İnternet Tarayıcınızın Javascript Desteği Kapalıdır.
 Edebiyat ve Sanat Akademisi websitesini aktif bir şekilde kullanmak için JavaScript tarayıcınızda etkinleştirilmelidir. Tarayıcınızı kullanarak Edebiyat ve Sanat Akademisine erişim sağlarken zorluk ile karşılaşırsanız, JavaScript'in açık olup olmadığını kontrol edin.

Aşağıdaki Konu başlıkları MAC ve WİNDOWS işletimleri üzerinde çalışan EXPLORER, FİREFOX, SAFARİ ve OPERA internet tarayıcıları üzerinde JavaScript etkinleştirmesinin nasıl yapılacağı anlatılmıştır.

WİNDOWS LOGO
WINDOWS İŞETİM SİSTEMİ ÜZERİNDE;
MAC LOGO
MAC İŞETİM SİSTEMİ ÜZERİNDE;

Windows'taki Internet Explorer'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. tarayıcınızda Araçlar 'ı ve ardından Internet Seçenekleri 'ni tıklatın.
  2. Internet Seçenekleri iletişim kutusunda Güvenlik sekmesini tıklatın.
  3. Özel Düzey 'i tıklatın.
  4. Güvenlik Ayarları iletişim kutusunda Komut altında Etkin komut kısmında Etkinleştir 'i tıklatın.
  5. Tamam 'ı tıklatın
  6. Onay iletişim kutusunda Evet 'i tıklatın.
  7. Ayarlarınızı kaydetmek için Tamam 'ı tıklatın.
Windows'taki Mozilla Firefox'ta JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızda Araçlar 'ı ve ardından Seçenekler 'i tıklatın.
  2. Seçenekler iletişim kutusunda, İçerik 'i tıklatın.
  3. JavaScript'i Etkinleştir seçeneğini işaretleyin ve ardından Tamam 'ı tıklatın.
Mac'teki Mozilla Firefox'ta JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızda, Ayarlar 'ı tıklatın.
  2. Görüntülenen iletişim kutusunda İçerik 'i tıklatın.
  3. Görüntülenen iletişim kutusunda Güvenlik 'i tıklatın.
  4. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin ve ardından pencereyi kapatın.
Windows'taki Google Chrome'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızı açın ve ardından sağ üst köşede görünen ayarlar simgesine tıklayın.
  2. Açılan menüde, Ayarlar 'ı tıklatın.
  3. Ayarlar sayfasında, Gelişmiş ayarları göster 'i tıklatın.
  4. Gizlilik bölümünde İçerik ayarları'nı tıklayın.
  5. JavaScript bölümünde Tüm sitelerin JavaScript çalıştırmasına izin ver'i seçin.
  6. Tamam 'ı tıklatın.
Mac'teki Google Chrome'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Mac menü çubuğunda, Chrome 'u ve ardından Tercihler 'i tıklatın.
  2. Ayarlar sayfasında, Gelişmiş ayarları göster 'i tıklatın.
  3. Gizlilik bölümü altında İçerik ayarları 'nı tıklatın.
  4. JavaScript bölümünde Tüm sitelerde JavaScript çalışmasına izin ver 'i tıklatın.
  5. Bitti 'yi tıklatın.
  6. Ayarlar sayfasını kapatın.
Windows'taki Apple Safari'de JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızda, sağ tarafta görünen ayarlar resmi simgesini tıklatın.
  2. Tercihler 'i seçin.
  3. Genel iletişim kutusunda Güvenlik 'i tıklatın.
    İletişim kutusu adı Güvenlik olarak değişir.
  4. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin.
Mac'teki Apple Safari'de JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Mac menü çubuğunda, Safari 'yi ve ardından Tercihler 'i tıklatın.
  2. Görüntülenen iletişim kutusunda Güvenlik 'i tıklatın.
  3. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin ve ardından pencereyi kapatın.
Windows'taki Opera'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızı açın.
  2. Menü > Ayarlar > Tercihler 'i açın.
  3. Tercihler iletişim kutusunda, Gelişmiş kutusunu tıklatın.
  4. İçerik 'i tıklatın.
  5. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin
  6. Tamam 'ı tıklatın.
Mac'teki Opera'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Mac menü çubuğunda, Opera 'yı ve ardından Tercihler 'i tıklatın.
  2. Tercihler iletişim kutusunda, Gelişmiş kutusunu tıklatın.
  3. İçerik 'i tıklatın.
  4. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin.
  5. Tamam 'ı tıklatın.
Ziyaretci İstatistik
Online: 75 Günlük: 39 Toplam: 2307683
Reklam Alanı
TANZİMAT EDEBİYATIYLA EDEBİYATIMIZDA GÖRÜLEN GELİŞMELER

