İnternet Tarayıcınızın Javascript Desteği Kapalıdır.
 Edebiyat ve Sanat Akademisi websitesini aktif bir şekilde kullanmak için JavaScript tarayıcınızda etkinleştirilmelidir. Tarayıcınızı kullanarak Edebiyat ve Sanat Akademisine erişim sağlarken zorluk ile karşılaşırsanız, JavaScript'in açık olup olmadığını kontrol edin.

Aşağıdaki Konu başlıkları MAC ve WİNDOWS işletimleri üzerinde çalışan EXPLORER, FİREFOX, SAFARİ ve OPERA internet tarayıcıları üzerinde JavaScript etkinleştirmesinin nasıl yapılacağı anlatılmıştır.

WİNDOWS LOGO
WINDOWS İŞETİM SİSTEMİ ÜZERİNDE;
MAC LOGO
MAC İŞETİM SİSTEMİ ÜZERİNDE;

Windows'taki Internet Explorer'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. tarayıcınızda Araçlar 'ı ve ardından Internet Seçenekleri 'ni tıklatın.
  2. Internet Seçenekleri iletişim kutusunda Güvenlik sekmesini tıklatın.
  3. Özel Düzey 'i tıklatın.
  4. Güvenlik Ayarları iletişim kutusunda Komut altında Etkin komut kısmında Etkinleştir 'i tıklatın.
  5. Tamam 'ı tıklatın
  6. Onay iletişim kutusunda Evet 'i tıklatın.
  7. Ayarlarınızı kaydetmek için Tamam 'ı tıklatın.
Windows'taki Mozilla Firefox'ta JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızda Araçlar 'ı ve ardından Seçenekler 'i tıklatın.
  2. Seçenekler iletişim kutusunda, İçerik 'i tıklatın.
  3. JavaScript'i Etkinleştir seçeneğini işaretleyin ve ardından Tamam 'ı tıklatın.
Mac'teki Mozilla Firefox'ta JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızda, Ayarlar 'ı tıklatın.
  2. Görüntülenen iletişim kutusunda İçerik 'i tıklatın.
  3. Görüntülenen iletişim kutusunda Güvenlik 'i tıklatın.
  4. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin ve ardından pencereyi kapatın.
Windows'taki Google Chrome'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızı açın ve ardından sağ üst köşede görünen ayarlar simgesine tıklayın.
  2. Açılan menüde, Ayarlar 'ı tıklatın.
  3. Ayarlar sayfasında, Gelişmiş ayarları göster 'i tıklatın.
  4. Gizlilik bölümünde İçerik ayarları'nı tıklayın.
  5. JavaScript bölümünde Tüm sitelerin JavaScript çalıştırmasına izin ver'i seçin.
  6. Tamam 'ı tıklatın.
Mac'teki Google Chrome'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Mac menü çubuğunda, Chrome 'u ve ardından Tercihler 'i tıklatın.
  2. Ayarlar sayfasında, Gelişmiş ayarları göster 'i tıklatın.
  3. Gizlilik bölümü altında İçerik ayarları 'nı tıklatın.
  4. JavaScript bölümünde Tüm sitelerde JavaScript çalışmasına izin ver 'i tıklatın.
  5. Bitti 'yi tıklatın.
  6. Ayarlar sayfasını kapatın.
Windows'taki Apple Safari'de JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızda, sağ tarafta görünen ayarlar resmi simgesini tıklatın.
  2. Tercihler 'i seçin.
  3. Genel iletişim kutusunda Güvenlik 'i tıklatın.
    İletişim kutusu adı Güvenlik olarak değişir.
  4. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin.
Mac'teki Apple Safari'de JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Mac menü çubuğunda, Safari 'yi ve ardından Tercihler 'i tıklatın.
  2. Görüntülenen iletişim kutusunda Güvenlik 'i tıklatın.
  3. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin ve ardından pencereyi kapatın.
Windows'taki Opera'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Tarayıcınızı açın.
  2. Menü > Ayarlar > Tercihler 'i açın.
  3. Tercihler iletişim kutusunda, Gelişmiş kutusunu tıklatın.
  4. İçerik 'i tıklatın.
  5. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin
  6. Tamam 'ı tıklatın.
Mac'teki Opera'da JavaScript'i etkinleştirmek için
  1. Mac menü çubuğunda, Opera 'yı ve ardından Tercihler 'i tıklatın.
  2. Tercihler iletişim kutusunda, Gelişmiş kutusunu tıklatın.
  3. İçerik 'i tıklatın.
  4. JavaScript'i Etkinleştir 'i işaretleyin.
  5. Tamam 'ı tıklatın.
Ziyaretci İstatistik
Online: 214 Günlük: 1050 Toplam: 2040975
Reklam Alanı
Şeyyat Hamza Hayatı Edebi Yönü Eserleri Şiirleri


HAYATI


Şeyyad Hamza'nın hayatı hakkında çok az şey bilinmektedir. Lami Çelebi, Bursalı (şair 16 yy (ö. 938/1532) Letâif''inde anlatılan iki fıkrada Nasrettin Hoca ile konuşturulmasına ve Akşehir Mezarlığı'nda Şeyyad Ham­za'nın kızı Aslı Hatun'a ait bir mezar kitabesinin bulunmasına ba­kılarak, onun Nasrettin Hoca ile çağdaş olup Akşehir ve çevresinde yaşamış olabileceği ileri sürülmüştür.

Ayrıca 1348 yılında Akşehir’de olan veba salgını esnasında ölen Kkızı Aslı Hatun için yazdığı mersiyeden de Akşehirli olduğu ve 14 yy ortalarında doğmuş olduğu ortaya çıkmış olur.[1]

Şeyyad, tüksek sesli şiir okuyanlara, kalenderi, Babai, Bahai, gibi şehir şehir köy köy gezen dervişlere dendiği için Şeyyad Hamza’nın batını bir derviş olabileceği düşünülmektedir. Fuat Köprülü onun bir Kalenderi veya Babai dervişi olduğu düşüncesindedir. [2] Köprülü’ye göre Şeyyad Hamza serseri hayat yaşayan bir derviştir ve hem şehir hem de köy kökenli dervişlere uygun tarzlarda eser yazmıştır. Şeyyad Hamza’yı Yesevi yolunda gören Köprülü “ eserlerini  sufiyane mahiyette propaganda amaçlı yazdığını, sanat gayesi gütmediğini” belirtir. ( Köprülü age. Shf 262)  Köprülü Ahmet Fakit, Ahmet Yesevi ve Şeyyad Hamza’nın Yunus’u oluşturan şairler olduğu düşüncesindedir.

