İnternet Tarayıcınızın Javascript Desteği Kapalıdır.
 Edebiyat ve Sanat Akademisi websitesini aktif bir şekilde kullanmak için JavaScript tarayıcınızda etkinleştirilmelidir. Tarayıcınızı kullanarak Edebiyat ve Sanat Akademisine erişim sağlarken zorluk ile karşılaşırsanız, JavaScript'in açık olup olmadığını kontrol edin.

Aşağıdaki Konu başlıkları MAC ve WİNDOWS işletimleri üzerinde çalışan EXPLORER, FİREFOX, SAFARİ ve OPERA internet tarayıcıları üzerinde JavaScript etkinleştirmesinin nasıl yapılacağı anlatılmıştır.

WİNDOWS LOGO
WINDOWS İŞETİM SİSTEMİ ÜZERİNDE;
MAC LOGO
MAC İŞETİM SİSTEMİ ÜZERİNDE;

Windows'taki Internet Explorer'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. tarayıcınızda Araçlar 'ı ve ardından Internet Seçenekleri 'ni tıklatın.
  2. Internet Seçenekleri iletişim kutusunda Güvenlik sekmesini tıklatın.
  3. Özel Düzey 'i tıklatın.
  4. Güvenlik Ayarları iletişim kutusunda Komut altında Etkin komut kısmında Etkinleştir 'i tıklatın.
  5. Tamam 'ı tıklatın
  6. Onay iletişim kutusunda Evet 'i tıklatın.
  7. Ayarlarınızı kaydetmek için Tamam 'ı tıklatın.
Windows'taki Mozilla Firefox'ta JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızda Araçlar 'ı ve ardından Seçenekler 'i tıklatın.
  2. Seçenekler iletişim kutusunda, İçerik 'i tıklatın.
  3. JavaScript'i Etkinleştir seçeneğini işaretleyin ve ardından Tamam 'ı tıklatın.
Mac'teki Mozilla Firefox'ta JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızda, Ayarlar 'ı tıklatın.
  2. Görüntülenen iletişim kutusunda İçerik 'i tıklatın.
  3. Görüntülenen iletişim kutusunda Güvenlik 'i tıklatın.
  4. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin ve ardından pencereyi kapatın.
Windows'taki Google Chrome'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızı açın ve ardından sağ üst köşede görünen ayarlar simgesine tıklayın.
  2. Açılan menüde, Ayarlar 'ı tıklatın.
  3. Ayarlar sayfasında, Gelişmiş ayarları göster 'i tıklatın.
  4. Gizlilik bölümünde İçerik ayarları'nı tıklayın.
  5. JavaScript bölümünde Tüm sitelerin JavaScript çalıştırmasına izin ver'i seçin.
  6. Tamam 'ı tıklatın.
Mac'teki Google Chrome'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Mac menü çubuğunda, Chrome 'u ve ardından Tercihler 'i tıklatın.
  2. Ayarlar sayfasında, Gelişmiş ayarları göster 'i tıklatın.
  3. Gizlilik bölümü altında İçerik ayarları 'nı tıklatın.
  4. JavaScript bölümünde Tüm sitelerde JavaScript çalışmasına izin ver 'i tıklatın.
  5. Bitti 'yi tıklatın.
  6. Ayarlar sayfasını kapatın.
Windows'taki Apple Safari'de JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızda, sağ tarafta görünen ayarlar resmi simgesini tıklatın.
  2. Tercihler 'i seçin.
  3. Genel iletişim kutusunda Güvenlik 'i tıklatın.
    İletişim kutusu adı Güvenlik olarak değişir.
  4. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin.
Mac'teki Apple Safari'de JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Mac menü çubuğunda, Safari 'yi ve ardından Tercihler 'i tıklatın.
  2. Görüntülenen iletişim kutusunda Güvenlik 'i tıklatın.
  3. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin ve ardından pencereyi kapatın.
Windows'taki Opera'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızı açın.
  2. Menü > Ayarlar > Tercihler 'i açın.
  3. Tercihler iletişim kutusunda, Gelişmiş kutusunu tıklatın.
  4. İçerik 'i tıklatın.
  5. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin
  6. Tamam 'ı tıklatın.
Mac'teki Opera'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Mac menü çubuğunda, Opera 'yı ve ardından Tercihler 'i tıklatın.
  2. Tercihler iletişim kutusunda, Gelişmiş kutusunu tıklatın.
  3. İçerik 'i tıklatın.
  4. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin.
  5. Tamam 'ı tıklatın.
Ziyaretci İstatistik
Online: 91 Günlük: 887 Toplam: 2009350
Reklam Alanı
Orhan Şaik Gökyay Hayatı Edebi Kişiliği Eserleri Şiirleri
http://farm1.static.flickr.com/44/174379335_ffb69c9e45.jpg