Sadrazam Mustafa Reşit Paşa


18. Yy’ın başından Cumhuriyet dönemine kadar olan ıslahat çabaları tarihi, bir anlamda, Osmanlı Batılılaşma tarihidir de ve bu bağlamda, Osmanlı Batılılaşması ile Islahat hareketleri özdeştir” . Osmanlı batılılaşmasının, batı şekline göre ıslahat olmaktan öteye geçememesi, Osmanlı Batılılaşması ile ıslahat hareketlerinin özdeş olması, Osmanlı Batılılaşma sürecini 18. Yy’dan başlayan “ıslahat hareketleri” içinde düşünmek gerekliliğini doğurmaktadır.

II. Mahmut’la başlayan Batı tarzı kurumsallaşma çabalarının yanı sıra, Osmanlı eğitim sistemi de gözden geçirilmiş, yapısı, müfredatı batı medeniyetinden örnek alınarak elden geçirilmişti. Bu dönemde yeni rüştiyeler, idadiler ve Darü’l Fünun ( yüksek okullar) açılmış, fen bilimleri müfredata alınmıştı. Hâlbuki önceki sisteme göre okullarda fen bilimleriyle ilgili müfredat yok denecek kadar azdı. Batı kültürünü tanımak maksatlı Fransa ve İtalya’dan gelen tiyatro toplulukları Dolma bahçe sarayı’nda temsiller veriyordu.

Bu noktada 19. Yy ıslahatlarının zirve noktası olan Tanzimat fermanı, ilanından önceki ıslahatların bir neticesini sunan ve ilanından sonra yapılacak ıslahatların bir programını ortaya koyan bölge olması nedeni ile, Türkiye’nin modernleşme süreci içerisinde önemli bir konuma sahiptir ve Türk tarihsel gelişiminde önemini sürdürmektedir.

Batı kültürüyle de yetişen sanatçıların, Batı edebiyatının örnek alınarak meydana getirildiği Tanzimat Edebiyatı 1850 li yıllarda çeviri ve adapte eserlerin batı edebiyatından edebiyatımıza girmesiyle başlamıştır. Tanzimat Fermanının ilanıyla Batılılaşma devlet politikası haline gelmiş, devlet, kültür, sanat, edebiyat, siyaset, idari, mali, yönetim şekli askeri alanlarda yüzünü batıya çevirmişti. Batı medeniyetini tanımak maksatlı yurtdışına öğrenciler gönderiliyor, sefirler vasıtası ile batı medeniyeti tanınmaya çalışılıyor, sefirlerin önerileri doğrultusunda hareket ediliyordu.

Osmanlıda iletişim devletin idari ve bürokratik kararlarının hiyerarşik bir düzen içinde merkezden taşraya iletilmesi ihtiyacının bir sonucu olarak resmi bir özellik taşır. Fermanlar, kanunnameler, nizamnameler vb. Yazılar gerekli bürokratik yerlere “menzil ”sistemi ağı ile iletiliyordu. İletişim, koşucu, ulak, çapar, tatar isimleri verilen özel olarak yetiştirilmiş mesaj taşıyıcılar tarafından yapılırdı. Yollarda bu taşıyıcılar için at tutulurdu. Bu süreç II. Mahmut dönemine kadar devlet ile halk arasındaki iletişim, devletin halka duyuruları tellallarla halka iletilirdi. Bir de iletişimin resmi olmayan kısmı vardı.

