İnternet Tarayıcınızın Javascript Desteği Kapalıdır.
 Edebiyat ve Sanat Akademisi websitesini aktif bir şekilde kullanmak için JavaScript tarayıcınızda etkinleştirilmelidir. Tarayıcınızı kullanarak Edebiyat ve Sanat Akademisine erişim sağlarken zorluk ile karşılaşırsanız, JavaScript'in açık olup olmadığını kontrol edin.

Aşağıdaki Konu başlıkları MAC ve WİNDOWS işletimleri üzerinde çalışan EXPLORER, FİREFOX, SAFARİ ve OPERA internet tarayıcıları üzerinde JavaScript etkinleştirmesinin nasıl yapılacağı anlatılmıştır.

WİNDOWS LOGO
WINDOWS İŞETİM SİSTEMİ ÜZERİNDE;
MAC LOGO
MAC İŞETİM SİSTEMİ ÜZERİNDE;

Windows'taki Internet Explorer'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. tarayıcınızda Araçlar 'ı ve ardından Internet Seçenekleri 'ni tıklatın.
  2. Internet Seçenekleri iletişim kutusunda Güvenlik sekmesini tıklatın.
  3. Özel Düzey 'i tıklatın.
  4. Güvenlik Ayarları iletişim kutusunda Komut altında Etkin komut kısmında Etkinleştir 'i tıklatın.
  5. Tamam 'ı tıklatın
  6. Onay iletişim kutusunda Evet 'i tıklatın.
  7. Ayarlarınızı kaydetmek için Tamam 'ı tıklatın.
Windows'taki Mozilla Firefox'ta JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızda Araçlar 'ı ve ardından Seçenekler 'i tıklatın.
  2. Seçenekler iletişim kutusunda, İçerik 'i tıklatın.
  3. JavaScript'i Etkinleştir seçeneğini işaretleyin ve ardından Tamam 'ı tıklatın.
Mac'teki Mozilla Firefox'ta JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızda, Ayarlar 'ı tıklatın.
  2. Görüntülenen iletişim kutusunda İçerik 'i tıklatın.
  3. Görüntülenen iletişim kutusunda Güvenlik 'i tıklatın.
  4. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin ve ardından pencereyi kapatın.
Windows'taki Google Chrome'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızı açın ve ardından sağ üst köşede görünen ayarlar simgesine tıklayın.
  2. Açılan menüde, Ayarlar 'ı tıklatın.
  3. Ayarlar sayfasında, Gelişmiş ayarları göster 'i tıklatın.
  4. Gizlilik bölümünde İçerik ayarları'nı tıklayın.
  5. JavaScript bölümünde Tüm sitelerin JavaScript çalıştırmasına izin ver'i seçin.
  6. Tamam 'ı tıklatın.
Mac'teki Google Chrome'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Mac menü çubuğunda, Chrome 'u ve ardından Tercihler 'i tıklatın.
  2. Ayarlar sayfasında, Gelişmiş ayarları göster 'i tıklatın.
  3. Gizlilik bölümü altında İçerik ayarları 'nı tıklatın.
  4. JavaScript bölümünde Tüm sitelerde JavaScript çalışmasına izin ver 'i tıklatın.
  5. Bitti 'yi tıklatın.
  6. Ayarlar sayfasını kapatın.
Windows'taki Apple Safari'de JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızda, sağ tarafta görünen ayarlar resmi simgesini tıklatın.
  2. Tercihler 'i seçin.
  3. Genel iletişim kutusunda Güvenlik 'i tıklatın.
    İletişim kutusu adı Güvenlik olarak değişir.
  4. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin.
Mac'teki Apple Safari'de JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Mac menü çubuğunda, Safari 'yi ve ardından Tercihler 'i tıklatın.
  2. Görüntülenen iletişim kutusunda Güvenlik 'i tıklatın.
  3. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin ve ardından pencereyi kapatın.
Windows'taki Opera'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızı açın.
  2. Menü > Ayarlar > Tercihler 'i açın.
  3. Tercihler iletişim kutusunda, Gelişmiş kutusunu tıklatın.
  4. İçerik 'i tıklatın.
  5. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin
  6. Tamam 'ı tıklatın.
Mac'teki Opera'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Mac menü çubuğunda, Opera 'yı ve ardından Tercihler 'i tıklatın.
  2. Tercihler iletişim kutusunda, Gelişmiş kutusunu tıklatın.
  3. İçerik 'i tıklatın.
  4. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin.
  5. Tamam 'ı tıklatın.
Ziyaretci İstatistik
Online: 82 Günlük: 2240 Toplam: 2287672
Reklam Alanı
Sami Paşazade Sezai Hayatı Edebi Kişiliği Eserleri

