İnternet Tarayıcınızın Javascript Desteği Kapalıdır.
 Edebiyat ve Sanat Akademisi websitesini aktif bir şekilde kullanmak için JavaScript tarayıcınızda etkinleştirilmelidir. Tarayıcınızı kullanarak Edebiyat ve Sanat Akademisine erişim sağlarken zorluk ile karşılaşırsanız, JavaScript'in açık olup olmadığını kontrol edin.

Aşağıdaki Konu başlıkları MAC ve WİNDOWS işletimleri üzerinde çalışan EXPLORER, FİREFOX, SAFARİ ve OPERA internet tarayıcıları üzerinde JavaScript etkinleştirmesinin nasıl yapılacağı anlatılmıştır.

WİNDOWS LOGO
WINDOWS İŞETİM SİSTEMİ ÜZERİNDE;
MAC LOGO
MAC İŞETİM SİSTEMİ ÜZERİNDE;

Windows'taki Internet Explorer'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. tarayıcınızda Araçlar 'ı ve ardından Internet Seçenekleri 'ni tıklatın.
  2. Internet Seçenekleri iletişim kutusunda Güvenlik sekmesini tıklatın.
  3. Özel Düzey 'i tıklatın.
  4. Güvenlik Ayarları iletişim kutusunda Komut altında Etkin komut kısmında Etkinleştir 'i tıklatın.
  5. Tamam 'ı tıklatın
  6. Onay iletişim kutusunda Evet 'i tıklatın.
  7. Ayarlarınızı kaydetmek için Tamam 'ı tıklatın.
Windows'taki Mozilla Firefox'ta JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızda Araçlar 'ı ve ardından Seçenekler 'i tıklatın.
  2. Seçenekler iletişim kutusunda, İçerik 'i tıklatın.
  3. JavaScript'i Etkinleştir seçeneğini işaretleyin ve ardından Tamam 'ı tıklatın.
Mac'teki Mozilla Firefox'ta JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızda, Ayarlar 'ı tıklatın.
  2. Görüntülenen iletişim kutusunda İçerik 'i tıklatın.
  3. Görüntülenen iletişim kutusunda Güvenlik 'i tıklatın.
  4. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin ve ardından pencereyi kapatın.
Windows'taki Google Chrome'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızı açın ve ardından sağ üst köşede görünen ayarlar simgesine tıklayın.
  2. Açılan menüde, Ayarlar 'ı tıklatın.
  3. Ayarlar sayfasında, Gelişmiş ayarları göster 'i tıklatın.
  4. Gizlilik bölümünde İçerik ayarları'nı tıklayın.
  5. JavaScript bölümünde Tüm sitelerin JavaScript çalıştırmasına izin ver'i seçin.
  6. Tamam 'ı tıklatın.
Mac'teki Google Chrome'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Mac menü çubuğunda, Chrome 'u ve ardından Tercihler 'i tıklatın.
  2. Ayarlar sayfasında, Gelişmiş ayarları göster 'i tıklatın.
  3. Gizlilik bölümü altında İçerik ayarları 'nı tıklatın.
  4. JavaScript bölümünde Tüm sitelerde JavaScript çalışmasına izin ver 'i tıklatın.
  5. Bitti 'yi tıklatın.
  6. Ayarlar sayfasını kapatın.
Windows'taki Apple Safari'de JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızda, sağ tarafta görünen ayarlar resmi simgesini tıklatın.
  2. Tercihler 'i seçin.
  3. Genel iletişim kutusunda Güvenlik 'i tıklatın.
    İletişim kutusu adı Güvenlik olarak değişir.
  4. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin.
Mac'teki Apple Safari'de JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Mac menü çubuğunda, Safari 'yi ve ardından Tercihler 'i tıklatın.
  2. Görüntülenen iletişim kutusunda Güvenlik 'i tıklatın.
  3. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin ve ardından pencereyi kapatın.
Windows'taki Opera'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızı açın.
  2. Menü > Ayarlar > Tercihler 'i açın.
  3. Tercihler iletişim kutusunda, Gelişmiş kutusunu tıklatın.
  4. İçerik 'i tıklatın.
  5. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin
  6. Tamam 'ı tıklatın.
Mac'teki Opera'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Mac menü çubuğunda, Opera 'yı ve ardından Tercihler 'i tıklatın.
  2. Tercihler iletişim kutusunda, Gelişmiş kutusunu tıklatın.
  3. İçerik 'i tıklatın.
  4. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin.
  5. Tamam 'ı tıklatın.
Ziyaretci İstatistik
Online: 56 Günlük: 1315 Toplam: 2286747
Reklam Alanı
Recaizade Mahmut Ekrem Hayatı Şiirleri Eserleri