Şeyyad Hamza’yı da ilk kez tanıtan ve 13. yüzyılda Anadolu’da yaşamış olduğunu bildiren Fuat Köprülü’dür. Şeyyad Hamza gezgin bir şair olup ARUZ ÖLÇÜSÜ ve HECE ÖLÇÜleriyle din vetasavvuf konusunda  şiirler yazmıştır. Kızının Akşehir’de bulunan mezar taşından, Şeyyad Hamza’nın Akşehir’den veya yöresinden olduğu sanılmaktadır.[3]

Ancak kızı Aslı Hatun'a ait mezar taşlarını bulan Rıfkı Melul Meriç, kitabedeki 749 (1348) yılına bakarak aradaki zaman farkı dolayısıyla, 16.Yüzyıl da vefat eden kişinin 13. ve 14. Yüzyılda yaşa­dığı kabul edilen bir kimsenin kızı olmasını tereddütle karşılar. Fakat elinde başka delil olmadığından kesin bir şey söyleyemez. Ancak son yıllarda yapılan araştırmalarda, Şayyad Hamza'ya ait yeni şiirlerin ortaya çıkmasıyla edinilen bilgi­ler ışığında onun 1348 yılında hayatta olduğu, bu güne kadar zan­nedildiği gibi Şeyyad Hamza'nın 13. Yüzyılşairi değil, en iyimser tahminle 13. Yüzyıl yüz yılın son çeyreği ile  14. Yüzyılın ilk yarısında yaşamış olduğu kesinlik kazanmıştır. [4]



Sanatı ve ilk divan şairlerinden biri kabul edilmesi

Şeyyad Hamza'nın ele geçen şiirlerinde, ikisi hariç, dinî ve tasavvufî düşünceler ağır basmaktadır. İki adet şirinin din dışı konularda olması onun Hoca Dehhani ile birlikte ve Hoca Dehhani'den sonra ikinci Divan Şairi olduğunu gösterir.Hemen hemen bütün şiirlerine hakim olan konu, dünyanın faniliği ve ölüm tema­larıdır. Ecelin hükümdar, zengin fakir, güzel çirkin demeden herkes için mukadder olduğuna dikkat çeken şair, devlet, varlık, güzellik gibi geçici şeylerle gururlanmayı ve bir viraneden ibaret olan şu dünyada gaflet uykusundan uyanıp Kur'an'a sarılmayı tavsiye eder. Şeyyad Hamza'nın bu zamana kadar 15 manzumesi bulunmuş ve bunlar ayrı kişiler tarafından farklı yerlerde yayımlanmıştır.

Şeyyad Hamza ARUZ ÖLÇÜSÜ ve HECE ÖLÇÜleriyle şiirler söyleyebilen, İslam kültürünü kavramış gezgin bir mutasavvuftır. Hece ile yazdığı parçalar nazım tekniği itibari ile güzeldir. Aruzla yazdığı parçalarda pek başarılı olamamıştır. Ayrıca şiirlerinde Türk ve Divan Şiiriinin kuruluşundan çizgiler vardır. Klasik şiirlerinde özellikle naatları önemlidir. Bu manzumelerinde kuvvetli bir Arapça, Farsça bilgisi ve İslam kültürü hâkimdir.

Daha çok Tasavvufi çehresiyle tanınan Şeyyad Hamza, dörtlük, mesnevi, kaside, gazel gibi nazım şekilleriyle manzum eserler vermiştir.



EDEBİ YÖNÜ

Şeyyad Hamza, 13. ve 14. yüzyıllar Anadolu’sunda etkin olan Dini Tasavvufi şiiri akımının önemli temsilcilerindendir. Onun varlığı bilinen bazı manzumeleri,Yunus Emre ’yi yaratan edebi ortamın hazırlanmasında katkısının olduğunu göstermektedir. Şairin din dışı iki gazelinin bulunması, onun dini-Tasavvufi kimliğinin yanı sıra dünyevi yönünün de bulunduğunun kanıtıdır. Şiirlerinin eski Anadolu Türkçesi ile yazılmış olmasına karşın Mecmu’atü’n-Nezair’de bulunan bir gazeli doğu Türkçesi özellikleri taşımaktadır. Şeyyad Hamza’nın hem aruzla hem de hece vezniyle yazdığı manzumeleri vardır.  Hece ile yazdığı şiirleri arzulu olanlara göre daha başarılı ve güzeldir.

Şiirlerinde dörtlük, mesnevi, gazel, kaside olmak üzere değişik nazım şekillerini kullanmıştır. Elde bulunan en ünlü eseri Yusuf ile Züleyha a mesnevisidir. Eser, Anadolu sahası Türk edebiyatının, bir başka deyişle Divan Şiirinın bilinen ilkYusuf ile Züleyha ’sı olması bakımından önemlidir. Aruzun fâ’ilâtün / fâ’ilâtün / fâ’ilün kalıbıyla yazılmış olan mesnevi 1529 beyittir. İslami edebiyatların ortak konulu eserlerinden olan Yusuf ile Züleyha ’nın aslı Kur’an’daki Yusuf kıssasına dayanmaktadır. Şeyyad Hamza, ayrıca Kur’an tefsirlerinden de yararlanarak konuyu kendi duygu ve düşünce dünyası içerisinde geliştirerek anlatmıştır. Bazı kaynaklara göre türk edebiyatında daha önce doğu Türkçesi ile yazılmış olan Ali’nin Kıssa-i Yusuf’unun izleri de söz konusu eserde bulunmaktadır. Mesnevinin istinsah tarihi oldukça geç olan eldeki tek yazması, Dehri DİLÇİN tarafından yayımlanmıştır. [5]


 
ESERLERİ

Onun; 26 beyitlik İçinde redifli manzumesi, 79 beyitlik Dastan-ı Sultan Mahmud mesnevisi, 1529 beyitlik Yusuf u Züleyha ve muhtelif şiirleriyle özellikle dini-tasavvufi Türk edebiyatı sahasında önemli bir yeri vardır.

Dâstân-ı Sultan Mahmud:"Fâilâtün fâilâtün fâilûn" kalıbıyla yazılmış 79 beyitlik bir Mesnevidir. Düşünce ve ifade gücü bakı­mından şairin olgunluk çağma ait olduğu tahmin edilebilir.

Destân-ı Yûsuf, Anadolu sahasında manzum olarak yazılan ilk Yusuf ile Züleyha mesnevisidir. Yazıldığı dönemin din ve fikir hayatını yansıtması ve mesnevi tarzının Anadolu´daki ilk örneklerinden olması bakımından edebî yönden olduğu kadar; Eski Anadolu Türkçesinin kuruluş dönemine ait eserlerden biri olarak dil bakımından da oldukça önemlidir. Eser, aynı dönem ve sahadaki diğer telif ve tercümelere oranla, anlaşılır; halk meclislerinde rahatlıkla okunabilmesi için EDEBÎ SANATLAR ve tasvirlerden oldukça arındırılmış, konuşma diline yakın, yalın bir Türkçe ile kaleme alınmıştır. Oldukça sade ve pürüzsüz bir dile sahip olan eser, Eski Anadolu Türkçesi'nin ses ve şekil özelliklerini geniş ölçüde yansıtması bakımından büyük değer taşımaktadır. 39 beyitlik bu mesnevisini Sadettin Buluç, Türk,yat Mecmuası c.15 te tanıtmıştır.