Sami Paşazade Sezai





Türk romancı ve hikâyecisi. 1859 yılında İstanbul'da doğdu.

Dedesi Halveti şeyhlerinden müderris ve şair Elhac Ahmet Necip Efendi’dir. Ailesi ilmiye sınıfına dahil olmakla beraber askerlikten de uzaklaşmamış 3.Ahmet devrinde ordu ile Mora’ ya giden, Tripoliçe’de tekke kuran bir ailedir.[1] Dedesi Mora isyanları sırasında üç oğlu ile birlikte ordunun içinde bulunmuş,  Tripoliçe’de esir düşmüş evlerindeki Rum hizmetçi sayesinde İngiliz konsoslosluğundan alınan izinle Mısır’a göçmelerine izin verilmiştir.  [2] Mısır’da Mehmet Aile Paşa’dan yakınlık gören aile bir müddet Mısır da kaldıktan sonra Mısır’da şartların değişmesi ile İstanbul’a göçerek Taşkasapta’ki bir konağa yerleşirler. Samipaşazade Sezai işte bu konakta Abdurrahman Sami Paşa’nın ikinci hanımı Gülarayiş Hanım’dan 1859 Temmuzunda dünyaya gelmiştir.

Babası Tanzimat devrinin tanınmış devlet adamlarından Abdurrahman Sami Paşa, devrin işleri gelen şahıslarından ve zenginlerinden biridir.[3] Abdurrahman Sami Paşa Maarif Nazırı olmuş eğitim sisteminin batıya dönen yüzünün ilk nazırlarından birisi olarak önemli işler yapmış biridir. Kardeşi Abdüllatif Suphi Paşa ise Hamdullah Suphi Tanrıöver’in babasıdır. Edebiyatı seven edebiyatçılara kapılarını açan onlarla birlikte olmaktan hoşlanan eğitim, basın ve yayın hayatının da içinde olan biridir. Sami Paşazade Sezai, bu mükellef konakta ve müreffeh bir ortamda özel dersler alarak büyüyecek devrin ileri gelenlerinden özel dersler alarak çok sayıda dil öğrenecektir.

Babasının sosyal çevresi içinde bulunan, Yusuf Kamil Paşa, Namık Kemal, Ebbüzziya Tevfik, Kazım Paşa, Recaizade Ekrem ve Abdülhak Hamit gibi şahsiyetler konaklarına girip çıkmakta fikri edebi ve ilmi toplantılar, tartışmalar ve sohbetler yapmaktadırlar.[4] Sezai işte böylesi bir ortamda yetişerek kendini fikri edebi ve ilmi açılardan besleme imkânı bulur.

Çocukluk ve ilk gençlik çağları İstanbul'da, babasının Taşkasap'taki konağında ve Çamlıca'daki köşkünde geçmiştir. Hiçbir okula gitmeden bütün öğrenimini hususi hocalarla yapmıştır. Farsçayı Muallim Feyzi Efendiyle babası Sami Paşa'dan; Arapçayı Meclis-i maarif azası Mehmed Galib Efendi’den öğrendi. Fransızcayı ise da Fabert isimli bir Fransız aydınından öğrenmiştir. Bu dillerle yetişmeyen şair Alman şarkiyatçısı Mortmann'dan Almancayı; elçilik kâtibi olarak bulunduğu Londra'da da İngilizceyi öğrenmiştir. 