RECAİZDE EKREM : HAYATI


http://images.gittigidiyor.com/251/Cok-Bilen-Cok-Yanilir-Recaizade-Mahmut-Ekrem__2513422_0.jpg


RECAİZDE EKREM : HAYATI

 

19. yy Osmanlı Edebiyatı'nın önde gelen isimlerinden olan Recaizade Mahmut Ekrem, 1 Mart 1847'de İstanbul'da, babasına ait Vaniköy’deki “Recai Efendi Yalısı”nda dünyaya gelir. Babası Takvimhane Nazırı Recai Efendi'dir.[1] Babası  Recai Efendi devrin tanınmış bilim ve sanat adamlarından birisidir. Recai-zadeler, Balıkesir’in Kepsut nahiyesinden gelme bir ailedir. Ekrem’in dördüncü göbekten dedesi olan yeniçeri ağası Selim Ağa, İstanbul’a yerleşmiş; onun oğlu Mehmet Tahir Efendi, Galata kadısı olmuş; Tahir Efendi genç yaşta ölünce oğlu Ahmet Nurettin, dokuz yaşında yetim kalmış; bu çocuk, yakınlarının yardımı ile okumuş, “ser-halifelik”e kadar yükselmiştir. Ekrem’in babası Mehmet Şakir (Recai ) Efendi ise Ahmet Nurettin’in dört oğlundan biridir.[2][3]

Recaizade Mahmut Ekrem’in çocukluk yılları Üsküdar’dan boğaza bakan Üsküdar Vaniköy Caddesi üzerindeki bu manzaralı bu yalıda ve geçecek amcasının kızı Ayşe Güzide Hanım ile burada evlenecekti.[4] Babasının ölümünden sonra da bu yalıda kalmayı sürdüren çocukluk ve gençlik yıllarını da bu yalıda geçiren Recaizade Mahmut Ekrem, Çubuklu’daki Hıdiv Abbas Hilmi Paşa ile haberleşiyor diye Sultan II. Abdülhamid’e jurnallenecek, bunun üzerine Vaniköy’deki yalıyı satıp Cihangir’e taşınmak ve orada bir başka yalı satın alarak oturmak zorunda kalacaktı.

Yazar, genç yaşta babasından Arapça, Farsça ve Süryanice öğrenmiş eski tedrisata göre iyi bir eğitim verilmek istenmişti. Babası onu ilk önce Bayezit Rüştiyesine sonra da  Mekteb-i İrfaniye’ye gönderir. 1858 yılında ilköğretimini tamamladıktan sonra bir yandan okullara giderek ders alırken diğer yandan özel hocalardan da dersler alarak eğitimini sürdürmeye devam eder.

Makteb-i İrfan'ı bitirdikten sonra girdiği Harbiye İdadisi'ne gönderilen Mahmut Ekrem bu okulda iken fen bilimlerine karşı daha bir eğilim duymuş sonradan edebiyata da merak sararak ufak tefek yazı denemelerine girmiştir.[5]  Fakat bedenen zayıf bir delikanlıdır. Üstelik askeri okul hiç de onun mizacına uygun bir yer değildir. Bu yüzden askeri okuldan da sıkılınca Harbiye İdadisi'ni tamamlayamadan bu okuldan ayrılır.

Fakat öğrenimini yarıda kesmesine rağmen babası onu  1862 yılında Hariciye Nezareti Mektubi Kalemi'nde memur olarak yerleştirir. Buradaki görevi esnasında hem Fransızca öğrenmeye başladı hem de Tanzimat edebiyatının ve devrin diğer önemli isimleri olan Namık Kemal, Leskofçalı Galip, Hersekli Ahmet Hikmet ve Ayetıullah gibi şair ve yazarlarla tanışarak dostluk kurmak fırsatını bulmuştur.[6] Tanıdığı be edebi şahsiyetler sayesinde edebiyata olan ilgisini pekiştirdiği gibi edebi anlamda ilgisini sıcak tutmaya başlamıştı. Bu sayede de dostu Namık Kemal’in gazetesi Tasvir-i Efkâr başta olmak üzere çeşitli gazete ve dergilerde yayımlamaya başladı. Yayınlanan ilk eserleri eski edebiyata taraftar ve o yolda verilmiş eserler özelliği taşıyordu.[7]

.