Yusuf hikâyesi, sadece İslam kültürü ve edebiyatına değil, diğer kültürlere ve edebiyatlara da konu olmuştur. Kur´an´da baştan sona bir sure ile anlatılmış ve ahsenü´l-kasas ´ Halk Hikayelerinin en güzeli´ olarak nitelendirilmiş hikaye; aşk, şefkat, kıskançlık, hile, sabır, iftira-yalan, pişmanlık gibi duygusal temaları; rüya gibi ruhsal bir konuyu; kader, mucize gibi pek çok motifi içinde barındırmaktadır. [6]





KAYNAKÇA

  • [1] Dr. Aslan Tekin Edebiyatımızda İsimler,Elips Yayn., Ankara, 2005, shf505
  • [2] Fuat Köprülü , Türk Edebiyatı Tarihi, Ötüken Yayınları, shf 262-263
  • [3] Fuat Köprülü , Türk Edebiyatı Tarihi, Ötüken Yayınları, shf 262-263
  • [4] Sadettin Buluç, Şeyyad Hamza, Maddesi, TDV İA, C11
  • [5] ( Prof. Dr. Mine MENGİ, Eski Türk Edebiyatı Tarihi, Akçağ Yayınevi, Onuncu baskı, 2004, sayfa 59)
  • [6] Anonim,  http://www.ilknokta.com/urun/88162/Destani-Yusuf.html , son erişim, 23- 12 2012







ŞİİRLERİ


Aceb n'itdüm yâre - (gazel)


Aceb n'itdüm yâre virmez selâmı
Bu zâlim müdde'î komaz ola mı

Menüm iki cihânda yârum oldur
Menem anun alur kemter gulâmı

Şu cefâlar ki sen bana kılursen
Aceb kâfir müselmâna kıla mı

Yûsuf'a kalmadı bu hüsn bâkî
Kıyâs eyle sana yârum kala mı

Seni sevmez mi yohsa Şeyyâd Hazma
Denînün biridür bu kaltabânî

vezni: mefâîlün mefâîlün faûlün


GAZEL


E lem talem eyâ hânum ne sarnar men ne bulargu
Köcenlep özüme sâkî ne munça yutdurur ağu

Yigin kelgey ayahçılar mana sağraknı tîz birgey
Hanum ışkında çırgar men zehir pür bolsa yan dagu

Ne yavlak toyladı hicrün meni ışkun şöleninde
İçürdi kahr ile kanlar yedürdi gussa vü kaygu

Bi-goftem ışkuna munça çü zulm ü zûr-ı pür-gûndur
Merâ gûyed ki bargıl her çi kemet sahça bâ-red gû

Seher-geh bir Mugal oğlan çapardı ol mana karşu
Mu'attar atı tozından tüterdi müşg ile gül-bû

Keyürdi dürlü atlasnı minürdi bir eyü tâzî
Samurlu börki başında dutardı bir güzel kırgu

Şu denlü yığlagay men kim yaşumdan saz bola kırlar
Ben ögicek boyun vasfın digey ol sazdağı kargu

Şeyâd Hamza'nun könli senün zülfün semâ'ında
Saçun ucında raks urur ne hâcetdür ana çalgu

Duram yevmü'l- arâsatda yemûtûnlar hayâtında
Yaratganum huzûrında kılam sinün bile yargu


ECEL DUTMUŞ- GAZEL


Ecel dutmış elinde bir ulu câm
Ki ol câmun içi tolı serencâm

Kima ayuk sunar kime içürmiş
Kimi esrük yatur toprakda müdâm

Ki bir içer ol sâkî elinden
Bay u yohsul ulu kiçi hâss u âmm

Zihî şerbet ki bir kez andan içen
Ne subh olduğını bilür ne ahşam

Bu meclisde harîf olankişiler
Ne nukl ârzûladılar ne ho bâdâm

Ne şerbetdür bu hîç rengi bilinmez
Kızıl mı ak mıdur yâ puhte yâ hâm

Ne arslanlar yaturmışdur bu sâkî
Ne ejdehâlar olmışdur ana râm

Selâtinleri yaturdı bu sâkî
Ki bunlarun yiridür Rûm ile Şâm

Kanı Salsâl Zâl ü Âd ü Şeddâd
Yâ Keyhusrev kanı yâ kanı Behrâm

Bular hep bu kadehden içdi yatdı
Kadeh şimdi bizümdür kâm u nâ-kâm

İçürmeyince komadı kişi hem
Bu sâkîden ne lutf iste ne ikrâm

Acebdür bu ki bunların birinden
Ne bir haber getürdiler ne peygâm

Bu sâkî meclisin esridiserdür
Ne cemâat kalısardur ne îmâm

Ne gül-ruh kurtılısar ne şeker-leb
Ne anber-hat kalısar ne sîm-endâm

Bu gafletden niçün uyanmadun sen
Niçün gâfil yatursen sen i avâm

Şeyâd Hamza'nun gönline her dem
Gelür Hakk rahmetinden lutf u in'âm

Ne arûz bilür ol ne nahv ü tasrîf
Ne kâfiye redîf ne tecnîs-i tâmm

vezni: mefâîlün mefâîlün mefâîlün mefâîlün


Ne yatursen (gazel)


Ne yatursen eyâ gâfil gözün aç gör bu erkânı
Haka irmek diler isen okı âyât-ı Kurân'ı

Eger okıyasen Kur'ân, bulasen derdüne dermân
Özüni komagıl gâfil uyan iste bu dermânı

Dimegil kim benem server var imdi hâcene yalvar
Eğer diler isen rehber kıla cânuma îmânı

Kime kim nasîbi değdi elini dünyâdan çekdi
Kelîmüm diyüben öğdi Çeleb Musî bir Umrânı

Sekiz uçmak yidi tamu bizim içün durur kamu
Sen ona sığın iy âmû ki virür mahlûka cânı

Şular kim dünyâdan geçdi âhiret şerbetin içdi
Hidâyet kapusın açdı okur dâimâ Kurân'ı

Şehenşâh-ı zamân oldur ki virür mahlûka canı
Anun aşkı nûrı birle görürüz cinn ü insânı