On dört, on beş yaşlarında iken Namık Kemal’i ve eserlerini tanıyan Sezai,  Namık Kemal’in heyecanlı yazıların ve kişiliğini izlemek fırsatını bularak ondan etkilenmiştir. Onu derinden etkileyen diğer bir isim ise Abdülhak Hamit olacaktır.  Hocalarından öğrendiği ve eserlerini okuduğu İran şairi Sadi’den de etkilenmiş Bostan ve Gülistan onun edebi kimliğinde bir hayli tesir bırakmıştır. 
 
Edebiyata olan merakı ve tanıdığı ediplerin telkin ve şevk vermeleri üzerine İlk yazısı olan “Maarif” başlıklı bir makalesini 1874'te Kamer isimli gazetede yayımlar. Bu yazı çıktığında henüz on beş yaşındadır.

Sami Paşazade Sezai, özel hocalardan özel dersler alarak bitirdiği tahsil hayatının sonunda Ağabeyi Suphi Paşanın evkaf nazırlığı sırasında bu nezaretin Tapu Senedat Kalemi Evkaf-ı Hümayun Mektubi Kaleminde memur olarak işe başlar.1880[5]. Hemen arkasından babası Sami Paşa vefat eder.  1879 de “Şir “ isimli ilk eserini yayınlamıştır(1879)[6]. Bu eser, üç perdelik basit bir trajedidir.

Babasının ölümünden sonra Londra Büyükelçiliğine ikinci kâtip olarak tayin edilmiştir. ( 1881—1885 ) dört yıl süren bu görevi sonunda İngiliz ve Fransız edebiyatlarını yakından izlemiştir 1885’te elçilik görevlerinin şapka giymesi yasağına uymadığı için elçilik kadrosu azledildiğinden bu görevinden alınmış olur. İngilizceyi de öğrenmiş olarak İstanbul’a döner.  Bu dönmede Victor Hugo, Lomartine, Musset, Alphonse, Doudet ve Pieme Lati’den birçok eser okur.  Daha sonra İngiliz edebiyatında Shakespeare’i tanır; Onun Hamlet, Makbet, Romeo ve Jülyet, Otello adlı eserlerini okumuştur. Londra’daki görevinin peşinden Viyana Elçiliği ikinci kâtipliği görevi gelir. Fakat bu görevi kabul etmez.[7]  O kışı Fransa’da geçirerek teorik olarak öğrendiği Fransızcasını pratik olarak da ilerletmiş olur. Sezai Bey de İstanbul'a dönüşünde Hariciye Nezareti İstişare Odasında Muavin olarak çalışmaya başlar. 1886–1901 yıllarını İstanbul’da geçirmiş edebi bakımdan en verimli olduğu yıllar bu yıllar arasında olmuştur. İlk romanı olan Sergüzeşt’te bu yıllara arasında 1889 da yayımlanır. İlk romanı “Sergüzeşt” yüzünden göz hapsine alındığını düşünmeye başlamıştır.

1897'de Ahmed Cevdet Paşanın çıkardığı İkdam Gazetesinde makaleler ve hikâyeler yazmıştır. Bu yıllar arasında siyasete girmiştir. Siyasi faaliyetlerinden dolayı 1901'de Paris'e kaçmak zorunda kalır. İttihat ve Terakki Cemiyetine katılmış Paris’e kaçan pek ço Türk aydını gibi hükümetle ters düşmüş, Paris’te Jön Türkler’le tanışarak İttihat ve Terakki cemiyetinin Paris merkezinde görev yapmış, yayın organlarından biri olan Jön Türkler gazetesinde yazılar yazmıştır. Daha sonra bu gazetenin yazı işlerini üstlenir. İttihat ve Terakki Cemiyeti içinde saygın bir yere gelmiştir. 1902’de yayın hayatına başlayan "Şüra-ı Ümmet" adlı İttihatçılara ait yayın organında Osmanlı politikalarını eleştiren yazılar yayımlar. [8] Paris yıllarını “1901’den İtibaren Paris’te Geçen Seneler”, “Paris Hatıratından”, “Paris’te Yedi Sene” adlı yazılarında anlatmış olacaktır.