Osmanlıda ilk gazete, 1796 da İstanbul'daki Fransızlara Fransa’daki yaşama dair bilgi vermek amacıyla “Gazette Française de Constantinople” adında 15 günde bir yayınlanan gazete çıkarılmıştır. Bunun akabinde bir kaç tane daha Fransız gazetesi çıkarılmış Fransız menfaatlerini gözeten bu gazetelerden bir kısmı kapatılmıştır. Bir kısmı da önemini yitirince kendiliğinden kapanmıştır. İlk Türk gazetesi, 11- Kasım- 1831 de Takvim-i Vakayı haftada bir defa yayınlanmak üzere resmi olarak kurulmuştur.

http://img03.blogcu.com/images/t/a/r/tarih64/img049_1239554596.jpg
Tanzimat Fermanı Okunuyor( Temsili resim)

Bu dönemde edebiyatımıza giren yeni türlerin içinde diğerlerine nazaran gazeteciliğin önemi büyüktür. Çünkü makale, fıkra, haber, röportaj, sohbet, mülakat, anı, gezi, şiir, inceleme vb. Pek çok türün gelişmesinde ve yaygınlaşmasında gazetenin payı büyüktür.

II. Mahmut'un bu gelişmelere paralel olarak 1831 de Takvim-i Vekayinin Osmanlıca ilk resmi gazete sıfatı ile çıkması tesadüf olamaz. 1830 yıllar II. Mahmut’un iktidarı merkezleştirmeyi amaçladığı bir dönemdir. Padişah, reformlarının gerçekleşmesinde siyasi basın gücünün farkındadır. Yurt içinde kamuoyu oluşturmayı hedeflediği kadar imparatorluktaki reform ve değişiklilkleri batı dünyasına duyurma arzusu içinde Arapça, Ermenice, Farsça, Fransızca ve Rumca baskılarıda yayımlanmıştır. Ayrıca Mısır 'da Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın teşebbüsü ile 1831 de Takvim-i Mısriyye yayımlanmıştır.

Ceride-İ Havadis, Türk basın tarihinin ilk özel Türkçe gazetesi olarak kabul edilir ancak devletten yardım alması yarı resmi bir yapı doğurmuştur. William Churchill adında bir ingiliz tarafından 1840 yılında çıkarılmaya başlanmıştır. Sadece haber içerikli olan gazete ilk yayınlandığı günlerde hiç ilgi görmemiş, ilk üç sayı bedava dağıtılmıştır. Gazete haftalık olarak çıkarılmaya başlanmış ardından on günde bir çıkarılması kararlaştırılmıştır.

1860′ta, Şinasi’nin Agâh Efendi ile birlikte Tercüman-ı Ahval gazetesini çıkarmalarıyla başlamış, 1895′e kadar sürmüştür. Tercüman-ı Ahval, İstanbul'da 1860–1866 arasında yayımlanan ilk özel Türkçe gazetedir. Bu gazete hem gazetecilik hem de edebiyat yönünden tam bir dönüm noktası olmuştur. Bir övgü gazetesi değil, düşünceve tartışma gazetesi olmuş, fertlerin düşünce ve kanatlarını açığa vurulmasına katkı sağlamış, imtiyazlı baş yazı geleneği ilk bu gazetede başlamış, tefrika ve tartışmalar, haberi ön plana çıkaran araştırmalar, eğitim sisteminin aksaklıkları ve siyasi eleştiri örnekleri yine ilk bu gazetede yer almıştır 22 Ekim 1860'ta Agah Efendi tarafından çıkarıldı. Önceleri pazar günleri çıkan gazete 22 Nisan 1861'deki 25. sayısıyla birlikte haftada üç gün yayımlanmaya başladı. Gazete zamanla Ceride-i Havadis gazetesiyle rekabet edebilmek için yayınını beş güne çıkardı. Bahçekapı'da bir matbaada basılan gazete, matbaanın altındaki bir tütüncü dükkânından satılıyordu. O güne kadar Fars ve Arap kültürlerinden etkilenerek kendi dokusunu kaybetmeden bir Türk-İslam kültürü oluşturan Türk toplumu, yeni bir kültür ile (Batı kültür ve medeniyeti) yüz yüze gelmiş ve Batıya hayran sanatçıların ve bazı devlet adamlarının etkisiyle yaşamdan müziğe, politikadan anayasal düzene yeniliklerle tanışmaya başlamıştır.

