İnternet Tarayıcınızın Javascript Desteği Kapalıdır.
 Edebiyat ve Sanat Akademisi websitesini aktif bir şekilde kullanmak için JavaScript tarayıcınızda etkinleştirilmelidir. Tarayıcınızı kullanarak Edebiyat ve Sanat Akademisine erişim sağlarken zorluk ile karşılaşırsanız, JavaScript'in açık olup olmadığını kontrol edin.

Aşağıdaki Konu başlıkları MAC ve WİNDOWS işletimleri üzerinde çalışan EXPLORER, FİREFOX, SAFARİ ve OPERA internet tarayıcıları üzerinde JavaScript etkinleştirmesinin nasıl yapılacağı anlatılmıştır.

WİNDOWS LOGO
WINDOWS İŞETİM SİSTEMİ ÜZERİNDE;
MAC LOGO
MAC İŞETİM SİSTEMİ ÜZERİNDE;

Windows'taki Internet Explorer'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. tarayıcınızda Araçlar 'ı ve ardından Internet Seçenekleri 'ni tıklatın.
  2. Internet Seçenekleri iletişim kutusunda Güvenlik sekmesini tıklatın.
  3. Özel Düzey 'i tıklatın.
  4. Güvenlik Ayarları iletişim kutusunda Komut altında Etkin komut kısmında Etkinleştir 'i tıklatın.
  5. Tamam 'ı tıklatın
  6. Onay iletişim kutusunda Evet 'i tıklatın.
  7. Ayarlarınızı kaydetmek için Tamam 'ı tıklatın.
Windows'taki Mozilla Firefox'ta JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızda Araçlar 'ı ve ardından Seçenekler 'i tıklatın.
  2. Seçenekler iletişim kutusunda, İçerik 'i tıklatın.
  3. JavaScript'i Etkinleştir seçeneğini işaretleyin ve ardından Tamam 'ı tıklatın.
Mac'teki Mozilla Firefox'ta JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızda, Ayarlar 'ı tıklatın.
  2. Görüntülenen iletişim kutusunda İçerik 'i tıklatın.
  3. Görüntülenen iletişim kutusunda Güvenlik 'i tıklatın.
  4. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin ve ardından pencereyi kapatın.
Windows'taki Google Chrome'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızı açın ve ardından sağ üst köşede görünen ayarlar simgesine tıklayın.
  2. Açılan menüde, Ayarlar 'ı tıklatın.
  3. Ayarlar sayfasında, Gelişmiş ayarları göster 'i tıklatın.
  4. Gizlilik bölümünde İçerik ayarları'nı tıklayın.
  5. JavaScript bölümünde Tüm sitelerin JavaScript çalıştırmasına izin ver'i seçin.
  6. Tamam 'ı tıklatın.
Mac'teki Google Chrome'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Mac menü çubuğunda, Chrome 'u ve ardından Tercihler 'i tıklatın.
  2. Ayarlar sayfasında, Gelişmiş ayarları göster 'i tıklatın.
  3. Gizlilik bölümü altında İçerik ayarları 'nı tıklatın.
  4. JavaScript bölümünde Tüm sitelerde JavaScript çalışmasına izin ver 'i tıklatın.
  5. Bitti 'yi tıklatın.
  6. Ayarlar sayfasını kapatın.
Windows'taki Apple Safari'de JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızda, sağ tarafta görünen ayarlar resmi simgesini tıklatın.
  2. Tercihler 'i seçin.
  3. Genel iletişim kutusunda Güvenlik 'i tıklatın.
    İletişim kutusu adı Güvenlik olarak değişir.
  4. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin.
Mac'teki Apple Safari'de JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Mac menü çubuğunda, Safari 'yi ve ardından Tercihler 'i tıklatın.
  2. Görüntülenen iletişim kutusunda Güvenlik 'i tıklatın.
  3. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin ve ardından pencereyi kapatın.
Windows'taki Opera'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızı açın.
  2. Menü > Ayarlar > Tercihler 'i açın.
  3. Tercihler iletişim kutusunda, Gelişmiş kutusunu tıklatın.
  4. İçerik 'i tıklatın.
  5. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin
  6. Tamam 'ı tıklatın.
Mac'teki Opera'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Mac menü çubuğunda, Opera 'yı ve ardından Tercihler 'i tıklatın.
  2. Tercihler iletişim kutusunda, Gelişmiş kutusunu tıklatın.
  3. İçerik 'i tıklatın.
  4. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin.
  5. Tamam 'ı tıklatın.
Ziyaretci İstatistik
Online: 38 Günlük: 346 Toplam: 2362273
Reklam Alanı
Falih Rıfkı Atay Hayatı Eserleri Edebi Yönü Çankaya Özeti

 

Falih Rıfkı Atay 

(d. 1894 İstanbul Türkiye) - (ö. 20 Mart 1971 İstanbul Türkiye), Türk gazeteci, yazar, milletvekili.