 

İkinci Meşrutiyetin ilanı üzerine İstanbul'a dönmüş 1908 31 Mart Vak'asından sonra Madrid elçiliğine tayin edilmiştir. 1909’da Selanik’te İttihat ve Terakki’nin toplantısına katılır ve Mustafa Kemal ile tanışır.[9] 1909′da Madrid Büyükelçiliği’ne atanır.  Madrid sefiri olarak görevde iken 1914 yılında sıhhati bozulduğundan, 1921’e kadar uzun süreli izinlerle sık sık görevinden ayrılır. Doktorların tavsiyeleri üzerine 1916–1918 yıllarını İsviçre’de geçirir. “ İsviçre Hatıratı”  başlıklı yazıları bu devrenin mahsulüdür.  [10]

Milli Mücadele yıllarını yurt dışında geçiren Sezai, ülkesine yapılan saldırı ve işgallerden dolayı hayal kırklığına uğramış, batıya ve batı medeniyetine karşı duyduğu sevgi ve saygıyı yitirerek. “Çanakkale’ye Dair”, “Kahraman Türk Zabiti”, Yaralı Bir Asker” “Malta Geceleri” ve “Çalınmış Ülkeler” başlıklı yazılarında bu fikir değişikliği içeren duygularını ve düşüncelerini dile getirmiştir..

Birinci Dünya Savaşı yıllarını İsviçre'de geçiren yazar, savaşın sona ermesi üzerine İstanbul'a döner. İspanya yıllarını “Gırnata ve El-Mescidü’l Camia: Elhamra” adlı iki yazıda, İsviçre’de geçirdiği yılları ise “İsviçre Hatıratı” başlıklı yazılarında ele almıştır.[11]

Savaştan sonra yurda dönüşünde Süleymaniye Kız Lise’sinde Türkçe Öğretmenliği yapar.  Yaş haddinden emekliye ayrılıp TBMM tarafından “Hidamat-ı vataniyye tertibinden” [12]maaş bağlanır. Ömrünün son yıllarını, Kadıköy'ün Mühürdar semtindeki evinde yarı münzevi olarak geçirmiş, yakalandığı zatüreden kurtulamayarak ve yetmiş yedi yaşında Konak adlı romanını tamamlayamadan ( 26 Nisan 1936 ) İstanbul ‘da ölmüştür.  Küçük Su Mezarlığı’na  ve Recaizade Ekrem’in yanına gömülür.





EDEBİ KİŞİLİĞİ

 

Namık Kemal'in etkisi altında yetişen Sezai Bey, Hamit ve Ekrem'in izinden gitmiş fakat anılan bu üç edip kadar çok eser vererek onlar kadar önemli hizmetlerde bulunamamıştır. Namık Kemal’e olan hayranlığı, nesirde onun üslubunu benimsemesine neden olmuş fakat sonraki yazılarında kendi üslubunu bulmaya çalışmıştır. Namık Kemal ve Hamid gibi birinci planda vazife görmüş yazarlarından olmasa da, eserlerini Avrupai bir karakterle yazmış edebiyatımızın batılılaşmasında önemli hizmetleri olmuştur.  Roman hikâye ve nesir türünde yazdığı birçok eserden başka bir romantik özellikler taşıyan şiirler de yazmıştır.

Sezai, roman, hikâye, hatıra, sohbet, makale, gezi anı ve şiir türlerinde örnekler vermiş bir yazardır.

Sezai Bey, bir roman, iki küçük hikâye, değişik türlerde nesir yazıları, seyahat hatıraları ve hatırat türlerinde eserler vermiştir. Alphonse Daudet'den Jak  adlı romanı Türkçeye çevirmiştir.