http://www.mihr.com/webs/osm/padisahlar/31/s.abdulmecid.jpg
sultan Abdülmecit ( Tanzimat Fermanı )

Tanzimat edebiyatı, sanatçıların sanatı algılayışına ve işledikleri konuya göre iki döneme ayrılmıştır. Tanzimat edebiyatının I. döneminde Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa, Ahmet Mithat Efendi, Şemsettin Sami, Ahmet Vefik Paşa; II. döneminde Samipaşâzade Sezai, Nabizâde Nâzım, Abdülhak Hamit Tarhan, Recaizâde Mahmut Ekrem, Muallim Naci gibi isimler eser vermiştir.

Tanzimat edebiyatı sanatçıları, Divan edebiyatında bulunan şiir, tarih, mektup gibi edebiyat türlerini Batı anlayışına göre yerleştirmişlerdir. Divan edebiyatında hiç bulunmayan makale, tiyatro, roman, hikâye, anı, eleştiri gibi yeni yazınsal türler getirilmiştir.

Tanzimat edebiyatının birinci dönem sanatçıları (Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Mithat Efendi, Şemsettin Sami) “toplum için sanat” anlayışıyla; ikinci dönem sanatçıları (Recaizâde Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit Tarhan, Sami Paşazade Sezai, Nabizâde Nâzım) “sanat için sanat” anlayışı ile eser vermişlerdir.

Montesquieu, Rousseau, Voltaire, vb. Fransız devrimci yazarlarının etkisiyle vatan, millet, hürriyet, hak, adalet, kanun, meşrutiyet gibi kavramlar işlenmiştir.

Tanzimatçıların bazıları klasisizm (Şinasi, Ahmet Vefik Paşa), bazıları romantizm (Ahmet Mithat Efendi, Namık Kemal, Abdülhak Hamit Tarhan), bazıları realizm (Recaizâde Mahmut Ekrem, Sami Paşazade Sezai, Nabizâde Nâzım), bazıları da natüralizm (Ahmet Mithat Efendi, Nabizâde Nazım) akımlarının etkisi altında eserler vermişlerdir.

Birinci dönem sanatçıları, dilin sadeleşmesi için çalışmışlar, ikinci dönem sanatçıları ise bu amaçtan uzaklaşmışlardır.

ŞİİRDE GÖRÜLEN YENİLİKLER

Şiirin konusu genişletilmiş, günlük hayatla ilgili her türlü olay, duygu ve düşünce şiire konu edilmiştir. Dönemin başında Divan edebiyatı nazım biçimlerinin dışına pek çıkılmamış, yeni düşünceler eski biçimler içinde söylenmiştir. (Ziya Paşa, Namık Kemal) Daha sonraları yeni biçimler kullanılmaya başlanmıştır. (Recaizâde Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit Tarhan)Bun rağmen eski şiir biçimlerini kullanırken onların standart bölümlerini kullanmamışlardır. Örneğin kaside yazan bir Tanzimat şairi kasidelerde olması gereken mehdiye fahriye dua tegazzül gibi bölümler de olsun gibi çabalar içine girmemişlerdir.