Orhan Şaik Gökyay,


(d. 16 Temmuz 1902 İnebolu; ö. 2 Aralık 1994). Edebiyat tarihi ve dil araştırmacısı, şair, öğretmen.

16 Temmuz 1902 tarihinde İnebolu'da dünyaya geldi. 93 Harbi’nden sonra Filibe’den Anadolu’ya göç eden bir ailenin yedi çocuğundan birisidir. Babası Edebiyat öğretmeni olan Mehmet Cevdet Efendi, annesi Şefika Hanım’dır. Ailesi tarihe 93 Harbi olarak geçen Plevne Savunmasının kaybedilmesinden sonra 1293(1876)Bulgaristan’ın Filibe yöresinden Türkiye’ye göç etmiş olan Rumeli göçmeni olan bir Türk ailesidir.

Asıl adı Hüseyin Vehbi’dir. Hüseyin Vehbi yedi kardeşi olan geniş bir iale çerçevesi içinde büyümüştür.  Hamdullah Suphi Tanrıöver’in Milli Eğitim Bakanlığı sırasında ‘her öğrencinin bir Türk adı almasıyla”  ilgili genelgesi uyarınca adını "Orhan" olarak değiştirmiş.[1][2] Soyadı kanunu ile birlikte de soyadını Gökyay olarak kabul etmiştir.

İlköğretimine Kastamonu'da başlamış, İdadi’nin dokuzuncu sınıfında okurken, ailesinin maddi sıkıntıya düşmesi sebebiyle öğrenimine ara vermek zorunda kalmıştır. Kâtip olarak özel idarede çalışmaya başladıktan sonra edebiyatla ilgilenmeye başlar.  Ortaokul sıralarında Aydın Sultanisi ‘ne devam etmeye başlar. Fakat ailesinin mali sıkıntılarının artması üzerine okulu 9. sınıfta bırakmak zorunda kalır. Kastamonu Özel İdaresi’nde kâtip olarak çalışmaya başlar.[3] Kastamonu yıllarında Kastamonu’yu tanımak, folklorunu adet ve geleneklerini öğrenme fırsatını bulur. Bu gözlemlerini daha sonra eserlerine yansıtacak ve malzeme olarak kullanacaktır.  Üstelik Kastamonu da kaldığı yıllarda İlk şiirini de yayımlar.  Yayımlanan ilk şiiri Kastamonu'daki Açıksöz gazetesinde 1922 yılında çıkmış olan  “Annemin Mezarında” adını taşıyan bu şiirini kardeşi Kenan’a atfetmiştir.[4]

 İzmir’in işgaline duyduğu üzüntü ile yazdığı “İzmir Rüyası” adlı ikinci şiirini edebiyat öğretmeni Vasfi Bey’e ithaf eder.  Kurtuluş Savaşı yıllarında İstanbul'dan Ankara’ya geçenler arasındadır.  Kastamonu’dan geçtiği sırada ünlü şair Mehmet Akif Ersoy ile de görüşme ve tanışma fırsatı bulur. ilk şiirlerini M. Akif Ersoy’a göstermiş ve  onun beğenisini kazanmıştır. Ankara’ya gelen Orhan Şaik Gökyay Ankara Darülmuallimi’nin (öğretmen okulu) son sınıfına kaydolur. Eğitim yapma fırsatını tekrar elde eder etmez. Ankara d,Darülmuallimi(Öğretmen Okulu ) ‘ne girmiş, bu okulu bitirerek 1922 yılında çok sevdiği öğretmenlik mesleğine başlamıştır.