Bu ilişkileri sonucu Edebiyatla genç yaşta ilgilenmeye başlayan Recaizade Mahmut Ekrem'in ilk yazıları NAMIK KEMAL'in yönetimindeki Tasvir-i Efkâr gazetesinde yayınlandı. NAMIK KEMAL ile tanışmasının etkisiyle onun edebiyatından etkilendi ve "Encümen-i Şuara"ya katıldı. Böylece eski edebiyata taraftar olan görüşleri de değişmeye başlamıştı.  NAMIK KEMALl’in Paris’e gitmesinden sonra ise gazete onun yönetiminde kalacaktı. Hariciye Mektubi Kalemi’nde dostu olduğu ve Tasvir-i Efkâr gazetesinin sorumlusu olan Namık Kemal’in 1867’de Paris’e gitmesinden[8] sonra, gazetenin sorumluluğunu üstlenmişti. Tasvir-i Efkâr’ın sorumlusu olması ile de onun hayatında yepyeni bir pencere ve fırsat açılmış oldu.

1868'de Şura-ı Devlet Muavini oldu. Memuriyet yıllarında sürekli olarak Fransızcasını ilerletmeye çalışıyordu. İlerlettiği Fransızcasıyla Fransız edebiyatını yakından izleyecek hale gelmiş Fransızca eserleri Fransızca olarak okumaya başlamıştır.  Bu yıllarda amcası Arif Efendi’nin kızı Güzide Hanım ile evlenir. Evliliğini ikinci yılında ilk çocuğu Piraye doğarken ölmüştür.[9]

1869 yılında Nafia Daireleri Başmuavinliği'ne atanmıştır [10]Bu yıllarda Fransız tiyatro eserlerine ilgi duymaya başlamıştı. 1870 lerden sonra kendini tamamen yazmaya vermiş batı edebiyatından çeviriler yapmaya başlamıştı.1870’te Afife Anjelik adlı oyununu yayımladı. 1871’de de ise eskiden beri yazmış olduğu eski edebiyat anlayışını sürdüren şiirlerini ve düzyazı parçalarını Nağme-i Seher (sabah ezgisi) adılı eserinde bir araya getirerek kitaplaştırmıştır. İşte bu seneler aynı zamanda edebi zamanda en verimli olduğu yıllardır. Chateaubriand’dan çevirdiği Atala (1872) adlı çviri romanını yayımlar. 1872. Atala’yı yayınladıktan sonra gençlik yıllarını dile getiren Yadigâr-ı Şebab (1873) adlı uzun manzumesini bu günlerde yayımlamıştır. 1873 yılında Atala’yı oyunlaştırır bir yıl sonra da Silvio Pellico’dan çevirdiği Mes Prisons ile Vuslat yahut Süreksiz Sevinç adlı telif tiyatrosunu bastırır. 1874'te Tanzimat Dairesinde görevlendirilir.[11]

 “Bu arada şair, kısa bir rahatsızlık dönemi geçirir. Doktorlar onda verem başlangıcı tespit ederler. Bunun üzerine Ekrem, bir yıl için Viyana yakınlarındaki Kalton Layt Kebin’e gider (1876).”[12] Dönüşünde Mektebi Mülkiye’de de dersler vermeye başlar.