* Divan şiirindeki “parça güzelliği” terk edilmiş, “bütün güzelliğine önem verilmiştir. Her şiirde başka bir konu işlenilmeye çalışılmış” nazım türlerinde sabit konular ve şekil anlayışı olmalıdır” düşüncesini yıkmışlardır. Her beyiti diğerinden anlamca kopuk olarak yazan divan şiir anlayışını yıkarak şiirin tümünde aynı konuyu işlemeye, her beyiti şiirdeki tek konuyu izah edecek şekilde oluşturmaya özen göstermişlerdir.

* Divan şairlerinin kalıp benzetme, mazmun terkip ve tamlamalarını ( selv i kamet, okka dehen, gül i rana gibi) kullanmamaya özen göstererek özgün benzetmeler, hayaller, konular, yeni terkipler, tamlamalar kurmuşlardır. Zaten farklı konular işledikleri için onların alışılmış ve kalıp konularını asla işlememişlerdir. Kullansalar dahi bu tip motifleri bir süs gibi kullanmışlardır.

http://i.radikal.com.tr/644x385/2009/08/01/fft5_mf220468.Jpeg
Abülaziz( Islahat) Abdülmecit( Tanzimat fermanları okundu)

* Divan şiirinin nazım şekilleri yerine yeni şekiller üretip, batı şiirinden nazım şekilleri taşımak kaygısı güderek divan şiirini değiştirmeye kalkışmamışlardır. Zaten batı şiirinden çok daha gelişmiş olan divan şiirini ortadan kaldırmaktan ziyade şiirimize batı anlayışını yerleştirmeye çabalamışlardır. Bunun için de hem divan şiirinin olanaklarından yararlanırken içerik, sanat, dil, konu, amaç, yaklaşım, düşünce ve bakış açıları yönünden şiirde ve şairanelikte yeni bir tutum değişikliği oluşturmak amacıyla hareket etmişlerdir. Şiirde şekilden çok içerik, tutum, amaç, sanat, düşünce ve bakış açısı yönünden gelişme fikrinde olmuşlardır. Şiiri de halk yaranına yazarken eski alışkanlıkları ve aldıkları eğitim gereği dillerini halkın anlayabileceği sadeliğe ulaştırmanın yolunu bulamamışlardır.

* Divan edebiyatına tümden karşı çıkılmış ve bu edebiyat ağır bir dille eleştirilmiş; ama Divan şiiri nazım şekillerinden yararlanılmıştır.

* Şiirde genel olarak aruz vezni kullanılmakla birlikte, Türklerin ulusal vezninin hece vezni olduğu görüşü ortaya atılmış, aruz veznine karşı hece vezni savunulmuş; fakat bu uygulanmamış, birkaç denemeden ileriye gidilememiştir.

NESİRDE GÖRÜLEN GELİŞMELER

* Tanzimat edebiyatında nesirde önemli yenilikler yapılmıştır. Nesir, söz hüneri göstermek için değil, birtakım düşünceleri halka yaymak için kullanılmış, nesirdeki “seci”ler atılmış, doldurma sözlere yer verilmemiş, düşünceler nispeten kısa cümlelerle anlatılmaya çalışılmış, halkın anlayacağı bir dil kullanılmıştır. Makale, tiyatro, anı, kısmen de roman türlerinde bu yalın dille eserler verilmiştir.

* Divan şiirinde nesir dini yazılar, sosyal bilimlere ait yazılar, gezi yazıları vb şeklindeydi. Batı edebiyatı tarzında fikir ve olay yazıları türünden yazı türü ya hiç bulunmuyor veya manzum şekilde yazılıyordu. Roman veya hikâye benzeri anlatılar mesnevi tarzında ve manzum olarak yazılıyor genellikle de aynı konular hatta hikâyeler yüzlerce şair tarafından yineleniyordu. O yüzden edebiyatımızda birçok halk hikâyesi değişik şairler tarafından yüzlerce kere yazılmıştır. Örneğin değişik şairler tarafından yazılan yüzlerce Leyla ile Mecnun hikâyesi vardır.