Ankara Darülmuallimin’i çok iyi derece ile bitirdikten sonra 1923 yılından itibaren Piraziz, Samsun ve Balıkesir 'de öğretmenlik yapmaya başlar.. Balıkesir 'de görev yaptığı sırada şair Edremitli Ruhi Naci’nin (Sağdıç) desteğiyle Çağlayan isminde bir edebiyat dergisi çıkarmaya başlamıştır. Bu dergide ve takma isimle yazı ve şiirlerini yayımlamaya başlar.  1924-1926 yılları arasında çıkan 15 günlük bu dergide Mehmet Akif Ersoy,  Tokadizade Şekip ve Hasan Basri (Çantay) gibi devrin önemli şair ve yazarlarının da eserlerini yayınlar. [5] 1927 tarihinde önce Kastamonu İdadisi’nin son sınıfına kaydolarak bu okuldan mezun olur. Ardından hem İstanbul Darülfünunu Edebiyat Fakültesi’ne hem Yüksek Öğretmen Okulu’na kaydolarak öğrenimini her iki okulda birden sürdürmeye başlamıştır. Edebiyat Fakültesi’ndeki hocası Fuat Köprülü'dür. Fuat Köprülüden çok etkilenmiş ve edebiyat araştırmalarına da merak sarmaya başlamıştır.  Bu okulda iken Almancasını da ilerletmeye başlamıştır.

O.Şaik Gökyay 15 Ekim 1930’da Edebiyat Fakültesini bitirmiş ve 29.3.1931’de Kastamonu Lisesi Edebiyat öğretmeni olarak görevine başlamıştır. Bu yıldan sonra artık bir edebiyat öğretmenidir. Kastamonu, Malatya,Edirne ,Ankara , Eskişehir ve Bursa'da edebiyat öğretmenliği yapar.  "Bu Vatan Kimin" adlı en meşhur şiirini Bursa'da iken yazmış, bu şiir oldukça ses getirmiştir. Edebiyatçı ve şair olarak bu şiiri ile önemli bir ölçüde ün kazanmıştır.

 Edirne'de görev yaptığı sırada kendisi gibi öğremenlik yapan Ferhunde Sarıoğlu ile evlendi. Çiftin çocukları olmadı.[6]1938 yılında Dede Korkut Hikayelerini yayınladı.  Edebiyat tarihimizi açısından son derece önemli bir eser yayımlamış olmasından dolayı Bu eser ile “Dede Korkut’un torunu” unvanını aldı.

Öğretmenlik yaşamına 1939’dan itibaren Ankara’da, yeni kurulan Musiki Muallim Mektebi’nde (Ankara Devlet Konservatuarı) öğretmen ve müdür olarak devam etti. Konservatuar Marşı’nı yazdı. En önemli araştırmalarından birisi olan “Kabusname” ilk defa 1944’te yayımlanır.

1944 yılında konservatuar müdürü iken okul arkadaşı Hüseyin Nihal Atsız’ı evinde misafir etmesi üzerine “Irkçılık-Turancılık davası" nedeniyle görevine son verildi, tutuklanarak İstanbul’a gönderildi. Bu tutuklanma sonrasında hapishanede işkence gördü[7] On bir ay süren tutukluluk ve yargılanma sürecinin ardından beraat etti ve yeniden öğretmenlik mesleğine geri iade edilir.  Galatasaray Lisesi’nde öğretmenlik (1947-1951), Londra kültür ataşeliği ve öğrenci müfettişliği (1951-1954), İstanbul (Çapa) Eğitim Enstitüsü’nde öğretmenlik (1954-1959) görevlerinde bulunmuştur.

1957’de “ Katip Çelebi  Hayatı, Şahsiyeti, Eserleri” adlı kitabını yayımlayan Gökyay, büyük önem verdiği Katip Çelebi’nin eserleri üzerinde çalışmalarını onun "Tuhfetü'l-Kibar fi Esfari'l-Bihar" ile "Mizanü'l-Hakk fi ihtiyari'l-Ahakk" adlı eserlerini bugünün Türkçe’si ile yayınlamıştır.

1959-62 yılları arasında Londra Üniversitesi School of Oriental and African Studies’te Türk Dili ve Edebiyatı okutmanı olarak çalışmış, 1967 yılında eski görevine dönerek aynı yıl yaş haddinden emekliye ayrılmıştır. 1962'de Türkiye'ye döndükten sonra Çapa Eğitim Enstitüsündeki görevine tekrar başlar.[8] 1967 yılında yaş haddinden emekli oldu.