1877 yılında Şurayı Devlet Tanzimat Dairesinde görev alır. Bir yandan da Mekteb-i Mülikiye’de öğretmenlik görevine başlar.1878. Bu okuldaki öğretmenliği ona edebiyata hocalığı payesini ve Talim-i Edebiyat adlı ders notlarının bir kitap halinde basılmasını sağlamıştır. Talim-i Edebiyat adlı eseri onun edebiyatçılık ününe ün katacak ve onu edebiyatçı olarak iyice tanıtmış olacaktır. Bu eseri yayımlandıktan sonra Üstad olarak anılmaya başlar.[13]

Mülikiye mektebindeki öğretmenliği esnasında daha sonra Servet-i Funun Dergisinin sahibi olacak olan Ahmet İhsan’ın da öğretmeni olmuştu. Mülkiye mektebinden sonra Galatasaray lisesinde edebiyat derslerine girmeye başlamıştı. Bu lisede iken daha sonra Servet-i Funun topluluğunu oluşturacak olan aralarında Tevfik Fikret’in de bulunduğu birçok tanınmış simanın öğretmeni olmuştu. Bu yıllarda yalısına yeni edebiyata meraklı olan gençleri davet ediyor, onlarla edebiyat sohbetleri yapıyordu. Bu sohbetlere pek çok genç şair ve yazar katılıyordu. Yapılan bu sohbetlere katılan genç nesillere düşüncelerini aktarıyor yeni edebiyata mahsus fikirlerini onlarla paylaşıyordu. Onun yalısı bir anlamda bir edebiyat okulu haline gelmişti. Nitekim bu sohbetlerde yetişen genç nesil onun izinden gidecek edebiyata önemli bir hamle oluşturacak olan Servet-i Funun topluğu işte bu sohbetlerden doğmuş olacaktı.

Bu yıllarda arka arkaya Zemzeme (1883-1884-1885) Takdir-i Elhan ve Tefekkür (1886) adlı eserleri yayımladı; 1886 da çevirilerini Naçiz’ adlı eserinde bir araya getirmişti. Fakat. Talim-i Edebiyat ile Takdir-i Elhan’ın yayımlanması büyük yankı uyandırmış; eski Edebiyat geleneğini sürdürenler Talim-i Edebiyat’a, yeni edebiyata taraftar olanlar ve Muallim Naci ise Takdir-i Elhan’a ağır eleştirilerde bulunmaya başlamıştı. Bu arada meşhur “ abes Muktebes “ hadisesi de meydana gelmişti. Pek çok kişinin onun üzerine çullanması, süre giden tartışmalar Ekrem’i oldukça yıpratmıştı. Üstelik doğan çocukları hemen akabinde ölüyordu. İkinci çocuğu da hastaydı ve iyileşemiyordu. 1883 yılında üçüncü çocuğu Nijad Ekrem dünyaya gelmiş, bir nebze huzur bulacağı bir sevinç yaşamıştı. Buna rağmen edebiyat çevrelerindeki sıkıntıları sürüyor, Abdülhamit’in dahi müdahalesine rağmen üzerindeki baskılar devam ediyordu. Eski edebiyat taraftarları ona karşı bitip tükenmeyen saldırılarını devam ettiriyordu.

 

Fakat edebiyat çevrelerindeki huzuru hiç de yerinde değildi. 1888 de yayımlanan Saime adlı hikâyesi dahi sansürlenmiş baskısı durdurulmuştu. İyice bunalmış olan Recaizade Ekrem, İstanbul’dan dahi göçmeyi göze almıştı. [14]

Tam bu sıralarda Trablusgarp’a görevli olarak gönderilmek istenmesi sanki bir fırsat olmuştu. Bulaşıcı bir hastalığı incelemeye gidecek olan komisyona başkan seçilerek Trablusgarp’a gitti. Oradan Malta’ya geçerek Avrupa’ya kaçmaya niyetlenmiş fakat bunu başaramayıp döndüğü İstanbul’da Büyükada’ya hava değişimine yollanmıştı. Büyükada’da iki yıl kalacak edebiyatla ilgili çalışmalarını sessizce sürdürecekti.

Bu yıllar arasında Namık Kemal ölmüş, Hamit ise İngiltere’ye çekilmiş, eski edebiyat taraftarlarına karşı neredeyse yapayalnız kalmıştı. Edebiyatla uğraşmayacağına dair saraya da söz vermişti. Çünkü Abes muktebes meselesine sinirlenen Abdülhamit, tartışmaların kesilmesi için bizzat müdahale etmek zorunda bile kalmıştı. Böylece bu savaştan Muallim Naci galip çıkmış gibi gözüküyordu.