Diler isen Şeyâd Hazma kıla Hakk cânunı râhat
Sana dünyâ ola ibret gel a ter it bu vîrânı

vezni: mefâîlün mefâîlün mefâîlün mefâîlün


Niçe ecelden kaçuban (gazel)


Niçe ecelden kaçuban işret kurasen dün ü gün
Uş itleler çeke çeke innâ ileyhi râci'ûn

Niçe kapular urasen niçe tuzaklar kurasen
Ger aslan olub durasen ecel kıla sini zebûn

Ecel alıcak boğazun ayda sana kim aç gözün
Ne hâldesen göz kendüzün iy çâbük ü zûfünûn

Oğurlayın bakar idün hûblara göz kakar idün
Şimdi gözün toprak tolub ne hoş yatursen ser-nigûn

Kanı elündeki kadeh başındağı altun külâh
Bilündeki gümüş kuşak egnündeki altunlu ton

Kanı sinün bûstânlarun ol bâğ u gülistânlarun
Gör yine götürdi sini ol hâlık-ı reybe'l-menûn

Kanı sinün bâğun balun rızk u tavar ile mâlun
Lâf ura göğsün gerdiğin gel emdi nen vardur bugün

Aydur idün Süleymân'am hem taht issî ol sultânam
Emdi getür nen var bugün sinnün ho bir sayan yüz on

Ol köy binüm bu şar binüm bu bahça vü gülzâr binüm
Şimdi sini yire koyar ol kâdir-i kün feyekün

Kimseyi beğenmez idün dünyâda benem dir idün
Ol dahı hoş durur sana çünki Hakkâ dutmadı yön

Âleme varmışken çavun sınlaya mı geldün bugün
Dünyâda azgunluk idüb çaldırır idün argunun

Şeyyâd Hazma uş gider cürm ü günâhun fikri der
Çün Hakk yolına girmedi kanda varursa tün bütün

vezni: müstefilün müstefilün müstefilün müstefiün


İLGİLİ SAYFALAR

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

   


 HAYATI


Şeyyad Hamza'nın hayatı hakkında çok az şey bilinmektedir. Lami Çelebi, Bursalı (şair 16 yy (ö. 938/1532) Letâif''inde anlatılan iki fıkrada Nasrettin Hoca ile konuşturulmasına ve Akşehir Mezarlığı'nda Şeyyad Ham­za'nın kızı Aslı Hatun'a ait bir mezar kitabesinin bulunmasına ba­kılarak, onun Nasrettin Hoca ile çağdaş olup Akşehir ve çevresinde yaşamış olabileceği ileri sürülmüştür.

Ayrıca 1348 yılında Akşehir’de olan veba salgını esnasında ölen Kkızı Aslı Hatun için yazdığı mersiyeden de Akşehirli olduğu ve 14 yy ortalarında doğmuş olduğu ortaya çıkmış olur.[1]

Şeyyad, tüksek sesli şiir okuyanlara, kalenderi, Babai, Bahai, gibi şehir şehir köy köy gezen dervişlere dendiği için Şeyyad Hamza’nın batını bir derviş olabileceği düşünülmektedir. Fuat Köprülü onun bir Kalenderi veya Babai dervişi olduğu düşüncesindedir. [2] Köprülü’ye göre Şeyyad Hamza serseri hayat yaşayan bir derviştir ve hem şehir hem de köy kökenli dervişlere uygun tarzlarda eser yazmıştır. Şeyyad Hamza’yı Yesevi yolunda gören Köprülü “ eserlerini  sufiyane mahiyette propaganda amaçlı yazdığını, sanat gayesi gütmediğini” belirtir. ( Köprülü age. Shf 262)  Köprülü Ahmet Fakit, Ahmet Yesevi ve Şeyyad Hamza’nın Yunus’u oluşturan şairler olduğu düşüncesindedir.

Şeyyad Hamza’yı da ilk kez tanıtan ve 13. yüzyılda Anadolu’da yaşamış olduğunu bildiren Fuat Köprülü’dür. Şeyyad Hamza gezgin bir şair olup ARUZ ÖLÇÜSÜ ve HECE ÖLÇÜleriyle din vetasavvuf konusunda  şiirler yazmıştır. Kızının Akşehir’de bulunan mezar taşından, Şeyyad Hamza’nın Akşehir’den veya yöresinden olduğu sanılmaktadır.[3]

Ancak kızı Aslı Hatun'a ait mezar taşlarını bulan Rıfkı Melul Meriç, kitabedeki 749 (1348) yılına bakarak aradaki zaman farkı dolayısıyla, 16.Yüzyıl da vefat eden kişinin 13. ve 14. Yüzyılda yaşa­dığı kabul edilen bir kimsenin kızı olmasını tereddütle karşılar. Fakat elinde başka delil olmadığından kesin bir şey söyleyemez. Ancak son yıllarda yapılan araştırmalarda, Şayyad Hamza'ya ait yeni şiirlerin ortaya çıkmasıyla edinilen bilgi­ler ışığında onun 1348 yılında hayatta olduğu, bu güne kadar zan­nedildiği gibi Şeyyad Hamza'nın 13. Yüzyılşairi değil, en iyimser tahminle 13. Yüzyıl yüz yılın son çeyreği ile  14. Yüzyılın ilk yarısında yaşamış olduğu kesinlik kazanmıştır. [4]




Sanatı ve ilk divan şairlerinden biri kabul edilmesi

Şeyyad Hamza'nın ele geçen şiirlerinde, ikisi hariç, dinî ve tasavvufî düşünceler ağır basmaktadır. İki adet şirinin din dışı konularda olması onun Hoca Dehhani ile birlikte ve Hoca Dehhani'den sonra ikinci Divan Şairi olduğunu gösterir.Hemen hemen bütün şiirlerine hakim olan konu, dünyanın faniliği ve ölüm tema­larıdır. Ecelin hükümdar, zengin fakir, güzel çirkin demeden herkes için mukadder olduğuna dikkat çeken şair, devlet, varlık, güzellik gibi geçici şeylerle gururlanmayı ve bir viraneden ibaret olan şu dünyada gaflet uykusundan uyanıp Kur'an'a sarılmayı tavsiye eder. Şeyyad Hamza'nın bu zamana kadar 15 manzumesi bulunmuş ve bunlar ayrı kişiler tarafından farklı yerlerde yayımlanmıştır.

Şeyyad Hamza ARUZ ÖLÇÜSÜ ve HECE ÖLÇÜleriyle şiirler söyleyebilen, İslam kültürünü kavramış gezgin bir mutasavvuftır. Hece ile yazdığı parçalar nazım tekniği itibari ile güzeldir. Aruzla yazdığı parçalarda pek başarılı olamamıştır. Ayrıca şiirlerinde Türk ve Divan Şiiriinin kuruluşundan çizgiler vardır. Klasik şiirlerinde özellikle naatları önemlidir. Bu manzumelerinde kuvvetli bir Arapça, Farsça bilgisi ve İslam kültürü hâkimdir.