 

Emeklilik Yılları 

Gökyay, emekli olduktan sonra da eğitimcilikten kopmadı. 81 yaşında tekrar mesleğine döndü; eski görev yeri olan Çapa Eğitim Enstitüsü’nde, Marmara ve Mimar Sinan Üniversitelerinde ders verdi.

Yazılarını Türk Dili, Nesil, Türk Folklor Araştırmaları, Çağrı, Oluş, Ülkü, Türk Folkloru, Musiki Mecmuası, Türk Dili, Tarih ve Toplum, gibi dergilerde eleştiriler yayınladı, eleştirilerini 1982’de “Destursuz Bağa Girenler” adlı bir kitapta topladı. [9]ABD’deki Princeton Üniversitesi, 1984’te iki ciltlik bir eser hazırlayarak ona ilk bilim armağanını sundu. 1988’de Türklük Bilgisi Araştırmaları Dergisi’nin 6. ve 7. sayıları ‘Gökyay' a Armağan’ olarak çıktı. 1989’da İstanbul Üniversitesi tarafından kendisine fahri doktorluk diploması verdi. [10] 1991’de Devlet Sanatçısı unvanı ile ödüllendirildi. Değerli kitaplardan oluşan kütüphanesini 1984’te kurulan Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırmaları Kütüphanesi’ne bağışladı.

 

ALDIĞI ÖDÜLLER

Orhan Şaik Gökyay bugüne kadar (1994)çeşitli dallarda ödül kazanmıştır.Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın’’Anıtkabir Senaryosu Yarışması’’birincilik ödülünü 1972’de,yine aynı Bakanlığın’’Türk Kültür ve Sanatı Hizmet Ödülü’nü 1981 yılında almıştır.Ayıca 1982 yılında ‘’İhsan Hınçer Türk Folkloruna Hizmet Ödülü’ne layık görülmüş ve 1988’de Türk Yazarlar Birliği’nin ‘’Türk Kültürüne Hizmet Ödülü’’nü kazanmıştır.[11]

Prof. Dr. Günay Kut, onun eserlerini “şiirleri, makaleleri, telif kitapları ve çevrileri” olarak dört bölümde inceledi. Bu çalışma, 1989’da yayımlandı.

Yetmiş yılık öğretmenlik hayatında binlerce öğrenci yetiştiren Orhan Şaik Gökyay, 2 Aralık 1994 tarihinde vefat etti ve cenazesi ertesi gün Üsküdar'daki Nakkaştepe Mezarlığı'nda toprağa verildi.

“Bu Vatan Kimin” şiiri ile hafızalarda yer etmiş vatansever bir şairdir. Edebiyat alanında şairliğinden çok eleştirmenliği ve araştırmacılığı ile öne çıktı. Dil konusunda yaptığı en önemli çalışma Dede Korkut hikâyeleri’ni sadeleştirmesidir. Yetmiş yıl boyunca öğretmenlik yaptı, binlerce öğrenci yetiştirdi.

Bestesi Arif Sami Toker’e ait olan ve Türk Müziği’nin klasikleri arasında sayılan “Çıksam Şu Dağların Yücelerine” şarkısının güftesinin yazarıdır.

Yaşamı boyunca yalnızca beş şiirini Türkçe ve İngilizce olarak 1976’da yayımlamış olan şairin şiirleri ölümünden sonra “Bu Vatan Kimin” adı altında kitaplaştırıldı (1994).

 

EDEBİ KİŞİLİĞİ

Arapça, Farsça, Almanca, İngilizce dillerini bilmekten ve güçlü edebiyatçılıktan gelen bir selâhiyetle, edebiyat ve dil vadilerinde yayınlanan eserlerdeki yanlışları ve hatâları bulmakta ve eleştirmekte eşsiz bir ustalık gösteren O. Şaik Gökyay'ı sadece bir şair ve ya eleştirmen olarak görmek yanlış olacaktır. Osmanlıcaadan günümüz Türkçesine çevirdiği, Dede Korkut, Kabusname, ve Katip Çelebiden yaptığı çeviri ve incelemeleri ile Fahri doktorluk ünvavının layıkıyla hak eden bir araştırmacı, şair, yazar, eleştirmen ve bilim adamıdır.