Çalışmalarını sessizce sürdürmeye devam eden Ekrem, Şemsa adlı eserini Selanik’te çıkan Asır gazetesinde yayımlamış ardından kitap olarak bastırmıştı.  Servet-i Funun dergisinin sahibi Ahmet İhsan onun Mülkiye mektebinden öğrencisiydi. Eski edebiyat taraftarlarına karşı sessiz ve derinden bir hamle yaparak Ahmet İhsan ile Tevfik Fikret’i tanıştırdı. Öğrencisi ve yeni edebiyat taraftarı olan Tevfik Fikret’in Servet-i Funun dergisinin editörlüğüne geçmesini sağladı. [15] O güne kadar fen bilimleri konusunda yayın yapan Servet-i Fünun, Fikret’in yazı işleri müdürlüğüne getirilmesi ile edebiyat alanına kayarak yeni edebiyata taraftar olan gençleri bir araya toplayan bir yayın organı haline geldi. [16] Bu gençlerin pek çoğu Ekrem’in yalısında edebiyat toplantılarına katılan genç ve eğitimli ediplerden müteşekkildi. CENAP ŞAHABETTİN,Halit Ziya , Hüseyin Suat , Hüseyin Siret , Celâl Sahir , gibi gençlerden oluşan yayın kadrosu ile eski edebiyat taraftarlarına karşı bir cephe oluşmuş oldu. Üstelik bu cephenin Ekrem tarafından kurulmuş olduğu bu dergide yayımlanan, Ekrem’in “Araba Sevdası yahut Bihruz Bey’in Âşıklığı “ adlı romanı ile belli oldu.

Servet-i Funun dergisinin yayına başlaması İlk raundu Ekrem’i canından bezdirerek alan Muallim Naci önderliğindeki eski edebiyat taraftarlarının kesin yenilgisi ile sonuçlanacaktı. Bu sessiz ve derin darbesinden sonra oğlu Nijat Ekrem ölmüştü. Üstelik büyük çabasına rağmen Servet-i Funun topluluğu beşinci yılın sonunda dağılmaya başlamıştı. 1901 yılından sonra Vaniköy’deki yalısını sattıktan sonra aldığı Büyükdere’deki evine çekildi. Bir çeşit inziva hayatı yaşamaya başlamıştı.   1907’de Arnavut Ferit Paşa’dan emekliliğini istedi ama kabul edilmemişti. [17]

1908'de II. Meşrutiyet sonrası kurulan Kamil Paşa hükümeti ile “Evkaf Nazırlığı”na getirilmek sitense de bu görevi kabul etmek istemedi. Daha sonra kurulan ikinci hükümette ona “Maarif Nazırlığı” verildi 22 Kasım 1908. Onda da isteksiz görününce “Ayan a.zalığı” (Senato üyeliği)’na seçildi ve ölünceye kadar da bu görevde kaldı.[18]

Recaizade Mahmut Ekrem, 31 Ocak 1914'te Meclis-i Ayan üyeliği devam etmekte iken hayata veda etti. Ölümü nedeniyle okullar tatil edildi ve büyük bir cenaze töreni hazırlandı. Ölümünden çok etkilendiği oğlu Nejad'ın Küçüksu'daki mezarının yanına defnedildi.

 


EDEBİ KİŞİLİĞİ

İlk şiirlerini divan şiirine bağlı eski edebiyatın yolunda giden bir çizgi içinde yazıyordu. Bu tarz şiirlerini Nağme-i Seher (sabah ezgisi) adılı eserinde yayımladı. Namık Kemal ile tanıştıktan sonra şiirlerinde muhteva açısından değişiklikler meydana gelmeye başladı. Daha sonra şiirlerinde hem muhteva hem de şekil açısından değişiklikler meydana gelmeye başlamıştı.

Recaizade Mahmut Ekrem'i en çok etkileyen olaylar şiirlerine de yansımış bu olaylardan birisi de oğlunu da genç yaşta kaybetmesi olmuştu. Oğullarını kaybetmesi onun şiirlerine de yansımış, şiirlerinde hem bu konuları işlemesine hem de karamsar, üzgün, halinden şikayet eden bir ruh hali içine girmesine sebep olmuştu. Bu yüzden evlendikten sonraki şiirlerinde ferdi konular baskın temalar olarak karşımıza çıkmaktadır.  Sanat için sanat" görüşünü savunan yazar, Sanatta güzellik ilkesine bağlı kalmış, şiirlerinde genellikle aşk, ölüm, ızdırap gibi ferdi temalar olarak işlenmiştir.