Sakarya ili Kaynarca ilçesi Büyükkaynarca köyündeki Dırmandılar Mahallesinden İstanbul’a yerleşmiş bir ailenin çocuğuydu.[1] Babası Hoca Hilmi Efendi, annesi ise  Huriye Cemile hanımdı [2]

1894 yılında İSTANBUL’da dünyaya gelmiş ilköğrenimini mahalle mektebinde yaptıktan sonra. Kovacılar semtindeki Mekteb-i Rehber’i Tahsil Mektebi’nde rüştiyeyi tamamladı ( Ortaokul) lise öğrenimi için Mercan İdadisi’ne gitmişti. Mercan idadisine girdiği yıllarda okul Hüseyin Cahit Yalçın’ın idaresi altındaydı. [3] İdadideki Edebiyat  öğretmeni ise Celâl Sahir Erozan’dı .  Orhan Seyfi Orhon, ise aynı okulun üst sınıfında öğrenciydi.[4] Liseyi böyle bir ortamda okuyan Falih Rıfkı ilk yazılarını da Mercan İdadisinde öğrenci iken Tecelli ve Servet-i Funun Dergisinde yayımlandı. [5] 1911 yılında, Servet-i Fünun dergisinin genç yazarlara ayrılan ek sayfalarında yayımlanan ilk yazıları ile edebiyat dünyasına adım atmış oluyordu. Tecelli (1911) dergisi ile Süleyman Bahri'nin yönettiği Kadın (1912) dergisinde Cenap Şahabettin ile Ahmet Haşim'in eserlerini hatırlatan şiirleri çıktı. 1912’den itibaren Tanin gazetesinde düz yazılar yayımladı.[6]

İdadi’den mezun olduktan sonra Darülfünun Edebiyat bölümüne II. Meşrutiyet’in ilan edildiği 1908 yılında girmişti Darülfünun Edebiyat Fakültesi’ni 1912’de bitirdi.[7][8] Okuldan mezun olur olmaz Balkan Savaşlarının hemen sonrasında Edirne ve civarını gezerek gözlemlerde bulunmuştu. İntibalarını “Edirne Mektupları” adı altında yayımladı.

1913’te Tanin gazetesinde yazarlığa başladı ve Tanin gazetesinde düz yazıları yayımlandı.  Aynı yıl memuriyet hayatına da başlamış, “Sadaret ve Dâhiliye Nazırlığı kalemlerinde memur olmuştu. Dâhiliye Vekili Talat Paşa’nın özel kalem müdürü oldu.   1914 yılında Dâhiliye Vekili Talat Paşa ile birlikte resmi görevle Bükreş’e gitti. Buradaki gözlemlerini yazarı olduğu Tanin Gazetesi’ne röportajlar şeklinde gönderdi. Bu dönemdeki yazıları, Türkçülük ve Türkçecilik akımlarının etkisini taşıyordu.


I. Dünya Savaşı’nda yedek subay olarak Suriye'ye gitti. Bu defa Cemal Paşa’nın özel kâtipliğini yapıyordu.  Filistin ve Suriye cephelerini dolaşmış pek çok gözlemlerde bulunmuştu. Ayrıca Çarkçı Mektebinde edebiyat öğretmeni olarak görev almıştı.[9] Suriye ve Filistin'deki savaş anılarını Ateş ve Güneş (1918) kitabında topladı. Cemal Paşa'nın Bahriye Nazırı olması üzerine Kalemi Mahsusa müdür yardımcılığına getirildi (1917).