Bilgi seviyesi ve eleştirilerindeki kabiliyetiyle Edebiyat Prof.larının gözünü korkutan şair bir ara Prof. Dr. Nihat Sami Banarlı ile beraber çalışmışlar hatta birbirlerine dargın ve kırgın kalmışlardır. [12]Bilim bahanesiyle Türk diline yapılan her türlü haksızlığın karşısında durmuş olan şairin hayatı boyunca Türk dilini ve kültürünü geliştimek için çaba sarfettiği söylenebilir.

Orhan Şaik Gökyay şairlikten ziyade değerli bir araştırmacı dilci ve eleştirmendir. Türk diline ve edebiyatına çok önemli katkıları olan bu değerli ve çalışkan şairin şiirleri kadar edebiyat tarihimize yaptığı çok önemli araştırma, inceleme, ve tercümeleri olmuştur. Tercümeleri Osmanlıcadan günümüz Türkçesine yaptığı çeviriler şeklindedir. Türk diline ve kültürüne çok saygısı olan şairin : "Türk kültürüne, gelenek, göreneklerine ve her türlü millî değerlerine karşı en küçük bir aşağılamaya tahammülü yoktu. Bunlarla âdeta kedinin fare ile oynaması gibi oynar, alaya alır ve sonra belgeleriyle, örnekleriyle gerçekleri öğretirdi." [13]

Şâir; lirik, epik, ince duygulu, keskin mânâlı şiirler yazmıştır.. Vatan sevgisi, millî duygu ve idealler, san'atının hâkim temasını teşkil etmiştir

Orhan Şaik Gökyay’ın 61 şiiri biliniyor. Bunlardan 21’i aruz, 29’u hece vezniyle yazılmış. Diğer 11 şiiri serbest olarak kaleme alınmış. Üç şiirini “Nalan”, “Birisi” ve “Meserret” takma adlarıyla yazmış, Nalan ve Meserret adıyla yazdığı şiirleri kendine ithaf etmiş. On şiirinde “Gökyay”, bir şiirinde “Şaik”, iki şiirinde de “Meçhul” mahlâsını kullanmıştır. Diğerlerinde bir mahlas bulunmamaktadır.[14]

1938 yılında basılan "Dede Korkut"tu. Kişiler, dil ve üslup, motifler, töreler, hikayelerden bugün hâlâ yaşamakta olanlar gibi, sekiz bölümden oluşan eserin sonunda; devlet, kabile, kavim ve kişi adlarına yer verilmiştir. O. Şaik Gökyay'ın Dede korkut adlı kitabı hakkında yapıldığı çalışmlar Edebiyat tarihimiz açsından en önemli çalışmlarının başında gelir.

Kabusname" adlı eseri. Emir Unsurü'I-Meali Keykavus'un 1082 yılında, oğlu Giylanşah için "Nasihat-name" türünde yazılmış bu eser, gerek dili, gerek toplumun değer yargılarını belirtmesi bakımından önem taşımaktadır. Katip Çelebi hakkında yaptığı araştırmalar Tuhfetü'l-Kibar fi Esfari'l-Bihar ile Mizanü'l-Hakk fi ihtiyari'l-Ahakk adlı eserlerini bugünün Türkçe’si ile yayınlamış olması edebiyatımıza yaptığı diğer önemli katkılardır.

70 yıllık öğretmenliğinin en güzel yıllarını, savaş yıllarında geçirdiği Piraziz’deki (Giresun) öğretmenliği olduğunu söyleyen Gökyay’ın, Hüseyin Nihâl Atsız’ı da bir müddet kendi hanesinde misafir etmilş bu yüzden de tutuklanmıştır. [15]lYazılarından da anlaşılacağı gibi Türkçü düşünceleri ağır basan bir şairdir. Onun bu yönüne şiir ve yazılarında da rastlamak mümkündür.

"Destursuz Bağa Girenler" ve "Dûçent name"adlı eserlerinde 1936-1982 yılları arasında yazdığı 47 eleştiri yazısı yer almaktadır.