Recaizade Mahmut Ekrem edebiyatın amacını güzellik olarak görmüş, şiirin ölçüsüz ve kafiyesiz olamayacağını savunmuştur. Ölçüsüz ve kafiyesiz şiirlere şiir denemeyeceğini bunların ancak mensure olarak kabul edilebileceğini savunmuştur. Şiir hakkındaki görüşlerini Zemzeme, Takdiri Elhan, Takrizat, Pejmurde gibi yazılarında dile getirmiştir. Mensure terimini edebiyatımızda ilk kez dile getiren Recaizade Mahmut Ekrem aynı zamanda edebiyatımızın ilk mensure örneklerini veren şair olarak da bilinmektedir.[19] Aynı zamanda edebiaytımzıda ilk hikâye tarzı şiir denemelerini de yapan kişidir.

On göre şiirde konu, şekil, fikir güzelliği bir arada olmalıdır. Kafiye konusunda derin tartışmalara giren hatta bu yüzden sinirleri bile bozulan Recaizade Mahmut Ekrem’e göre kafiye kulağa hitap etmelidir. Bazı şiirlerinde hece ölçüsünü kullanmış ama ahenksiz bulduğu için daha çok aruzla yazmış buna rağmen şiirlerinde çeşitli şekiller deneyerek divan şairlerinden farklı şiir şekilleri ve kafiye düzenleri denemiştir.

Ekrem’in şiirleri eski şiirden hareketle yeni şiire kavuşma arayışlarını ifade eden dil şekil ve konu arayışları içindedir. Dil olarak eskiye bağlı kalmakla birlikte eski edebiyatın manzumlarını benzetmelerini terkip ve tamlamalarını kullanmamış yeni ve çağdaş bir şiir düşüncesi oluşturmak istemiştir. Divan şairlerinin kalıp özelliklerini kullanmadığı gibi, muhtevasına da değinmemiş, Şiilerinde yeni söylemler, buluşlar, deyişler, düşünceler üretmiştir. Klasik şiirin kaynaklarına ve mevzularına değinmeden klasik divan şiirinin nazım biçimlerine de yer vermeden yeni şekiller ve biçimler üzerinde duran şiirler yazmıştır.  Şiirlerinde yeni aruz kalıpları kullanmış şiirlerinde eski şiire sadece aruz ölçüsü açısından bağlı kalmıştır. Bu bakımdan Ekrem Hamit ile birlikte şiirimize yeni bir soluk öneren şiirler yazmıştır.

  II. Kuşağın diğer Tanzimatçıları gibi sosyal ve siyasi konulara pek girmemiş, İstibdat idaresinin katı tutumu ve sansürcü baskıları nedeniyle suya sabuna dokunmayan konularda yazmıştır.  İlk Kuşak Tanzimatçılar gibi mücadeleci ve savaşçı ruha sahip olmayan Ekrem ve Hamit önderliğindeki II. Kuşak Tanzimatçılar genellikle ferdi aşk, ızdırap, ölüm, gibi konular işlemişler ve kişisel sorunlarını dile getiren eserler vermek zorunda kalmışlardı. Buna rağmen Ekrem’in oyun ve romanlarında yanlış batılılaşma, dejenere olmuş eğitimsiz olduğu halde Frenkleşerek kendini gülünç durumlara düşüren insanların hali, eğitimsizlik ve cehalet sonucu ortaya çıkan dramlar, gibi sosyal sorunlara da değinilmiştir.

Çevrirler de yapan Ekrem. Muallim Naciile olan fikir ayrılıkları neticesinde  Edebiyat-ı Cedide'nin kurulmasına zemin hazırlamış, başta TEVFİK FİKRET olmak üzere bir takım Edebiyatçıları çevresine toplamış, Servet-i Funun Topluluğunun kurulmasında aktif rol oynamıştır.Tanzimat ve Batı edebiyatı düşüncesinin yeni kuşağa aktarılmasında etkili olan "Araba Sevdası" Türk Edebiyatı'nda Realizm (gerçekçilik) akımının ilk örneklerinden biridir. Bu romanında parasını eğlence ve lüks hayata harcayanlar sert bir dille eleştirilmiş, kendi olamadan Frenkleşmeye çalışanları alaya almıştı.