Daha çok Tasavvufi çehresiyle tanınan Şeyyad Hamza, dörtlük, mesnevi, kaside, gazel gibi nazım şekilleriyle manzum eserler vermiştir. 



EDEBİ YÖNÜ

Şeyyad Hamza, 13. ve 14. yüzyıllar Anadolu’sunda etkin olan Dini Tasavvufi şiiri akımının önemli temsilcilerindendir. Onun varlığı bilinen bazı manzumeleri,Yunus Emre ’yi yaratan edebi ortamın hazırlanmasında katkısının olduğunu göstermektedir. Şairin din dışı iki gazelinin bulunması, onun dini-Tasavvufi kimliğinin yanı sıra dünyevi yönünün de bulunduğunun kanıtıdır. Şiirlerinin eski Anadolu Türkçesi ile yazılmış olmasına karşın Mecmu’atü’n-Nezair’de bulunan bir gazeli doğu Türkçesi özellikleri taşımaktadır. Şeyyad Hamza’nın hem aruzla hem de hece vezniyle yazdığı manzumeleri vardır.  Hece ile yazdığı şiirleri arzulu olanlara göre daha başarılı ve güzeldir.

Şiirlerinde dörtlük, mesnevi, gazel, kaside olmak üzere değişik nazım şekillerini kullanmıştır. Elde bulunan en ünlü eseri Yusuf ile Züleyha a mesnevisidir. Eser, Anadolu sahası Türk edebiyatının, bir başka deyişle Divan Şiirinın bilinen ilkYusuf ile Züleyha ’sı olması bakımından önemlidir. Aruzun fâ’ilâtün / fâ’ilâtün / fâ’ilün kalıbıyla yazılmış olan mesnevi 1529 beyittir. İslami edebiyatların ortak konulu eserlerinden olan Yusuf ile Züleyha ’nın aslı Kur’an’daki Yusuf kıssasına dayanmaktadır. Şeyyad Hamza, ayrıca Kur’an tefsirlerinden de yararlanarak konuyu kendi duygu ve düşünce dünyası içerisinde geliştirerek anlatmıştır. Bazı kaynaklara göre türk edebiyatında daha önce doğu Türkçesi ile yazılmış olan Ali’nin Kıssa-i Yusuf’unun izleri de söz konusu eserde bulunmaktadır. Mesnevinin istinsah tarihi oldukça geç olan eldeki tek yazması, Dehri DİLÇİN tarafından yayımlanmıştır. [5]



ESERLERİ

Onun; 26 beyitlik İçinde redifli manzumesi, 79 beyitlik Dastan-ı Sultan Mahmud mesnevisi,1529 beyitlik Yusuf u Züleyha ve muhtelif şiirleriyle özellikle dini-tasavvufi Türk edebiyatı sahasında önemli bir yeri vardır.

Dâstân-ı Sultan Mahmud:"Fâilâtün fâilâtün fâilûn" kalıbıyla yazılmış 79 beyitlik bir Mesnevidir. Düşünce ve ifade gücü bakı­mından şairin olgunluk çağma ait olduğu tahmin edilebilir.

Destân-ı Yûsuf, Anadolu sahasında manzum olarak yazılan ilk Yusuf ile Züleyha mesnevisidir. Yazıldığı dönemin din ve fikir hayatını yansıtması ve mesnevi tarzının Anadolu´daki ilk örneklerinden olması bakımından edebî yönden olduğu kadar; Eski Anadolu Türkçesinin kuruluş dönemine ait eserlerden biri olarak dil bakımından da oldukça önemlidir. Eser, aynı dönem ve sahadaki diğer telif ve tercümelere oranla, anlaşılır; halk meclislerinde rahatlıkla okunabilmesi için EDEBÎ SANATLAR ve tasvirlerden oldukça arındırılmış, konuşma diline yakın, yalın bir Türkçe ile kaleme alınmıştır. Oldukça sade ve pürüzsüz bir dile sahip olan eser, Eski Anadolu Türkçesi'nin ses ve şekil özelliklerini geniş ölçüde yansıtması bakımından büyük değer taşımaktadır. 39 beyitlik bu mesnevisini Sadettin Buluç, Türk,yat Mecmuası c.15 te tanıtmıştır.

Yusuf hikâyesi, sadece İslam kültürü ve edebiyatına değil, diğer kültürlere ve edebiyatlara da konu olmuştur. Kur´an´da baştan sona bir sure ile anlatılmış ve ahsenü´l-kasas ´ Halk Hikayelerinin en güzeli´ olarak nitelendirilmiş hikaye; aşk, şefkat, kıskançlık, hile, sabır, iftira-yalan, pişmanlık gibi duygusal temaları; rüya gibi ruhsal bir konuyu; kader, mucize gibi pek çok motifi içinde barındırmaktadır. [6]




KAYNAKÇA 

  • [1] Dr. Aslan Tekin Edebiyatımızda İsimler,Elips Yayn., Ankara, 2005, shf505
  • [2] Fuat Köprülü , Türk Edebiyatı Tarihi, Ötüken Yayınları, shf 262-263
  • [3] Fuat Köprülü , Türk Edebiyatı Tarihi, Ötüken Yayınları, shf 262-263
  • [4] Sadettin Buluç, Şeyyad Hamza, Maddesi, TDV İA, C11
  • [5] ( Prof. Dr. Mine MENGİ, Eski Türk Edebiyatı Tarihi, Akçağ Yayınevi, Onuncu baskı, 2004, sayfa 59)
  • [6] Anonim,  http://www.ilknokta.com/urun/88162/Destani-Yusuf.html , son erişim, 23- 12 2012


 HAYATI


Şeyyad Hamza'nın hayatı hakkında çok az şey bilinmektedir. Lami Çelebi, Bursalı (şair 16 yy (ö. 938/1532) Letâif''inde anlatılan iki fıkrada Nasrettin Hoca ile konuşturulmasına ve Akşehir Mezarlığı'nda Şeyyad Ham­za'nın kızı Aslı Hatun'a ait bir mezar kitabesinin bulunmasına ba­kılarak, onun Nasrettin Hoca ile çağdaş olup Akşehir ve çevresinde yaşamış olabileceği ileri sürülmüştür.