 


ESERLERİ [16]




  • 1.Dede Korkut,Arkadaş Basımevi,İstanbul,1938
  • 2.Bugünkü dilde Dede Korkut Masalları,A.Halit Kitabevi,İstanbul,1939
  • 3.Devlet Konservatuvarı Tarihçesi,Maarfi Basımevi,Ankara,1941
  • 4.Kabusname(Mercimek Ahmet),Yeniden gözden geçiren:O.Şaik Gökyay,Maarif Matbaası,İstanbul,1994; 2.bas.(1966),3.bas.(1974)
  • 5.Katip Çelebi;Hayatı,Şahsiyet ve Eserleri,TTK Basımevi,Ankara,1957
  • 6.Zekerriyazade,Ferah Cebre Fetihnamesi;Açıklamalarla hazırlayan:O.Şaik Gökyay,Hilal Matbaacılık,İstanbul,1975
  • 7.Bugünkü Dille Dede Korkut,Remzi Kitabevi,İstanbul,1964
  • 8.Düçent-name:Doğan Kardeşler Matb.,İstanbul,1964
  • 9.Katip Çelebi’den Seçmeler,Milli Eğitim Bas.,İstanbul,1964
  • 10.Ahmet Rasim,Eşkal-i Zaman, Hazırlayan:O.Şaik Gökyay,Milli Eğitim Bas.,İstanbul,1969
  • 11.Katip Çelebi,Mizanü’l-Hakk fi İhtiyar’l Ahankk(En Doğruyu Sevmek İçin Hak Terazisi),Milli Eğitim Bas.,1972,Kervan Yay,1980
  • 12.Dede Korkud’un Kitabı,Milli Eğitim Bas.,İstanbul,1973
  • 13.Katip Çelebi,Tuhfetü’l-Kibar fi Esfari’l-Bihar(Deniz Savaşları Hakkında Büyüklere Armağan),Açıklamalarda Yayına Haz.:O.Şaik Gökyay,Milli Eğitim Basımevi,İstanbul,1973;Kervan Yay., 1980
  • 14.Dede Korkut Hikayeleri,Milli Eğitim Basımevi,1976,Kervan Yay.,1980;Dergah,1985
  • 15.Bir Kaç Şiir(İngilizcede çevrileri ile birlikte),Hilal Matb.,1976,İstanbul,
  • 16.Gelibolulu Mustafa Ali,Mevaidü-nefais fi Kevaidi’l Mecalis(Görgü ve Toplum Kuralları Üzerinde Ziyafet Sofraları),Hazırlayan:O.Şaik Gökyay,2 cilt,Kervan Yay., İst., 1978
  • 17.Destursuz Bağa Girenler,Dergah Yay.,İstanbul-1982
  • 18.Katip Çelebi(Yaşamı,Kişiliği ve Yapıtlarından Seçmeler), Türkiye İş Bank. Kültür Yay.,Ankara,1982
  • 19.Gelibolulu Mustafa Ali,Halatu’l-Kahire Mine’l-Adati’z-Zahire,Sadeleştiren:O.Şaik Gökyay,Kültür ve Turizm Bak.Yay.,Ankara,1984
  • 20.Katip Çelebi,Kültür ve Turizm Bak., Yay.,Ankara,1986
  • 21.Molla Lütfi, Kültür ve Turizm Bak., Yay.,Ankara,1987




FAYDALANILAN KAYNAKLAR



  • [1] Prof.Dr.Günay KUT,Orhan Şaik Gökyay,Kültür Bakanlığı Yay., Türk Büyükleri Dizisi,Ankara,1989 )
  • [2] Prof.Dr.Günay KUT,Orhan Şaik Gökyay,Kültür Bakanlığı Yay., Türk Büyükleri Dizisi,Ankara,1989
  • [3] Kutlu Özen O. Şaik Gökyay,  http://www.kutluozen.com/default.asp son erişim -12*23*2012
  • [4] .(Kutlu Özen O. Şaik Gökyay,  http://www.kutluozen.com/default.asp-12*23*2012
  • [5] ( http://tr.wikipedia.org/wiki/Orhan_şaik - gökyay )
  • [6] . ( http://tr.wikipedia.org/wiki/Orhan_şaik - gökyay )
  • [7] M. Nuri Bingöl, “Bir Yürek Şairi Orhan Şaik Gökyay “Sayhadergi.com, 25.02.2008
  • [8] . ( http://www.iletisim.com.tr/kişi/orhan-şaik-gökyay ) son erişim -12*23*2012
  • [9] ( http://tr.wikipedia.org/wiki/Orhan_şaik - gökyay ) son erişim -12*23*2012
  • [10] .( Kutlu Özen, Orhan Şaik Gökyay Hocamızı Da Yitirdik,http://www.kutluozen.com/)
  • [11] Kutlu Özen, Orhan Şaik Gökyay Hocamızı Da Yitirdik,http://www.kutluozen.com/)
  • [12] ( http://yenisafak.com.tr/arsiv/2002/ocak/19/kultur.html ). son erişim -12*23*2012
  • [13] ( Ahmet Özdemir,ORHAN ŞAİK GÖKYAY, .ufukotesi.com/yazigoster.) son erişim -12*23*2012
  • [14] .( Ahmet Özdemir,ORHAN ŞAİK GÖKYAY, .ufukotesi.com/yazigoster.) son erişim -12*23*2012
  • [15] http://yenisafak.com.tr/arsiv/2002/ocak/19/kultur.htm son erişim -12*23*2012
  • [16] Kutlu Özen, Orhan Şaik Gökyay Hocamızı Da Yitirdik,http://www.kutluozen.comson erişim -12*23*2012