1918’de Ali Naci (Karacan), Necmettin Sadık (Sadak) ve Kazım Şinasi (Dersan) ile birlikte Akşam Gazetesi’ni kurmuş profesyonel olarak gazveciliğe ve yayımcılığa başlamıştı. İstanbul işgal edilmiş, Kuvay-ı Milliye Ankara da örgütlenmişti. Gazetede, Kurtuluş Savaşı’nı destekleyen yazılar yazıyordu. Fakat bu durum idare tarafından hiç de hoş karşılanmadı bu yüzden Damat Ferit Paşa hükümetinin kuvayı milliye taraftarlarını yargılamak için kurduğu ve halk arasında “Kürt Nemrut Mustafa Divanı” diye anılan  Divan-ı Harp mahkemelerinde yargılandı. Kurtuluş Savaşı’nı destekleyen yazıları nedeniyle idamı isteniyordu. Fakat İkinci İnönü Muharebesi’nin kazanılması üzerine Divan-ı Harp tutumunu değiştirince idamdan kurtulmuştu. Bu davanın akabinde 10 Eylül 1922’de Anadolu’ya geçti.


Kurtuluş Savaşı’nı destekleyen yazılarını Tanin ve Hâkimiyet-i Milliye gazetelerinde yazmayı sürdürüyordu. Kurtuluş Savaşının ardından Tetkik-i Mezalim Heyeti’nde görevlendirildi. Falih Rıfkı,  diğer Tetkik-i Mezalim heyeti üyeleri olan Halide Edip , Yakup Kadri , Mehmet Asım ile birlikte Yunan ordusunun yakıp yıktığı yerleri gezip görüp ve incelemelerini kaleme almak üzere Batı Anadolu’yu dolaştı.

İzmir’in kurtuluşundan sonra tanıştığı Mustafa Kemal’in dostluğunu kazandı ve bu döneme ilişkin anılarını Atatürk’ün Bana Anlattıkları (1955), Çankaya (1961) ve Atatürk Ne İdi? (1968) adlı kitaplarda topladı. Atatürk’ün çok yakınında bulunması ve önemli olaylara tanıklık etmesi yazılarının da önem kazanmasına vesile oluyordu.

Milli Mücadeleden sonra siyasete atılarak Bolu Milletvekili olarak 1923’ten TBMM’ye girdi ve aralıksız olarak 27 yıl boyunca milletvekilliği yaptı. 1923-1927 arasında BOLU, 1927-1950 arasında Ankara milletvekili olarak mecliste yer aldı.

Bir yandan da çeşitli tarihlerde Hakimiyet-i Milliye, Ulus, Milliyet gazetelerinde başyazarlık yapıyor edebiyat ve yazarlıkla olan bağlarını koparmıyordu. Devletin resmi yayın organları olan Hakimiyet-i Milliye, Ulus ve Milliyet gazetelerinde yazıları çıkıyordu. Köşe yazılarında Atatürk devrimlerini ve batılılaşmayı savunuyor, Atatürk ilke ve inkılâplarının yerleşmesi yolunda çabalar sarf ediyordu.  Yeni Türk Alfabesinin hazırlanması ve uygulanması sırasında Dil Encümeninde görev aldı. Ulus gazetesinin başyazarlığını yaptığı dönemde Ankara şehir planı jürisinde üyelik ve İmar Komisyonunda başkanlık yaptı. Fakat bu yıllar arasında Almanya’dan kaçarak Türkiye’ye gelen mimarları överken Türk Mimarlarını aşağıladığı yolunda ithamlarla karşılaşmasına yol açacak yazılar da yayımladı. [10]

Demokrat Parti'nin 1950'de iktidara geçmesinden sonra Bedi Faik ile Dünya gazetesini kurdu. ( 1952- 1971) Dünya gazetesi ile Demokrat Partiye karşı  (1952) muhalefete geçti.  iktidara karşı Atatürk devrimlerini savundu. Ölünceye dek bu gazetenin başyazarlığını sürdürdü. 20 Mart 1971’de kalp krizi sonucu iSTANBUL’da hayatını yitirdi. Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.

 


Edebiyattaki yeri 



Falih Rıfkı’nın edebiyatçı olarak edebiyata atılması Mercan idadisinde öğrenci iken başlamıştır. İlk yazılarını ve denemelerini Tecelli, Servet-i Funun, Şehbal, Yeni Mecmua, Şair, Nedim Türk Yurdu ve Büyük Mecmua’da yayımlamıştır.

Tanin Gaztesinde başlayan gazetecilik hayatı 1918’de Ali Naci (Karacan), Necmettin Sadık (Sadak) ve Kazım Şinasi (Dersan) ile birlikte Akşam Gazetesi’nde devam etmiş Divan-ı Harp’te yargılanmasından sonra ve Kurtuluş Savaşını destekleyen yazılarından sonra ün kazanmaya başlamış, Atatürkle tanıştıktan sonra da iyice meşhur olmuştur.

