarzda şiirler yazan Serbest şiiri Nazım Hikmetle aynı yıllarda ilk deneyen şairdi. Fakat onun Bu yenilikçi tutumu edebiyata tarihçileri tarafından şimdiye kadar da hep göz ardı edildi. Üstelik Ercüment Behzat Lav gerçeküstücülük, fütürizm ve kübizm gibi akımları ilk deneyenlerden biri oldu. Ama Doğan Hızlan'ın deyişiyle, "araya sıkışan şair" olarak kaldı.

Hep kendi açtığı yolda tek başına yürümüş, kimselere benzememiş bir şair olan Ercüment Behzat Lav’ın getirdiği tüm yenilikler belki de siyasi çevrelere yaslanmamış bir şair olması yüzünden başka şairlerin üzerlerine yıkıldı.

 DadaizmFütürizmKübizim  ve Sürrealizm  akımları etkilerini şiirine yansıtmış, CUMHURİYET DÖNEMİ  şiirinde serbest ölçünün ilk uygulayıcılarından öncü bir şairdir. Toplumsal konuları ve ülke  meselelerini irdeleyen şiirler yazdı.Şirleri  Varlık, çığır, şadırvan gibi dergilerde de görünmüştür.Ercüment Behzat Lav´ı da, Batı ülkelerindeki modern şiir biçimlerini yerli temalara uygulayan  deneyci, yenilikçi bir şair olarak anmak gerekir. Ercüment Behzat Lav, çağdaş şiirimizde önemli yeri olan ironik şiir türünün de şiirimizde ilk önemli temsilcisi sayılabilir.[10]



Yapıtları 

  • S.O.S. (1931)
  • Kaos (1934)
  • Açıl Kilidim Açıl (1940)
  • Mau Mau (1962)
  • Üç Anadolu (1964)
  • Bütün Eserleri (1996)[11]






  • [1] Dr. Aslan tekin Edebiyatımızda terimler, Elips yayın., Ank. 2005, shf, 355-356
  • [2] Dr. Aslan tekin Edebiyatımızda terimler, Elips yayın., Ank. 2005, shf, 355-356
  • [3] Dr. Aslan tekin Edebiyatımızda terimler, Elips yayın., Ank. 2005, shf, 355-356
  • [4] AGAH ÖZGÜÇ, Bahar öpüşmeleri ve Türk sineması, http://www.radikal.com.tr/ek_
  • [5] Dr. Aslan tekin Edebiyatımızda terimler, Elips yayın., Ank. 2005, shf, 355-356
  • [6] .[http://tr.wikipedia.org/wiki/Ercüment_Behzat_Lav
  • [7] Eser Demirkan’ın Ercümend Behzad Lav: Hayatı, Sanatı, Eserleri (2002)
  • [8] Anonim, Eercüment Behzat Lav,.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/ son erişim 11 -11 -2012
  • [9] ( Anonim,Ercüment Behzat Lav, http://www.biyografi.net/, son erişim 11 -11 -2012
  • [10] Ataol BEHRAMOĞLU , Geçen Yüzyıl Sonlarından Günümüze Çağdaş Türk Şiiri,http://www.anafilya.org/)
  • [11] Anonim, Ercüment Behzad Lav http://www.biyografi.net/ son erişim 11 -11 -2012


Akvaryum Çıkmazı


Mercan kanat sürtün uç
Erguvan kuşlarımla
Aykadavra’ya

Cam tutukevi

Yosun engin
Şakayık

Püskürteçleri

Hava kabarcık
İnci boncuktan

Kuyruk çatal

Sedef puldan
Erguvan

Sarıl özgüre tezcan

Arenada çarpışa
Balık mercan
Tünü gün yaşa
Öl seviş
Yut canavar
Yut yutul
Dişediş
Bulut balık
Tül mozayık
Firuzeden buhurdan

Öç tutku

Suskun evren
Fokurduman

Çalım kuyruk

Yelpâze
Deryâ gibi
Çemenzâr

Gün şakâyık kanat bulut

Firuzeden buhurdandır
Erguvan serpili
Gök çatı alevyuvar

Kan tutar

Kuyruk çatal
Soluk al
Yaşamı camdan
Kurtul balık

Serencâmdan

Cam tuzak yok
Yoktu var
Tutsaklarım
Hayal kement
Cadı kazan
Târumâr

(Varlık, 893)


BİR KAHRAMANIN MİDESİ


Vahşi hayvanlara yediriyorlar ölülerimizi
Beyazlar bizimle savaşınca
Bizse kendimiz yiyormuşuz
Onları haklayınca

Böyle de olsa

Daha şerefli bir mezar değil mi

Hayvan bağırsaklarından

Bir kahramanın midesi?