Ayrıca 1348 yılında Akşehir’de olan veba salgını esnasında ölen Kkızı Aslı Hatun için yazdığı mersiyeden de Akşehirli olduğu ve 14 yy ortalarında doğmuş olduğu ortaya çıkmış olur.[1]

Şeyyad, tüksek sesli şiir okuyanlara, kalenderi, Babai, Bahai, gibi şehir şehir köy köy gezen dervişlere dendiği için Şeyyad Hamza’nın batını bir derviş olabileceği düşünülmektedir. Fuat Köprülü onun bir Kalenderi veya Babai dervişi olduğu düşüncesindedir. [2] Köprülü’ye göre Şeyyad Hamza serseri hayat yaşayan bir derviştir ve hem şehir hem de köy kökenli dervişlere uygun tarzlarda eser yazmıştır. Şeyyad Hamza’yı Yesevi yolunda gören Köprülü “ eserlerini  sufiyane mahiyette propaganda amaçlı yazdığını, sanat gayesi gütmediğini” belirtir. ( Köprülü age. Shf 262)  Köprülü Ahmet Fakit, Ahmet Yesevi ve Şeyyad Hamza’nın Yunus’u oluşturan şairler olduğu düşüncesindedir.

Şeyyad Hamza’yı da ilk kez tanıtan ve 13. yüzyılda Anadolu’da yaşamış olduğunu bildiren Fuat Köprülü’dür. Şeyyad Hamza gezgin bir şair olup ARUZ ÖLÇÜSÜ ve HECE ÖLÇÜleriyle din vetasavvuf konusunda  şiirler yazmıştır. Kızının Akşehir’de bulunan mezar taşından, Şeyyad Hamza’nın Akşehir’den veya yöresinden olduğu sanılmaktadır.[3]

Ancak kızı Aslı Hatun'a ait mezar taşlarını bulan Rıfkı Melul Meriç, kitabedeki 749 (1348) yılına bakarak aradaki zaman farkı dolayısıyla, 16.Yüzyıl da vefat eden kişinin 13. ve 14. Yüzyılda yaşa­dığı kabul edilen bir kimsenin kızı olmasını tereddütle karşılar. Fakat elinde başka delil olmadığından kesin bir şey söyleyemez. Ancak son yıllarda yapılan araştırmalarda, Şayyad Hamza'ya ait yeni şiirlerin ortaya çıkmasıyla edinilen bilgi­ler ışığında onun 1348 yılında hayatta olduğu, bu güne kadar zan­nedildiği gibi Şeyyad Hamza'nın 13. Yüzyılşairi değil, en iyimser tahminle 13. Yüzyıl yüz yılın son çeyreği ile  14. Yüzyılın ilk yarısında yaşamış olduğu kesinlik kazanmıştır. [4]




Sanatı ve ilk divan şairlerinden biri kabul edilmesi

Şeyyad Hamza'nın ele geçen şiirlerinde, ikisi hariç, dinî ve tasavvufî düşünceler ağır basmaktadır. İki adet şirinin din dışı konularda olması onun Hoca Dehhani ile birlikte ve Hoca Dehhani'den sonra ikinci Divan Şairi olduğunu gösterir.Hemen hemen bütün şiirlerine hakim olan konu, dünyanın faniliği ve ölüm tema­larıdır. Ecelin hükümdar, zengin fakir, güzel çirkin demeden herkes için mukadder olduğuna dikkat çeken şair, devlet, varlık, güzellik gibi geçici şeylerle gururlanmayı ve bir viraneden ibaret olan şu dünyada gaflet uykusundan uyanıp Kur'an'a sarılmayı tavsiye eder. Şeyyad Hamza'nın bu zamana kadar 15 manzumesi bulunmuş ve bunlar ayrı kişiler tarafından farklı yerlerde yayımlanmıştır.

Şeyyad Hamza ARUZ ÖLÇÜSÜ ve HECE ÖLÇÜleriyle şiirler söyleyebilen, İslam kültürünü kavramış gezgin bir mutasavvuftır. Hece ile yazdığı parçalar nazım tekniği itibari ile güzeldir. Aruzla yazdığı parçalarda pek başarılı olamamıştır. Ayrıca şiirlerinde Türk ve Divan Şiiriinin kuruluşundan çizgiler vardır. Klasik şiirlerinde özellikle naatları önemlidir. Bu manzumelerinde kuvvetli bir Arapça, Farsça bilgisi ve İslam kültürü hâkimdir.

Daha çok Tasavvufi çehresiyle tanınan Şeyyad Hamza, dörtlük, mesnevi, kaside, gazel gibi nazım şekilleriyle manzum eserler vermiştir. 



EDEBİ YÖNÜ

Şeyyad Hamza, 13. ve 14. yüzyıllar Anadolu’sunda etkin olan Dini Tasavvufi şiiri akımının önemli temsilcilerindendir. Onun varlığı bilinen bazı manzumeleri,Yunus Emre ’yi yaratan edebi ortamın hazırlanmasında katkısının olduğunu göstermektedir. Şairin din dışı iki gazelinin bulunması, onun dini-Tasavvufi kimliğinin yanı sıra dünyevi yönünün de bulunduğunun kanıtıdır. Şiirlerinin eski Anadolu Türkçesi ile yazılmış olmasına karşın Mecmu’atü’n-Nezair’de bulunan bir gazeli doğu Türkçesi özellikleri taşımaktadır. Şeyyad Hamza’nın hem aruzla hem de hece vezniyle yazdığı manzumeleri vardır.  Hece ile yazdığı şiirleri arzulu olanlara göre daha başarılı ve güzeldir.

Şiirlerinde dörtlük, mesnevi, gazel, kaside olmak üzere değişik nazım şekillerini kullanmıştır. Elde bulunan en ünlü eseri Yusuf ile Züleyha a mesnevisidir. Eser, Anadolu sahası Türk edebiyatının, bir başka deyişle Divan Şiirinın bilinen ilkYusuf ile Züleyha ’sı olması bakımından önemlidir. Aruzun fâ’ilâtün / fâ’ilâtün / fâ’ilün kalıbıyla yazılmış olan mesnevi 1529 beyittir. İslami edebiyatların ortak konulu eserlerinden olan Yusuf ile Züleyha ’nın aslı Kur’an’daki Yusuf kıssasına dayanmaktadır. Şeyyad Hamza, ayrıca Kur’an tefsirlerinden de yararlanarak konuyu kendi duygu ve düşünce dünyası içerisinde geliştirerek anlatmıştır. Bazı kaynaklara göre türk edebiyatında daha önce doğu Türkçesi ile yazılmış olan Ali’nin Kıssa-i Yusuf’unun izleri de söz konusu eserde bulunmaktadır. Mesnevinin istinsah tarihi oldukça geç olan eldeki tek yazması, Dehri DİLÇİN tarafından yayımlanmıştır. [5]



ESERLERİ

Onun; 26 beyitlik İçinde redifli manzumesi, 79 beyitlik Dastan-ı Sultan Mahmud mesnevisi,1529 beyitlik Yusuf u Züleyha ve muhtelif şiirleriyle özellikle dini-tasavvufi Türk edebiyatı sahasında önemli bir yeri vardır.