Cumhuriyet Dönemi Edebiyatının en etkin gazetecilerinden biri olarak dikkat çeken Falih Rıfkı İzmir 'in kurtuluşundan sonra Mustafa Kemal ile tanışmış, onun dostluğunu kazanmış ve Atatürk’ü yakından tanıtan anılarıyla ünlenmiştir. 1923-1950 yılları arasında milletvekili olarak siyasette yer aldı.  Atatürk’e yakınlığı nedeniyle çok önemli olaylara tanıklık etmiştir.  

Falih Rıfkı Atay, gezi yazılarını ve anılarını topladığı kitaplarıyla Cumhuriyet döneminde gezi ve hatırat türünde önemli örnekler vermiştir. Zeytindağı (anı-1932, 1964), Faşist Roma, Kemalist Tiran, Kaybolmuş Makedonya (gezi-1930) ve Pazar Konuşmaları (fıkra-1966) başlıca eserleridir.

Gazeteciliğin yanısıra Gezi Yazıları  Hatıra ( Anı) ve inceleme türünde en önemli yazarlarımızdan birisi olmuştur.  

Sade üslûba sahip olan Falih Rıfkı, kısa ve çarpıcı cümleler kuran etkili bir dile sahiptir.  Türkçülük ve Türkçecilik akımının temsilcilerinden Milli Edebiyata dâhil bir yazarımızdır. Atatürk inkılâplarının savunuculuğunu yapmış, Türk milletinin medenileşmesi ve Batılılaşması için mücadele vermiştir.

Atay, çekici anlatımı ve duru Türkçe'siyle usta kalemlerden biri kabul edilmiş, nutuk türüne uygun etkili kısa, çarpıcı bir dille yazmıştır. Bu konudaki düşüncelerini özetleyen şu cümleleri onun dil anlayışını çarpıcı bir şekilde ortaya koymaktadır. “Bence en iyi edebiyat edebiyatsızlıktır. Bir yazı edebiyat dokusundan uzaklaştırılabildiği kadar güzeldir. Mümkün olsa okullarda teşbih, Cinas, istiare v.s. gibi Söz Sanatlarını hiç öğretmezdim.”

 Türkçeyi süssüz, sanatsız ama etkin kullanmış, siyasi konularda yazdığı yazıları, anıları, gezi yazıları  Gazete Fıkraları köşe yazıları ile daha çok gazeteci yazar olarak kabul görmüştür.  Gezi, anı, MAKALE ve Sohbet-türlerinde birçok kitap yayımlamıştı; Cumhuriyet döneminin en etkin gazetecilerinden biri olmuştur.





KAYNAKÇA 


  • [1] Fahri Tuna, Falih Rıfkı Atay Kaynarca Kökenli, http://www.kaynarca.info/KoseYazisi, son erişim, 22-11-2013
  • [2] Prof. Dr Gürhan Tümer,” Falih Rıfkı Atay’ın Mimarlığı ve Şehirciliği”, www.mimarlarodasi.org.tr/ son erişim, 22-11-2013
  • [3] Dr Aslan Tekin, Edebiyatımızda İsimler, Elips Yyaınları, Ank. 2005 , Sh.78
  • [4] Anonim,  Kimkimdir.gen.tr, Falih Rıfkı Atay mad, son erişim, 22-11-2013
  • [5] Dr Aslan Tekin, Edebiyatımızda İsimler, Elips Yyaınları, Ank. 2005 , Sh.78
  • [6] http://tr.wikipedia.org/wiki/Falih_R%C4%B1fk%C4%B1_Atay
  • [7] http://tr.wikipedia.org/wiki/Falih_R%C4%B1fk%C4%B1_Atay
  • [8] Dr Aslan Tekin, Edebiyatımızda İsimler, Elips Yyaınları, Ank. 2005 , Sh.78
  • [9] Dr Aslan Tekin, Edebiyatımızda İsimler, Elips Yyaınları, Ank. 2005 , Sh.78
  • [10] Prof. Dr Gürhan Tümer,” Falih Rıfkı Atay’ın Mimarlığı ve Şehirciliği”, www.mimarlarodasi.org.tr/ son erişim, 22-11-2013




ÇANAKAYA ADLI ESERİ VE ÖZETİ

KİTABIN KONUSU

Atatürk’ün doğumundan ölümüne kadar olan hayatı,harp zamanında düşmana ve Cumhuriyet zamanında yaptığı inkilaplarla gericilere karşı verdiği savaşı anlatmaktadır.