* Divan şairleri özgün konular, özgün olaylar, kahramanlar , ( roman ve hikâyelerdeki gibi) oluşturma peşinde değillerdi. Amaç özgün bir mesnevi yazmak değil bilinen hikâyeyi öncekilerden daha güzel yazabilmek amacıyla yazıyorlardı.

* Halk edebiyatımızdaki destan ve halk hikâyeleri oluşturma ve anlatma geleneği, çağdaş roman ve hikâyecilikten teknik, içerik ve metot bakımlarından farklı olduğu gibi yazın ürünleri şeklinde değil anlatı türleriydi. Oluşturanları belli olmadığı gibi canlı olarak anlatıldıklarından konuşma ve canlı anlatma tekniklerine sahipti.

Bu sebepten Tanzimat nesircileri ilk roman, hikâye ve tiyatro eserlerini anlatırken meddah ve halk hikâyecilerinin anlatım tekniklerini taklit etmek zorunda kaldılar. Çünkü yazılı eserlerden örnek alabilecek yazınsal bir tür yoktu. Bu durum göz önüne alındığında anlatım tekniklerinin, üslup, anlatı türlerinin de Tanzimatçılarla birlikte edebiyatımızda ilk kez şekillenmeye başladığı kabul edilmelidir.

* Şiire nazaran nesir alanında Tanzimatçılar ilk örnekleri verme şerefine de nail olduklarından çok daha radikal değişiklikler meydana getirdiler. Özellikle divan edebiyatımızda benzeri dahi olmayan, makale, fıkra, sohbet, edebi eleştiri, roman gibi fikir yazılarının da edebiyatımıza girmesini sağladılar.

* Yazıların planlanması, batı edebiyatında görülen sanat akımlarının edebiyatımıza yansımasını edebi eserlerin toplum yararına olması gerektiği düşüncesinin gelişmesini sağladılar. Toplumdaki zihniyet değişmesini yaygınlaştırmakla kalmayıp okuma alışkanlığının oluşmasında bu tip nesir eserlerinin katkısı göz ardı edilemez.

* Noktalama işaretleri ilk kez bu dönemde kullanılmaya başlanmıştır.

* Hikâye, roman, tiyatro gibi türlerde kölelik - cariyelik, yanlış Batılılaşma, görücü usulü evlilik, aşk ve aile gibi sosyal konular işleyerek halkı taassuptan, batıl itikatlardan, zararlı adet ve törelerden kurtarmaya gayret ettiler.

* Teknik bakımdan oldukça zayıf olan romanlarda yer yer olayların akışı kesilerek okuyucuya bilgiler verilmiştir.

* Roman ve hikâyelerde mekân ve kişi olarak saray çevresinden çıkılarak köşk, konak, yalı, mahalle ve sokağa inilmiş ve buralarda geçen olaylar işlenmiştir. Genel olarak Tanzimat dönemi romanlarında İstanbul’da geçen olaylar anlatılmıştır.

* Gazete, hem edebiyatın şekillenmesinde hem de bu dönemin sanatçılarının Batı etkisindeki yeni görüşlerini halka ulaştırmada bir araç olarak kullanılmıştır.

* Bu dönemde gazetelerde düşünce yazılarıyla birlikte roman, şiir, hikâye gibi yazınsal ürünler de yayınlanmıştır.

* Dil alanında özellikle Şemsettin Sami tarafından önemli çalışmalar yapılmıştır.

* Roman, edebiyatımıza önce çeviri yoluyla girmiş, daha sonra yerli romanlar yazılmıştır.

* Tiyatro, toplumu hem eğlendirmede hem de eğitmede bir araç olarak görülmüştür.

* Geleneksel orta oyununun özelliklerini taşıyan eserlerin yanında zamanla Batılı anlamda sahne tekniğine uygun tiyatro eserleri yazılmıştır.

İlgili Sayfalar

Edebiyat, Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.
 
  BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com


Yorumlar