Dâstân-ı Sultan Mahmud:"Fâilâtün fâilâtün fâilûn" kalıbıyla yazılmış 79 beyitlik bir Mesnevidir. Düşünce ve ifade gücü bakı­mından şairin olgunluk çağma ait olduğu tahmin edilebilir.

Destân-ı Yûsuf, Anadolu sahasında manzum olarak yazılan ilk Yusuf ile Züleyha mesnevisidir. Yazıldığı dönemin din ve fikir hayatını yansıtması ve mesnevi tarzının Anadolu´daki ilk örneklerinden olması bakımından edebî yönden olduğu kadar; Eski Anadolu Türkçesinin kuruluş dönemine ait eserlerden biri olarak dil bakımından da oldukça önemlidir. Eser, aynı dönem ve sahadaki diğer telif ve tercümelere oranla, anlaşılır; halk meclislerinde rahatlıkla okunabilmesi için EDEBÎ SANATLAR ve tasvirlerden oldukça arındırılmış, konuşma diline yakın, yalın bir Türkçe ile kaleme alınmıştır. Oldukça sade ve pürüzsüz bir dile sahip olan eser, Eski Anadolu Türkçesi'nin ses ve şekil özelliklerini geniş ölçüde yansıtması bakımından büyük değer taşımaktadır. 39 beyitlik bu mesnevisini Sadettin Buluç, Türk,yat Mecmuası c.15 te tanıtmıştır.

Yusuf hikâyesi, sadece İslam kültürü ve edebiyatına değil, diğer kültürlere ve edebiyatlara da konu olmuştur. Kur´an´da baştan sona bir sure ile anlatılmış ve ahsenü´l-kasas ´ Halk Hikayelerinin en güzeli´ olarak nitelendirilmiş hikaye; aşk, şefkat, kıskançlık, hile, sabır, iftira-yalan, pişmanlık gibi duygusal temaları; rüya gibi ruhsal bir konuyu; kader, mucize gibi pek çok motifi içinde barındırmaktadır. [6]




KAYNAKÇA 

  • [1] Dr. Aslan Tekin Edebiyatımızda İsimler,Elips Yayn., Ankara, 2005, shf505
  • [2] Fuat Köprülü , Türk Edebiyatı Tarihi, Ötüken Yayınları, shf 262-263
  • [3] Fuat Köprülü , Türk Edebiyatı Tarihi, Ötüken Yayınları, shf 262-263
  • [4] Sadettin Buluç, Şeyyad Hamza, Maddesi, TDV İA, C11
  • [5] ( Prof. Dr. Mine MENGİ, Eski Türk Edebiyatı Tarihi, Akçağ Yayınevi, Onuncu baskı, 2004, sayfa 59)
  • [6] Anonim,  http://www.ilknokta.com/urun/88162/Destani-Yusuf.html , son erişim, 23- 12 2012


 HAYATI


Şeyyad Hamza'nın hayatı hakkında çok az şey bilinmektedir. Lami Çelebi, Bursalı (şair 16 yy (ö. 938/1532) Letâif''inde anlatılan iki fıkrada Nasrettin Hoca ile konuşturulmasına ve Akşehir Mezarlığı'nda Şeyyad Ham­za'nın kızı Aslı Hatun'a ait bir mezar kitabesinin bulunmasına ba­kılarak, onun Nasrettin Hoca ile çağdaş olup Akşehir ve çevresinde yaşamış olabileceği ileri sürülmüştür.

Ayrıca 1348 yılında Akşehir’de olan veba salgını esnasında ölen Kkızı Aslı Hatun için yazdığı mersiyeden de Akşehirli olduğu ve 14 yy ortalarında doğmuş olduğu ortaya çıkmış olur.[1]

Şeyyad, tüksek sesli şiir okuyanlara, kalenderi, Babai, Bahai, gibi şehir şehir köy köy gezen dervişlere dendiği için Şeyyad Hamza’nın batını bir derviş olabileceği düşünülmektedir. Fuat Köprülü onun bir Kalenderi veya Babai dervişi olduğu düşüncesindedir. [2] Köprülü’ye göre Şeyyad Hamza serseri hayat yaşayan bir derviştir ve hem şehir hem de köy kökenli dervişlere uygun tarzlarda eser yazmıştır. Şeyyad Hamza’yı Yesevi yolunda gören Köprülü “ eserlerini  sufiyane mahiyette propaganda amaçlı yazdığını, sanat gayesi gütmediğini” belirtir. ( Köprülü age. Shf 262)  Köprülü Ahmet Fakit, Ahmet Yesevi ve Şeyyad Hamza’nın Yunus’u oluşturan şairler olduğu düşüncesindedir.

Şeyyad Hamza’yı da ilk kez tanıtan ve 13. yüzyılda Anadolu’da yaşamış olduğunu bildiren Fuat Köprülü’dür. Şeyyad Hamza gezgin bir şair olup ARUZ ÖLÇÜSÜ ve HECE ÖLÇÜleriyle din vetasavvuf konusunda  şiirler yazmıştır. Kızının Akşehir’de bulunan mezar taşından, Şeyyad Hamza’nın Akşehir’den veya yöresinden olduğu sanılmaktadır.[3]

Ancak kızı Aslı Hatun'a ait mezar taşlarını bulan Rıfkı Melul Meriç, kitabedeki 749 (1348) yılına bakarak aradaki zaman farkı dolayısıyla, 16.Yüzyıl da vefat eden kişinin 13. ve 14. Yüzyılda yaşa­dığı kabul edilen bir kimsenin kızı olmasını tereddütle karşılar. Fakat elinde başka delil olmadığından kesin bir şey söyleyemez. Ancak son yıllarda yapılan araştırmalarda, Şayyad Hamza'ya ait yeni şiirlerin ortaya çıkmasıyla edinilen bilgi­ler ışığında onun 1348 yılında hayatta olduğu, bu güne kadar zan­nedildiği gibi Şeyyad Hamza'nın 13. Yüzyılşairi değil, en iyimser tahminle 13. Yüzyıl yüz yılın son çeyreği ile  14. Yüzyılın ilk yarısında yaşamış olduğu kesinlik kazanmıştır. [4]




Sanatı ve ilk divan şairlerinden biri kabul edilmesi

Şeyyad Hamza'nın ele geçen şiirlerinde, ikisi hariç, dinî ve tasavvufî düşünceler ağır basmaktadır. İki adet şirinin din dışı konularda olması onun Hoca Dehhani ile birlikte ve Hoca Dehhani'den sonra ikinci Divan Şairi olduğunu gösterir.Hemen hemen bütün şiirlerine hakim olan konu, dünyanın faniliği ve ölüm tema­larıdır. Ecelin hükümdar, zengin fakir, güzel çirkin demeden herkes için mukadder olduğuna dikkat çeken şair, devlet, varlık, güzellik gibi geçici şeylerle gururlanmayı ve bir viraneden ibaret olan şu dünyada gaflet uykusundan uyanıp Kur'an'a sarılmayı tavsiye eder. Şeyyad Hamza'nın bu zamana kadar 15 manzumesi bulunmuş ve bunlar ayrı kişiler tarafından farklı yerlerde yayımlanmıştır.