AĞIT - DESTAN


Bir ağıt söyleyeyim, dağlar dilinden
Dumlu'dan Ağrı'ya ün gitsin gelsin!...
Destanlar duyulsun tarih yolundan,
O günden dünlere şan gitsin gelsin...

Çekin küheylanın atlasın binsin,
Al yelelerinde yankılar dönsün.
Afyon'dan İzmir'e ordular insin.
Süngü uçlarından can gitsin gelsin...

Neymiş yarım?! Sancak çekilsin uca,
Şılasın göklerde yüceden yüce
Sormak lüzum değil, halimiz nice?
Yanan yüreklerden kan gitsin gelsin...

Sen ey yayda bir ok gibi kurulu!
Bir ok değdi, düştün yere yaralı!
Dört yanında ak mermerler örülü,
Sars devir bunları, sin gitsin gelsin...

Gökyay'ım neylesin ıssız çağlarda!
Bir ağlar bir güler, durmaz kararda,
Bir başka dağ gibi sen dur dağlarda,
Akşamdan sabaha gün gitsin gelsin...

BEYAN-I AŞK :


Âşıkım, başımda savrulup esen
Cünûn ikliminin bir hevâsıdır
Kalbimden yarattım sevdalımı ben
O, aşk cennetinin ilk Havvâ'sıdır.

Önünde nebiler günahkâr olur
Bedbahtlar aşkıyla bahtiyar olur
Ayak bastığı yer çemenzâr olur
Bu, ona hilkatin iltimasıdır

İns ü cin tapmada cemaline hep
Bir şair taparsa ne olur acep
Bendeki bu garip hallere sebep
Elinin elimle bir temasıdır.

Bir seher vaktiydi daldım hayale
Rast geldim hüzn ile giden leyâle
En sonra bildim ki beni bu hale
Düşüren o şûhun tek iymâsıdı

Konmadı zülfüne gönül bilerek
Hayrandır; uçmayı unutsa gerek
Düşmedim bu hale ben şimdiye dek
Bu, başımın ilk ve son hummâsıdır.

Şaik dehr içinde çok âlem gördü.
Sevdiğinden az-çok bir sitem gördü
Derse ki; hep hicran, hep elem gördü
Divane gönlünün iftirasıdır.


BU VATAN KİMİN

Bu vatan toprağın kara bağrında
Sıradağlar gibi duranlarındır,
Bir tarih boyunca onun uğrunda
Kendini tarihe verenlerindir.

Tutuşup kül olan ocaklarından,
Şahlanıp köpüren ırmaklarından,
Hudutta gaza bayraklarından
Alnına ışıklar vuranlarındır.

Ardına bakmadan yollara düşen,
Şimşek gibi çakan, sel gibi coşan,
Huduttan hududa yol bulup koşan,
Cepheden cepheyi soranlarındır.

İleri atılıp sellercesine
Göğsünden vurulup tam ercesine,
Bir gül bahçesine girercesine
Şu kara toprağa girenlerindir.

Tarihin dilinden düşmez bu destan,
Nehirler gazidir, dağlar kahraman,
Her taşı yakut olan bu vatan
Can verme sırrına erenlerindir.

Gökyay'ım ne yazsan ziyade değil,
Bu sevgi bir kuru ifade değil,
Sencileyin hasmı rüyada değil,
Topun namlusundan görenlerindir.