 

ESERLERİ

ARABA SEVDASI: Recaizade Mahmut Ekrem; roman; Türk edebiyatının ilk realist ( gerçek ) romanıdır; yazar bu romanda yanlış Batılaşma anlayışını mizahi öğelerle gözler önüne sermektedir; romanda geçen olaylar ve karakterler bütünüyle doğal ve yerlidir; roman, Batılaşmayı yanlış anlayan, kendi kültürüne yabancılaşmış bir genç olan Bihruz Bey’in yaşadıklarını anlatır; yazar yanlış Batılaşmayı anlatırken Bihruz Bey’in içine düştüğü Batı hayranlığına uğruna yapılan komiklikleri anlatır.

MUHSİN BEY: Recaizade Mahmut Ekrem; hikâye…

ŞEMSA: Recaizade Mahmut Ekrem; hikâye…

AFİFE ANJELİK: Recaizade Mahmut Ekrem; tiyatro; yazarın ilk tiyatro eserdir; yazar bu eserinde, daha çok devrin tiyatroya olan eğilimleri dolayısıyla yazarı tarafından bu yolda denenmiş bir eserdir;  eser, edebiyat tarihimizin öncü birikimleri arasında sayılmalıdır…

ATALA: Recaizade Mahmut Ekrem; oyun; yazar bu eserini, Fransız yazar Chateaubriand roman türündeki eserini Türkçeye çevirerek oyun haline getirmiştir…

ÇOK BİLEN ÇOK YANILIR: Recaizade Mahmut Ekrem; tiyatro; komedi türünde yazılmış bir eserdir; yazar bu eserinin konusunu Binbir Gündüz Hikâyeleri’nden almıştır; eserde, kendi kazdığı kuyuya yine kendisi düşen Maraş kadısı Azmi Efendi'nin serüvenini anlatır…

VUSLAT: Recaizade Mahmut Ekrem; tiyatro; yazarın bu eserinde, Namık Kemal’in eseri olan “Zavallı Çocuk “ adlı tiyatro eserinin etkisinde kaldığı görülür…

AH NEJAT: Recaizade Mahmut Ekrem; şiir; 15 yaşındayken veremden ölen oğlunun anısına kaleme aldığı şiiridir; elem ve hüznün ağır bastığı bir şiirdir…

NAĞME-İ SEHER: Recaizade Mahmut Ekrem; şiir kitabı; şairin ilk şiir kitabıdır; buradaki şiirleri genellikle Divan şiirinin özelliklerini taşıyan şiirleridir…

NİJAD EKREM: Recaizade Mahmut Ekrem; şiir kitabı; 1900'de henüz 15 yaşındayken veremden ölen oğlunun anısına kaleme aldığı eseridir; içinde oğlunun yazıları da vardır…

PEJMÜRDE: Recaizade Mahmut Ekrem; şiir kitabı…

YADİGÂR-I ŞEBAB: Recaizade Mahmut Ekrem; şiir kitabı; şairin Tanzimat şiiri geleneğine uygun yazdığı şiirleridir; şiirlerinde bireysel temalara yer vermiştir…

ZEMZEME 1-2-3: Recaizade Mahmut Ekrem; şiir kitabı…

TAKDİR-İ ELHAN: Recaizade Mahmut Ekrem; eleştiri; yazarın şiirle ilgili görüşlerini yer aldığı Zemzeme adlı şiir kitabının önsözüne koyduğu eleştiri türündeki bir eserdir; yazar bu eserinde kafiyenin kulak için olduğunu savunmuştur. Buna karşılık Muallim Naci’de kafiyenin göz için olduğunu savunarak Zemzeme’ye karşı Demdeme’yi yazmıştır…

KUDEMADAN BİRKAÇ ŞAİR: Recaizade Mahmut Ekrem; eleştiri; biyografik bir eserdir; eserde bazı şairleri kendi kişisel duygularıyla eleştirmiştir…

ZEMZEME ÖNSÖZÜ: Recaizade Mahmut Ek-rem; eleştiri…

TALİM-İ EDEBİYAT: Recaizade Mahmut Ekrem; düzyazı; yazarın kendi hazırladığı edebiyatla ilgili görüşlerini bir araya getirdiği bir kitaptır; bir ders kitabıdır; öğretmenlik yaparken öğrencilerine okuttuğu bir eserdir; Yeni edebiyatı örneklendiren bir eserdir.