Şeyyad Hamza ARUZ ÖLÇÜSÜ ve HECE ÖLÇÜleriyle şiirler söyleyebilen, İslam kültürünü kavramış gezgin bir mutasavvuftır. Hece ile yazdığı parçalar nazım tekniği itibari ile güzeldir. Aruzla yazdığı parçalarda pek başarılı olamamıştır. Ayrıca şiirlerinde Türk ve Divan Şiiriinin kuruluşundan çizgiler vardır. Klasik şiirlerinde özellikle naatları önemlidir. Bu manzumelerinde kuvvetli bir Arapça, Farsça bilgisi ve İslam kültürü hâkimdir.

Daha çok Tasavvufi çehresiyle tanınan Şeyyad Hamza, dörtlük, mesnevi, kaside, gazel gibi nazım şekilleriyle manzum eserler vermiştir. 



EDEBİ YÖNÜ

Şeyyad Hamza, 13. ve 14. yüzyıllar Anadolu’sunda etkin olan Dini Tasavvufi şiiri akımının önemli temsilcilerindendir. Onun varlığı bilinen bazı manzumeleri,Yunus Emre ’yi yaratan edebi ortamın hazırlanmasında katkısının olduğunu göstermektedir. Şairin din dışı iki gazelinin bulunması, onun dini-Tasavvufi kimliğinin yanı sıra dünyevi yönünün de bulunduğunun kanıtıdır. Şiirlerinin eski Anadolu Türkçesi ile yazılmış olmasına karşın Mecmu’atü’n-Nezair’de bulunan bir gazeli doğu Türkçesi özellikleri taşımaktadır. Şeyyad Hamza’nın hem aruzla hem de hece vezniyle yazdığı manzumeleri vardır.  Hece ile yazdığı şiirleri arzulu olanlara göre daha başarılı ve güzeldir.

Şiirlerinde dörtlük, mesnevi, gazel, kaside olmak üzere değişik nazım şekillerini kullanmıştır. Elde bulunan en ünlü eseri Yusuf ile Züleyha a mesnevisidir. Eser, Anadolu sahası Türk edebiyatının, bir başka deyişle Divan Şiirinın bilinen ilkYusuf ile Züleyha ’sı olması bakımından önemlidir. Aruzun fâ’ilâtün / fâ’ilâtün / fâ’ilün kalıbıyla yazılmış olan mesnevi 1529 beyittir. İslami edebiyatların ortak konulu eserlerinden olan Yusuf ile Züleyha ’nın aslı Kur’an’daki Yusuf kıssasına dayanmaktadır. Şeyyad Hamza, ayrıca Kur’an tefsirlerinden de yararlanarak konuyu kendi duygu ve düşünce dünyası içerisinde geliştirerek anlatmıştır. Bazı kaynaklara göre türk edebiyatında daha önce doğu Türkçesi ile yazılmış olan Ali’nin Kıssa-i Yusuf’unun izleri de söz konusu eserde bulunmaktadır. Mesnevinin istinsah tarihi oldukça geç olan eldeki tek yazması, Dehri DİLÇİN tarafından yayımlanmıştır. [5]



ESERLERİ

Onun; 26 beyitlik İçinde redifli manzumesi, 79 beyitlik Dastan-ı Sultan Mahmud mesnevisi,1529 beyitlik Yusuf u Züleyha ve muhtelif şiirleriyle özellikle dini-tasavvufi Türk edebiyatı sahasında önemli bir yeri vardır.

Dâstân-ı Sultan Mahmud:"Fâilâtün fâilâtün fâilûn" kalıbıyla yazılmış 79 beyitlik bir Mesnevidir. Düşünce ve ifade gücü bakı­mından şairin olgunluk çağma ait olduğu tahmin edilebilir.

Destân-ı Yûsuf, Anadolu sahasında manzum olarak yazılan ilk Yusuf ile Züleyha mesnevisidir. Yazıldığı dönemin din ve fikir hayatını yansıtması ve mesnevi tarzının Anadolu´daki ilk örneklerinden olması bakımından edebî yönden olduğu kadar; Eski Anadolu Türkçesinin kuruluş dönemine ait eserlerden biri olarak dil bakımından da oldukça önemlidir. Eser, aynı dönem ve sahadaki diğer telif ve tercümelere oranla, anlaşılır; halk meclislerinde rahatlıkla okunabilmesi için EDEBÎ SANATLAR ve tasvirlerden oldukça arındırılmış, konuşma diline yakın, yalın bir Türkçe ile kaleme alınmıştır. Oldukça sade ve pürüzsüz bir dile sahip olan eser, Eski Anadolu Türkçesi'nin ses ve şekil özelliklerini geniş ölçüde yansıtması bakımından büyük değer taşımaktadır. 39 beyitlik bu mesnevisini Sadettin Buluç, Türk,yat Mecmuası c.15 te tanıtmıştır.

Yusuf hikâyesi, sadece İslam kültürü ve edebiyatına değil, diğer kültürlere ve edebiyatlara da konu olmuştur. Kur´an´da baştan sona bir sure ile anlatılmış ve ahsenü´l-kasas ´ Halk Hikayelerinin en güzeli´ olarak nitelendirilmiş hikaye; aşk, şefkat, kıskançlık, hile, sabır, iftira-yalan, pişmanlık gibi duygusal temaları; rüya gibi ruhsal bir konuyu; kader, mucize gibi pek çok motifi içinde barındırmaktadır. [6]




KAYNAKÇA 

  • [1] Dr. Aslan Tekin Edebiyatımızda İsimler,Elips Yayn., Ankara, 2005, shf505
  • [2] Fuat Köprülü , Türk Edebiyatı Tarihi, Ötüken Yayınları, shf 262-263
  • [3] Fuat Köprülü , Türk Edebiyatı Tarihi, Ötüken Yayınları, shf 262-263
  • [4] Sadettin Buluç, Şeyyad Hamza, Maddesi, TDV İA, C11
  • [5] ( Prof. Dr. Mine MENGİ, Eski Türk Edebiyatı Tarihi, Akçağ Yayınevi, Onuncu baskı, 2004, sayfa 59)
  • [6] Anonim,  http://www.ilknokta.com/urun/88162/Destani-Yusuf.html , son erişim, 23- 12 2012


Yorumlar