En tanınmış romanı sergüzeşt’tir.  Bu eserde kölelik ve cariyelik sorunlarına değinmiş, Bir esir kızın serüvenlerini ele alarak, bu romanında “ferdi hürriyeti”in önemini ve değerini savunmuştur. ” Bu romanda, zamanının hayat sahnelerini basit bir vak'a etrafında romanlaştıran Sezai Bey, hikâyesini yer yer hissi ve romantik bir üslupla anlatmıştır. “İlk romanı olan  “Sergüzeşt” Türk edebiyatında romantizmden gerçekçiliğe geçişin ilk başarılı örneklerinden biri sayılır. Sergüzeşt esaret konusuna getirdiği yorumlarla klasikler arasına girmeyi başarmış bir romandır. 

Sezai Beyin küçük hikâye yazarlığı, romancılığından daha başarılı kabul edilmektedir. Onun küçük hikâyelerinde realist Fransız edebiyatının ve Alphonse Daudet’in tesiri vardır. Küçük Şeyler adı altında topladığı bu hikâyelerle birtakım küçük hayat hadiselerini başarıyla hikâyeleştirmiştir. Aynı kitaptaki “Arlezyalı” adlı bir hikâye, Alphonse Daudet'ten tercüme edilmiştir. 

Sezai Bey, Küçük Şeyler'den sonra, bazı makale, hikâyelerini Rumuzü'l-Edeb adlı bir kitapta toplamıştır. Bu eserin yayınlanmasından yirmi altı yıl sonra da, çok sevdiği yeğeni İclal'in ölümü üzerine yazdığı mensur bir mersiye ile daha bazı nesir ve hatıralarını İclal isimli bir kitapta yayınlamıştır.

Hikâye ve romanlarında halkın içinden seçtiği kahramanları mahalli ağız özellikleri, şiveleri, çevreleri ve günlük yaşamlarıyla içinde realist bir anlayışla kaleme almıştır.



ESERLERİ

 

Şura-yı Ümmet, İkdam, Servet-i Fünun, Gayret, Hazine-i Evrak, Edebiyat-ı Umumiye gibi gazete ve dergilerde siyaset, sosyoloji ve edebiyat alanında çok sayıda yazılar yazmıştır.

 

Tiyatrosu; Şîr ilk eseridir. Sezai’nin en zayıf ve acemice olanı, henüz yirmi yaşındayken 1879’da yayınladığı üç perdelik bir eserdir. Dili sadedir. İfade bakımında Namık Kemal’in etkisindedir. Okumak için yazılmış mensur bir trajedidir.

 

Roman; Sergüzeşt. Edebiyatımızda bütünüyle esaret temasını işleyen ilk romandır.  Eser Besim Ömer Paşa tarafından  Fransızcaya çevrilmiştir. Yazarın tek romanıdır.(1888)

 

Hikâyeleri; Küçük Şeyler; Eserin baş kısmında kısa bir mukaddime yer alır. İki mensure, beş hikâye ve biri Alphonse Daudet’in “Aryezyalı Kız” hikâyesinin çevirisi olmak üzere, sekiz parçadan oluşur.(1891)

 

Rumuzu’l Edeb; Hikâye, hatırat ve makaleler (1900)

 

İclal; Hikâye ve değişik yazılarını içerir (1923)





KAYNAKÇA


  • [1] Yakup Eren, SAMİ PAŞAZADE SEZAİ VE SERGÜZEŞTİ, yakuperen.blogcu.com/ SON ERİŞİM, 12-02-2013
  • [2] Yakup Eren, SAMİ PAŞAZADE SEZAİ VE SERGÜZEŞTİ, http://yakuperen.blogcu.com/ SON ERİŞİM, 12-02-2013
  • [3] Yakup Eren, SAMİ PAŞAZADE SEZAİ VE SERGÜZEŞTİ, http://yakuperen.blogcu.com/ SON ERİŞİM, 12-02-2013
  • [4] Dr Aslan Tekin Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları Ank. 2005, shf- 465
  • [5] Dr Aslan Tekin Edebiyatımızda İsimler, Elips YayınlarıAnk. 2005, shf- 465
  • [6] http://tr.wikipedia.org/wiki/Samipaşazade_Sezai
  • [7] Dr Aslan Tekin Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları Ank. 2005, shf- 465
  • [8] http://tr.wikipedia.org/wiki/Samipaşazade_Sezai
  • [9] Anonim, http://www.biyografi.info/samipasazade-sezai SON ERİŞİM, 12-02-2013
  • [10] Yakup Eren, SAMİ PAŞAZADE SEZAİ VE SERGÜZEŞTİ, yakuperen.blogcu.com/ SON ERİŞİM, 12-02-2013
  • [11]  tr.wikipedia.org/wiki/Samipaşazade_Sezai
  • [12] Anonim,http://www.biyografi.info/kisi/samipasazade-sezai SON ERİŞİM, 12-02-2013