KAYNAKÇA 


  • [1] http://tr.wikipedia.org/wiki/Recaizade_Mahmud_Ekrem
  • [2] İsmail Parlatır, Recaizade Mahmut Ekrem, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, 1986 -
  • [3] Tuğba ÖZBEK, RECAİZADE MAHMUT EKREM, Hayatı, Eserleri, Sanat ve Edebiyat Görüşleri,
  • [4] http://www.tas-istanbul.com/index.php/dersaadet/yalilar/it
  • [5] İsmail Parlatır, Recaizade Mahmut Ekrem, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, 1986 -
  • [6] Tuğba ÖZBEK, RECAİZADE MAHMUT EKREM, Hayatı, Eserleri, Sanat ve Edebiyat Görüşleri
  • [7] http://www.edebiyol.com/recaizade_mahmut_
  • [8] Şahamettin Kuzucular, Namık Kemal Hayatı Edebi Kişiliği,http://www.edebiyadvesanatakademisi.com/
  • [9] Tuğba ÖZBEK, RECAİZADE MAHMUT EKREM, Hayatı, Eserleri, Sanat ve Edebiyat Görüşleri
  • [10] Dr Aslan Tekin, Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları, Ank. 2005, shf, 450-451
  • [11] Dr Aslan Tekin, Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları, Ank. 2005, shf, 450-451
  • [12] Tuğba ÖZBEK, RECAİZADE MAHMUT EKREM, Hayatı, Eserleri, Sanat ve Edebiyat Görüşleri
  • [13] İsmail Parlatır, Recaizade Mahmut Ekrem, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, 1986 -
  • [14] İsmail Parlatır, Recaizade Mahmut Ekrem, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, 1986 -
  • [15] Şahamettin Kuzucular, Tevfik Fikret Hayatı ve Eserleri,http://www.edebiyadvesanatakademisi.com
  • [16] Şahamettin Kuzucular, Servet-i Fünun Dergisi ve Edebiyatımıza Katkıları,edebiyadvesanatakademisi.com/
  • [17] Tuğba ÖZBEK, RECAİZADE MAHMUT EKREM, Hayatı, Eserleri, Sanat ve Edebiyat Görüşleri
  • [18] Tuğba ÖZBEK, RECAİZADE MAHMUT EKREM, Hayatı, Eserleri, Sanat ve Edebiyat Görüşleri
  • [19] Dr Aslan Tekin, Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları, Ank. 2005, shf, 450-451



ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER:


Güzelim

Nedir bu cevr ü tegafül zaman zaman güzelim?     
Kaçıncıdır bu eziyetli imtihan güzelim?
Tükendi sabr u tahammül.. üzüldü can güzelim.         
Bu naz ise yetişir artık el-aman güzelim!

Hayat bende mücerred seninle kaimdir..

Neşat ü lezzet ü şevkim seninle daimdir..
Sen olmasan nazarımda güneş de muzlimdir..
Sözün hakikati işte budur inan güzelim.

Gamınla mün'adim oldu tasarrufum özüme.

Seni tefekkür ile uyku girmiyor gözüme.
İnanmak istemiyorsan eğer benim sözüme,
Buna şehadet eder gökte ahteran güzelim!

Bu infiale beca na-beca nihayet ver...

Yine şikayete..şükre.. niyaze ruhsat ver!
İade eyleyeyim ne'şemi cesaret ver..
Nazardan eyleme didarını nihan güzelim...

Kusurum anlamadım çünkü etmedim mesul..

Olurdu mazeretim belki de karin-i kabul.
Senin sükutuna karşı benim melul melul..
Yetişmiyor mu sana ettiğim figan güzelim?

Ne hal ise ben afv et de şermsar eyle..

Küçük düşürmek ile bari ahz-ı sar eyle,
Dahil-i merhametim, vechin aşikar eyle..
Bu şivedir sana şayan ol heman güzelim! ..

 

 

İlgili Sayfalar

Edebiyat, Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.
 
  BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com


Yorumlar