Eros


Gel Minerva'm hurdacı aklım
Hasta elemanları ayıklayalım:

Şu ummanların yuttuğu

Hava kabarcığı varlık
Şu her şeyin
İçinde uyuduğu ve yeniden uyandığı kör hayvan
Döl yatağında güneş-toprağın kurtçuklar sermaye
Çekici itici eğilim dölleme
Karşıtların çarpışıp birleşmesi

İçimizdeki şeytanı güldüren tuhaflıklarımız

Karın kavgası dev karıncaların

Toplama kamplarında ağ kuran yıllar nebilik çilesi

Bizim olmayan kafamız
Bir delinin satranç masasında şah ve kişi

Dehâsı ya da bunaklığıyla cehennem burgacı ruh

Görünmiyeni görmenin verdiği azap
Bizde bulunan bulunmayan
Sana göre iyi bana göre kötü

Nerde acılar çeken sonsuzluk

Kansız cümbüşü Marslar'ın
Nerde kaybolmak güzelde
Boşalıp dolmak
Nerde şehvet tüten bengisu
Ve tel örgülü çekilge

Eros

Ejder olup dolansa yer-yuvar'a
Çelik Tanrılar çatırdasa karnında
Altın damarlı kalbi çatlasa parazitlerin

Eros

Bu insan artığı çapaçul Damon
Ümidin çiçeklerini döktüğü yerde görünmez
Ne artar ne eksilir ne başlar ne biter
Özü bizden çıkar ve gider bize
Sizce çirkin bizce güzel
Gizi içimizde gizli kuvvetinin

Tasarımlarımızın tam tersi "Güzellik"

Kardeş milyarlarda uyum, denserlik
Ama elleri yıkadıktan sonra kaynakta
Eros ilk ve son basamak

Gel sırtlan arzu insanlaş barışsın kurtla kuzu

Buğdayı yakmadan paylaş
"Canavar için uyku düşman için ateş kes"
Sınırsız dünya cenneti

GİDİŞAT


Yaş kırkbeş, kırkyedi.
İçimden sayıyorum seneleri.
Otuz bir mart:
Kurşunlar vızır vızır tarıyor kafesleri.
İhtiyatlar silah çatmış.
İşte Hareket Ordusu askerleri.
Bir avazı yerde bir avazı gökte binlerce hödük:
Basıyor “şeriat isterük”leri.
Millet; sakallı cüppeli.

Derken, atının arkasında ben,altımda midilli

Biz çölde kutluyoruz babamla hürriyeti.
Hey gidi günler, hey gidi;
Hurma ağaçları pıtrak güzelim Bingazi
Bir sabah ne görelim
Topları burnumuza çevrilmiş İtalyan destroyerleri
Tamam. Eli kulağında Trablusgarb harbi,

Sürüdü de ayağını sürüdü.

Balkan Harbi kelle dedi yürüdü.
Bozgun vurdu manda leşi yenildi
Barut fıçısı makedonya, içler acısı Urumeli.

Hey gidi bacım, oğulum hey gidi

“Göben”le “Breslau” bize sığınmış
Mış mış da mış mış
Çanakkale içinde vurdular beni
Ne o?
Birinci Dünya Harbi.

Sarıkamış sarıkamış

Dizboyu karda anamız ağlamış
Tabanlarımız yarılmış çiğnemekten
Galiçya’yı Süveyş’i Kûtulammâre’yi,
Bu yetmemiş de Kızıldeniz’de şapa oturmuşuz
Ah o Enver’i diriltip yeniden öldürmeli.

Nazende Bosfor da gördü mutarekeyi;

Sultanahmet’te toplanıp
Yedi düvele kafa tutmuşuz,
Geceleyin atlı düşman kordonunun
Köprüye gerdiği zinciri kıramayınca
Sopalar, meşalelerle dalga dalga
Unkapanı’ndan Beyoğlu’na vurmuşuz.
Ertesi gün haydi Kroker Oteli
Arkasından Kürt Mustafa Paşa Divanı harbi.

Sürüdü de ayağını sürüdü

Başkaldırdı Anadolu, kursacığı kurudu
“Mert var ise işte meydan, gele dedi yürüdü”
Geldi çattı İstiklal Harbi:
Dil yetmez söz etmiye
Bu toprağın canı güneşi Mustafa Kemal’inden.
Bizimkisi o dev kavgasında çerçöp kabilinden.
Çoğumuz kodesteyiz, biz İstanbul kopilleri
Kodesten kaçıp top kaçırmışız.
Boğaz’ın dili olsa da söylese
Ah o Beykoz, Hisar, Kandilli.

İşgücü düzene konmamış ama,

Günler, ümitli geçiyor ümitli
Bir yanda Konya’da Delibaş isyanı
Bir yanda Menemen Kubilay.
Bir yanda fabrikalar, devlet çiftlikleri,
Hidroelektrik santralleri.
Bataklıklar kurutulmakta bir yanda
İşlenmeye başlamış yavaştan
Toprakaltı, topraküstü ürünleri.
Resimler, şiirler, heykeller, operalar, kitaplar
En özlüsünden.
Ve en berektlisinden sanat dergileri.
Kızlı erkekli pırıl pırıl bir gençlik yetişiyor.
Derken efendim derken
Din dersleri İlahiyat fakülteleri, Arapça, Türkçe ezan
Demiş geçmiş deli ozan
Çat kapı: safa geldin yâ şehr-i ramazan.