SERGÜZEŞT-ROMAN


SAMİ PAŞAZADE SEZAİ

Sergüzeşt

SERGÜZEŞT KONUSU:


Evinden ayrılan küçük bir kızın başından gecen olaylar dramatize edilerek anlatılmıştır. Kızın başından gecenler oldukça acıklıdır. Uzun bir süre kölelik hayatı yaşamıştır.

SERGÜZEŞT ÖZETİ:


Evinden ayrılıp bir gemi ile yurdundan uzaklaşan küçük kız, onun gibi başka bir esir kız ile birlikte neresi olduğunu bilmediği bir yere getirilmiştir. Bu kızı bundan sonra birçok sürprizler beklemektedir.

İlk olarak kız (henüz bir ismi yoktur), yaşlı fakat zengin bir kadını yanına ona hizmet etmesi amacıyla satılmıştır. Küçük kız burada tam bir esaret hayatı yaşamaktadır. Sürekli olarak buradan nasıl kurtulabileceğinin planlarını yapmaktadır. Bu evin hanımının yanı sıra hanıma hizmet etmekte olan başka bir kadın da kıza baskı yapmaktadır. Bu durum kızı yıpratmakta, zaten bir umudu olmayan yaşamdan onu iyice somutlamaktadır. Bir gün kız bu evden kaçmayı iyece kafasına taktığı bir anda bir gece yarısı evden kaçar. Çevreyi pek tanımadığı için saatlerce yürür fakat bir yerede yorgun bir şekilde yere yığılmaktan başka çaresi yoktur. Yerde kaldığı bölgede bir evin bahçe kapısının önüdür.

Sabah olunca evin hizmetlilerinden biri kızı farkeder ve onu içeri almak için yaşlı ev sahibine danışır. Oda bunu çok olumlu bir şekilde karşılar ve hemen yardım etmek niyetiyle onu yanına alır. İlk olarak karnı doyurulur, güzel bir uyku çektirirlir. Daha sonra kız kendine gelince ona neler olup bittiği sorulur. Oda analatır evin hanımı kızın yaşadıklarını duyunca çok üzülür ve ona yardım edeceğini söyler, kızdabuna çok sevinir. Evin hanımı ona sahibinden izin alacağını ve artık kendi yanında kalacağını söyler. Bunun için hanımı kızın kaçtığı eve gider. Ve onu yanına almak istediğini söyler. Fakat kadın bunu onur meselesi yaparak kabul etmez. Bundan sonra kızda eski evine geridöner. Bu olay kızı çok etkilemiştir. Çünkü daha önce kaçtığı eve tekrar dönmüştür. Gider gitmez yine hiç hoş olmayan durumlarla karşılaşmıştır.

Günler böyle geçip giderken birgün Mustafa bey evin sahibi birkaç yıl önce işlediği bir hatadan dolayı bir çok borcu olmuştu ve bu borçları ödemek için karısıyla tartışırdı. Birgün karısıyla beraber kızın satılmasına kara veridler.
Kızın adı kaçtığı evde hanımın onu çok güzel bulması üzerine 'dilber' olarak koyulmuştu. Bundan sonrada ona 'dilber' olarak seslenilmeye başlandı. Dilber kendisi hakkında satılması kararının alınmasından sonra bir esirciye satıldı. Ve Dilber'in bütün hayatı bu yönde değişti. Dilber bundan sonra belli bir süre esir hayatı yaşamıştır. Bu süre içinde bir çok kendisi gibi esir hayatı yaşamış olan kız arkadaşları olmuştur. Onların hayatlarını dinledikçe aslında kendi hayatının okadarda kötü olmadığının farkına varmıştır. Daha nice insanların kendisi gibi cefa çektiğini anlamıştır. Buradaki bir çok kızın çeşitli meziyetleri vardır. Bir tanesi çok iyi bir şekilde ud çalmaktadır bu yüzden çoğu yerden çağrılmaktadır. Dilber'de onun gibi ud çalabilmeyi çok istemektedir.