Gurbet


Beni koyup giden cefacı dilber!
Koyduğun yerlerde duramıyorum;
Beni de alsaydın nolur beraber?
Derdimi kimseye veremiyorum...

Çıksam şu dağların yücelerine,
Eş olsam gurbetin gecelerine,
İmrenir dururum nicelerine,
Bir ben mi murada eremiyorum.

Akşam olur, , kuşlar konar dallara,
Susamış yıldızlar iner göllere,
Güzeller dizilir ince yollara,
İçlerinde seni göremiyorum.

Bir akar su görsem melil olurum,
Ben bu dertten hasta olmam ölürüm.
Seni kaybettiğim yerde bulurum,
Durduğun ellere varamıyorum.

Bu gül yaprağımı dudak değil mi?
Ne diye kıvrılmış, yazık değil mi?
Sana giden yollar uzak değil mi?
Korkumdan bir türlü soramıyorum...

Bağrımda koç gibi dağlar yatışır,
Görünmez dallarda kuşlar ötüşür,
Bir yerim var benim, yanar tutuşur,
Bir yerim kanıyor saramıyorum...


Maraş Türküsü


Uy Maraş sılaya nice varayım
Açılmaz kapılar çalıp durayım
Yarimi bulmadım kimden sorayım
Uy Maraş,Maraş da bu nasıl Maraş
Kara gözlerinde yaş,bağrında ataş

Maraşın gölleri ördektir,kazdır
Yaylaları kıştır,ovası yazdır
Çemende laledir,içimde közdür
Yücel göklerim yücel,eğil dağ eğil
Ben bildiğim Maraş,bu Maraş değil

Maraşı dolaştım bir uctan uca
Kimseler sormadı ahvalin nice
Ne gündüzüm gündüz,ne gecem gece
Toprağı mezardır,suları seldir
Dostları düşmandır,aşnası eldir

Maraşın üstünden aştı turnalar
Gönlüme bir ataş düştü turnalar
Ben mi şaştım,yol mu şaştı turnalar
Bu kara göklerde aylar dolunmaz
Bu yolun ucunda Maraş bulunmaz


Maraşı görünce yandım,yakıldım
Kan,yaş oldum,yüzden gözden döküldüm
Oda düşen bir saç gibi büküldüm
Ben bildiğim Maraş,bu Maraş mıdır?
Maraş mıdır,ataş mıdır,taş mıdır?


SİTEM


Ay geçti, yıl döndü unuttu beni
Üstüne adını yazdığım ağaç
Açtın dertlerini kanattın beni
Atında türküler düzdüğüm ağaç
Sendeki yemişler böyle değildi.

Dört yana haber saldığım kuşlar
Yarı yolda unuttular haberi
Kırık kanatlarla döndüler geri
Artlarından bakıp kaldığım kuşlar
Benim bildiğim kuşlar böyle değildi.

Dilimce öterdi kuşlar dallarda
Lügatta geçmezdi senin sözlerin
Su gibi akardı adın dillerde
Dediğini anlardım bütün gözlerin
Gözlerde bakışlar böyle değildi.

Soran olmaz bizi yardan ağyardan
Ne çare namımız çoktan yitmiştir
Yol üstü çeşmeler bakar kenardan
Bizi bilen sular akıp gitmiştir.
Mermerde nakışlar böyle değildi.

Meyveden kırılan dallar nasılsa
Arzular içimde öyle kurudu
Bir dalda bin türlü meyve verirdi
Takvimde bahardı ne gün bakılsa
Ne deyim bu işler böyle değildi

YAS


Dökün yaprağınızı dallarım dökün,
Akın yaslı yaslı sularım akın.
Bükün boynunuzu bayraklar bükün,
Bir alınmaz kalem vardı yıkıldı...

Durmadan çalkanan bir kızıl deniz
Bir damla yaş gibi duruyor sessiz,
Vatan ufkundaki en güzel çeyiz,
En şanslı süs baktım yarı çekildi.

Kara haber; tipi eser, savrulur,
Bir yanardağ gibi içim kavrulur,
Vatanın kaderi bende yuğrulur,
Yas olup, yaş olup gözden döküldü.

Gökyay'ım derdiyle adını anar,
Bir kararsız kuştur dalına konar
Neresinde bilmez bir yara kanar,
Saran gitti boyuncuğu büküldü.




İlgili Sayfalar





Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 



Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.


Yorumlar