KİTABIN ÖZETİ

Atatürk, 1881 yılında ahşap bir evde doğmuştur.Annesi Zübeyde Hanım,babası ise öce gümrük muhafaza memurluğu sonra kerestecilik yapan Ali Rıza Efendidir.Naciye isimli bir kızkardeşi vardır fakat Naciye çocukken vefat etmiştir.Babasıda 1887 yılında vefat etmiştir.

Atatürk ilk eğitimine mahalle mektebinde başlamış daha sonra Şemsi Efendi okuluna geçmiştir.Bu okulda hocadan dayak yemesinden dolayı kaçmıştır.Bir müddet dayısını çiftliğinde çalışmış sonra halasının desteğiyle okula yeniden başlamıştır.Zübeyde Hanım’ın gitmesini hiç istemediği halde kendi çabasıyla askeri okula yazılmıştır.Lise hayatında çok başarılı olmuştur ve “Kemal” adını burada almıştır.Manastır Askeri İdadisinden sonra İstanbul’a gitmek istediği halde bir subayın tavsiyesiyle Manastır Pangaltı Harp Okuluna gitmeyi tercih etmiştir.

Atatürk’ün Harp Okulunda başından birçok olay geçmiştir.Komutanlarının onun hakkındaki iyi kanaatleri sayesinde ordudan atılmaktan birçok kez kurtulmuştur.Okulda gizlice yasak dergiler çıkarmış ve bazı arkadaşlarınca jurnal edilmiştir.Nihayetinde 1904 yılında Harp Akademisinide bitirerek kurmay yüzbaşı diplamasıyla göreve başlamıştır.

En büyük isteği Selanik’I tekrar görebilmekti ve umutluydu fakat Şam’a tayin edilmişti.Bu birlik halkı soymakla görevli bir süvari birliğiydi ama Atatürk bu soygunların hiçbirinden kendine pay almamıştır ve bu hırsızlığa karşı koymaya calışmıştır.Daha da kötüsü bu durum heryerde bu şekildydi.

Vatanperver duyduları ağır basan Atatürk ,okuduğu kitaplarla İttihat veTerakki Cemiyetine yaklaşarak gelecekte vereceği büyük savaş için kendini yetiştirmeye başlamıştır.Şeriat kanunlarını isteyen ,bu yolda kan döken isyancıları bastırmada Hareket Ordusu’nda görev almış ve başarılı da olmuştur.

Çıkan isyanların bastırılmasından sonra Enver Paşa’nın yüzünden sürüklendiğimiz 1.Dünya Harbinde birçok cephede düşmanla çarpıştı.Balkan Savaşında,Çanakkale’deki birçok direnişte komutanlık yaptı.Trablusgarp cephesine gönderildi ama devletin acizliği nedeniyle bu toprakları bırakıp geri döndü. Veliaht Vahdettin’e Almanya seyehatinde yaverlik yaptı ve geleceğin padişahından bazı imtiyazlar alarak vatanın selamete ulaşmasında önemli adımlar atmak için çaba harcadı.

Kuvettli ama kabiliyetsiz müttefikimiz Almanya’nın aldığı yenilgilerden dolayı bizde savaşı kaybetmiş sayılıyorduk.İmzalanan Mondros ve Sevr mütarekeleriyle vatan düşmanın acımasız ellerine bırakıldı.Silahımızı yetmedi istedikleri topraklarımızı aldılar.Büyük Türk ,bu yenilgiyi İstanbul’dakiler gibi kabullenip elini kolunu bağlayarak beklememekte kararlı idi.

Yunan gavurun 16 Mayısta İzmir’e çıkmasıyla Atatürk’de 19 Mayısta Samsun’a çıktı.Amacı direniş için gerekli kuvvetleri toplamaktı ama satılmış İstanbul Hukümeti ,İngilizlerin talimatıyla Atatürk’ü görevden aldı.Bunun üzerine o da orduan istifa etti.Doğuda Kazım Karabekir Paşa’nın desteğiyle harekete geçti.Birçok ilde toplantılar düzenledi.Milleti uyandırdı ve gerekenleri yapmaya başladı.