Efendim. Elde güldeste,

T’esir-i şifâ bahşâsı mücerrep, birebir
Her derde devâ
Rüya tabirnâmeleri, karınca duaları,
Büyüler, fallar, şirinlik muskası.
Kıldan ince kılıçtan keskin Sırat köprüsü
Alaturka üniversite korosu
Bizi heyheyle, neyle uyutsun radyo kutusu
İnnâ lillâh ve İnnâileyhi râciûn.

Bağlandı gönül ol nevnihâle

Nasıl oldu da kondu a dostlar
Vicdan hürrüyeti bu hale?
Künfeyekün.
Leylim leyli leyli
İçimden sayıyorum seneleri
Otuz bir mart, Hareket Ordusu, “Şeriat Üsterük”,
Kurşunlar vızır vızır tarıyor kafesleri
Yaş kırkbeş kırk yedi
Seneler beni tanımıyor, ben seneleri.

Şeriat gene pusuda

Gidişat netâmeli
Çarşafı atamadık gitti
Millet gene sakallı cüppeli.

MEKTUP'TAN


Sen bir asmasın,
küpe salkımlarla asma bellim..

Elim değmesin,

değmesin dilim sana, asma bellim..

Küpe salkımlarında, kütür kütür,

buğulu üzüm başlar, asma bellim..

Niye kendini sevdiğin zamanlar;

daha olmadan başkasınının,
öper dudakların suda,
dudaklarını,

Niye sana benziyor köpükler, güneşe sarılırken?

Niye şu bulut, kaçırmıyor seni
ve kaçmıyor senden balıklar?

Niye çarpınca mantılar sana kanat,

niye ağzımda yüreğim,
niye içerim göz göz,
niye gözlerim pervane?

OYNUYOR AY


Oynuyor ay
Mor salkımlı suda
Oynuyor ay

Üşüyor kalp

Şehvet durunca
Üşüyor kalp

Düşüyor baş

Kara taş yastığa
Düşüyor baş

Çekiyor su

Örümcek uykusu
Çekiyor su

Geçiyor tren

Hecin katarlı
Cin düdüklü tren


SİHİRLİ DEĞNEK


Bir sihirli değneğim olsa;
vurduğum yerde güller açılsa,
Uçan güller...

Bir sihirli değneğim olsa;

vursam bir nar ağacına,
narlar çatlasa kahkahadan...
Ve bebek yüzlü kızlar,
uzatsa başlarını
tane tane dallardan...

Onları ceplerime doldursam,

bir masal ömrü sürmek için
götürsem billûr sarayıma!

Zenci Şiirleri


Mau'vam, kara fil dişim
Ayın sedef kakmaları somaki teninde
Nar dili nar lezzetinde
Bir haz buğusu tüter nefti gerinmende
Ve bütün Afrika'nın şehveti.

.............


Sen fidan çiçeği durmuş

Bir gün meyvaların pıtrak
Ben tazeye çalarım
Kuru kavak.

Sen can sevdalara açık

Ben garip aklı sana dolaşık
Sen sır küpü minnacık
Gecesi başka gündüzü başka
Kime kapalı kime açık.

Rûhül Kudüs


Melih Cevdet'e

I.

Avrupalı İsâ sırasına göre ihtilâlcidir
İçlidir sofudur sırasına göre
Affeder geldi mi işine
Kin güder gelmedi mi de
Zulmü sevmez çekinmez zulümden de

Dostluğu da düşmanlığı da açıktır

Ara sıra haksızlığa başkaldırır
Her şeyi bağlamaz oluruna
Ama iş Afrika'ya geldi mi Hân-ı Yağma


II.

Ne devrimcidir ne de ihtilâlci Amerikalı İsâ
Makine insan tipi iş adamı
Hasmını kündeden atmak günah mı?

Sandık başında oy pusulası,

Birdir Yeni Dünya'nın Siyah'ıyla Beyaz'ı
Bir yanıl da sandığa yaklaş
Biter ensende Beyaz'ın sopası
Yaşasın İnsan Hakları Beyannâmesi
Sonsuz hürriyet içindeler
Karası Kızılderilisi Melezi


III.

Afrikalı İsâ tam İsâdır
Kin gütmez affeder unutur
Sabrı sonsuzdur

Hoş görmeli fenalığı

Böyle buyurmuş Beyaz Tanrı
Sefâlet onun cilvesi
Lûtfu inâyeti hediyesi

Bu çilenin mükâfatını Kara Böcekler

Ahrette görecekler
Ruhlarının akıyla çıkarlarsa bu sınavdan
Cennet bahçelerinden derecekler
Dünyada erişemedikleri nimetleri
Kara Böcekler

Hak taalâ Hazretleri

Karaları sınamak için yarattı
Beyaz Efendileri




İlgili Sayfalar

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 




Yorumlar