Dilber'e bir gün bir talip çıkmıştır, ve Dilber'de o eve gitmek zorunda kalmıştır zaten onun böyle bir şeyi isteyip istemediği pek önemli değildir, önemli olan bir kaç kişinin işinin görülmesidir.

Dilber'in gittiği bu evde ona bir esir gibi değil, bir insan gibi yaklaşılması onu çok etkilemiştir. Evde bir hanımefendi, onun kocası ve onların tek oğlu olan Celal bey bulunmaktadır. Celal bey aynı zamanda bir ressamdır. Yaptığı porrelerle ün kazanmıştır. Dilber'i evde görünce o da çok şaşırmıştır. Çünkü Dilber'i Cleopatra'ya benzetmişti. Celal bey yalnız yaşadığı için kız arkadaşı ya da sevgilisi yoktur. faKat Dilber'i gördüğü andan itibaren içinde bir kıvılcım oluşmuştur. İlk zamanlarda Dilber'de buna bir karşılık doğmamış fakaat günler geçtikçe Dilber'de onaa karşı ilgi duymaya başlayacaktır. Celalbey Dilber'I boş bulduğu zamanlarda odasına çağırıp onun resimlerini yapmaya başlamıştır. Kimi zaman nü resimlerinide çalışır. Dilber'in bebeksi vücudunu gördüğü zamanlarda daha önce hç yaşamadığı duyguları tadıyordu. Ona her baktığında onun daha değişik bir güzelliğini yakalıyordu. Günler geçtikçe Dilber zamanının büyük bir kısmını Celal beyin yanında geçirmeye başlar. Böylelikle Celal beyin Dilber'e olan aaşkı da diğer ev halkı tarafından da öğrenilir. Bu arada Celal bey açıkça aşkını Dilber'e de belli etmeye başlar. Dilber bu olaya ilk önceleri çok şaşırır. Çünkü böyle bir şeye asla imkan vermez. Bunun nedeni de onun esir kız olmasıdır. Daha ssonraları Dilber de Celaal beye karşılık vermeye başlar. Günler geçtikçe onlar aşklarını bariz bir şekilde yaşarlar. Evin baahçesinde yıldızları seyrederler, beraber gezerler. Fakat bu durum Celal beyin annesini olddukça rahatsız eder ve buna akarşı bir önlem almak ister. Bu beraberliği bitirmek için Dilberi Celal beyin evde olmadığı bir zamanda bir esirciye satar. Tabii Dilber'in yapacak birşeyi yoktur. Celal bey daha sonra eve döner ve ilk olarak Dilber'in nerede olduğunu sorar önce bunu öğrenemesede daha sonra öğrenir fakat onu bütün aramalrına rağmen bulamaz. Bundan sonraki bütün hayatı boyunca oda Dilber'de mutlu olamaz.

Bundan sonra ikiside hiç mutlu olmadığı gibi bu olay biçare dilberi intihara kadar sürükler bu yaptıklarına Celal bey'in aileside çok pişman olur ama yapabilecek bir şey yoktur.

SERGÜZEŞT ANA FİKRİ


Kitabın ana fikri evinden ayrılan bir insanın başına her zaman hertürlü kötülüğün gelebileceği bunlardan kurtulma yolununda sadece kendi elinde olduğu kimseden yardım alamayacağı tek başına kalacağı.


Kaynak :http://www.turkceciler.com/kitap_ozetleri/serguzest.html


 

İlgili Sayfalar

Edebiyat, Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.
 
  BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com



Yorumlar