İngilizlerin, İstanbul’u işgaliyle hukümete duyulmayan güven tamamen sona erdi.Bu arada Kuvayi Milliye birlikleri Antep,Maraş ve Urfa’da düşmana dişini göstermekteydi ama alınan kesin ve kalıcı bir zafer yoktu.Bu sebeple Atatürk bu çete kuvvetlerini toplayarak düzenli orduya geçmek istiyordu.Zaten bu çeteci birliklerin bazı yararlarının yanında birçok zararları vardı.Bu çeteler halkı soyuyor,adam öldürüyorlardı.Afyon’da aldıkları yenilgi bu olaylara son verdi ve düzenli orduya geçildi.

Düzenli orduya geçmiştik ama ordu başına geçirilecek komutanlar ve askerler binbir zorluklarla toplanabildi.Tüm zorluklara ,yokluklara hatta duyulan güvensizliğe rağmen düşman Akdeniz’e döküldü.Düşman dökülmüştü ama şimdi çok daha zor olan savaş başlamıştı.İnkilaplar dönemi ve Türkiye Cumhuriyeti…

İlk iş olarak saltanat kaldırıldı. Gericilerin hatta, Atatürk’ün ilk destekleyicisi Kazım Karabekir’in tüm uğraşlarına rağmen halifelik kaldırıldı. Ayrıca hilafetin kaldırılmasına zorluk çıkaran kesimler, yani yobazlar yapılan tüm yeniliklerde yine köstek olmuşlardır. Ama Atatürk’ün azmi ve kararlılığı karşısında dayanamamışlardır. Ankara’nın başkent yapılmasını, şapka kanunu, Latin harflerinin kabulünü, Tevhid-I Tedrisat Kanununu, Medeni Kanunun kabulünü, kadılnlara verilen eşitlik hakkını ve soyadı kanununu zor da olsa halka benimsetmiştir. Başkenti Ankara yapmıştır ve Ankara’nın yenileştirilmesinde çok çaba harcamıştır. Hükümette çok partili sisteme geçiş için denemeler yapmıştır. Ama alınan sonuçlar zamanın daha erken olduğunu göstermiştir. Herkese soyadı verilmesine önayak olmuştur. Ülkenin her yerinde eğitim seferberliği başlatmıştır. Bu devrimleri hayatı pahasına yapmıştır. İzmir’de yapılan süikast girişimi de bunun en iyi göstergesidir.

Atatürk yapacağı işleri, vediği davetlerde anlatırdı. Bu davetleri sabaha kadar sürerdi, ancak o çok kısa bir uykunun ardından yapacağı işleri düşünürdü. Davet masasından sohbet ve onu hazin sona götürecek rakısı hiç eksik olmazdı. Fakat içmesini bilirdi, hiçbir zaman şuurunu kaybedecek şekilde içmemiştir. Diğer hobileri; bilardo oynamak, köpeği Fox, Florya’da yüzmek, alaturka musiki dinlemek, dostlarıyla sohbet etmek ve Savarona yatıyla gezmekti. Ayrıca giyimde, evinin döşenmesinde ve temizlik konusunda çok titizdi. En büyük dertleri ise; Hatay sorunu, dil sorunu ve eğitim konuları idi. Türk kadınına verdiği değer çok büyüktü. O, her zaman Türk milleti ve Türkiye için çalıştı. Son zamanlarında bazı kişler İsmet Paşa ile arasını açmıştı. Ama O, her zaman İsmet İnönü’yü çok sevmiş ve güvenmiştir.

Atatürk’ün şaşılacak bir hafızası vardı. Fakat son zamanlarda hafızası iyice zayıflamıştı ve asabileşmeye başlamıştı. Bunun sebebi ise, hastalıktan başka birşey değildi. Karaciğerlerinde su toplanıyordu. Hastalığında gezmek için alınan Savarona yatında dinlenmekte idi. Fakat bir sabah çok ağırlaşmıştı ve son olarak “Saat kaç?” diyerek ebedi uykuya çekilmiştir. Saat dokuzu beş geçiyor ve Türk milletinin gözlerinde yaşlar dinmiyordu.

KİTABIN ANA FİKRİ

Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk’ün attığı tohumlarla ve bir çok zorluklar aşılarak kurulmuş,onu geliştirmek, gericilerin karşısında durmak ve yeniliklerin arkasında olmak bizim en önemli görevimizdir.

KAYNAK
: .frmtr.com/kitap-ozetleri/1184731-cankaya-



 
İlgili Sayfalar

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 



Yorumlar